İÇİNDEKİLER
1. Giriş
2. Dikkat Ekonomisi: Sosyal Medyanın İş Modeli ve Etik Sorumluluğu
3. Sosyal Medya Bağımlılığı Yaratan 5 Karanlık Tasarım Kalıbı
3.1. Sonsuz Kaydırma (Infinite Scrolling)
3.2. Otomatik Oynatma (Autoplay)
3.3. Yenileme-Çekme (Pull-to-Refresh)
3.4. Sosyal Yatırım (Social Investment)
3.5. Öneri Sistemleri (Recommendations)
4. Sosyal Medya Bağımlılığının Etik Boyutu
5. Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (FOMO) ve Sosyal Medya Kullanımı
6. Türkiye’de Sosyal Medya Bağımlılığı: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bulgular
7. Sistemik ve Bireysel Düzeyde Çözüm Önerileri
8. Uygulama
8.1. one sec
8.2. News Feed Eradicator
8.3. Unhook
9. Sonuç
10. Kaynakça
1. Giriş
Hayatımızın tam merkezine yerleşen sosyal medya, iletişim kurma, eğlenme ve bilgiye ulaşma şeklimizi tamamen değiştirdi. Çoğumuz “sadece bir bildirime bakıp çıkacağım” diyerek girdiğimiz uygulamalarda farkında bile olmadan saatlerimizi harcıyoruz. Sonra da ekranı kapatıp “Yine irademe yenik düştüm” diye kendimizi suçluyoruz.
Ama aslında durum pek de öyle değil. Akademik araştırmalar, faturayı kendi irade zayıflığımıza kesmemizin çok haksız bir yorum olduğunu söylüyor. Gerçek şu: Sosyal medya, bizi ekrana olabildiğince uzun süre kilitlemek için insan psikolojisinin ve davranış biliminin tüm zaaflarından yararlanılarak tasarlanıyor.
Uzmanların “karanlık tasarım” (dark patterns) ya da “ikna edici tasarım” dediği bu taktikler her yerde karşımızda. Hiç bitmeyen “sonsuz kaydırma” özelliği, siz hiçbir şeye dokunmadan bir sonrakine geçen videolar, bitmek bilmeyen anlık bildirimler ve beynimize ödül gibi gelen o beğeni sayıları… Karşımızda insan psikolojisini çok iyi bilen yüzlerce uzmanı çalıştıran dev şirketler var ve biz sıradan kullanıcılar olarak bu numaralardan tamamen habersiziz. Haliyle bu çok adaletsiz bir savaş. O yüzden mesele basit bir “kendine hakim olamama” durumu değil; doğrudan tasarım etiğini, kullanıcı haklarını ve bu dev şirketlerin denetlenmesini konuşmamız gereken yapısal bir sorun.
2. Dikkat Ekonomisi: Sosyal Medyanın İş Modeli ve Etik Sorumluluğu
Peki bu platformlar neden bizi içeride tutmaya bu kadar hevesli? Cevap tek kelimeyle: Dikkat ekonomisi.
Ta 1971’de Nobel ödüllü ekonomist Herbert Simon’ın söylediği bir söz var: Eğer ortada çok fazla bilgi varsa, insanların “dikkati” kısıtlı ve değerli bir kaynağa dönüşür. İşte sosyal medyanın üzerine kurulduğu temel de tam olarak bu. Normal bir işletmede bir ürün alırsınız, parasını verirsiniz ve müşteri siz olursunuz. Ancak sosyal medyada durum farklı; burada “ürün” bizzat sizin dikkatinizdir. Şirketler sizin dikkatinizi toplar ve bunu reklamverenlere satar.
Haliyle bu iş modeli, uygulamaların nasıl tasarlanacağını doğrudan belirliyor. Ekranda geçirdiğiniz her fazladan dakika, onların kasasına giren ekstra reklam geliri demek. Dolayısıyla, araştırmacıların da üzerine basa basa vurguladığı gibi, bağımlılık yapıcı bu tasarımlar bir kaza ya da hata değil. Sistem tam olarak böyle çalışmak üzere kurulmuş durumda. Sorun tesadüfi birkaç kötü tasarımdan değil, şirketleri kasıtlı olarak “kullanıcıya zarar verecek” tasarımlar yapmaya teşvik eden iş modelinin ta kendisinden kaynaklanıyor.
İşte tam da bu yüzden, sosyal medya bağımlılığını sigara veya alkol gibi bağımlılıklarla kıyaslarken çok kritik bir ayrım yapmak zorundayız. Sigarada bağımlılık, o tütün bitkisinin ve üretim sürecinin doğal bir “yan etkisidir”. Sosyal medyada ise bağımlılık yaratan şey, ürünün ta kendisidir; tasarımcılar bizi içeride tutacak bu unsurları bilerek, isteyerek ve ilmek ilmek işlerler. Bu yüzden karşımızdaki tablo sıradan bir bağımlılık tartışmasının çok ötesinde, çok daha derin ve çözülmesi gereken etik bir problemdir.
3. Sosyal Medya Bağımlılığı Yaratan 5 Karanlık Tasarım Kalıbı
Monge Roffarello ve De Russis (2022), karanlık tasarım kalıplarını kullanıcı özerkliğini aşındıran ve teknoloji bağımlılığını besleyen arayüz unsurları olarak tanımlamıştır. Araştırmacılar, sosyal medya platformlarında yaygın olarak kullanılan beş temel karanlık tasarım kalıbını sınıflandırmıştır.
3.1. Sonsuz Kaydırma (Infinite Scrolling)
Sonsuz kaydırma, kullanıcı doğal bir durma noktasına ulaşmadan içeriğin sürekli yüklenmesini sağlayan bir tasarım tercihidir. Aslında geleneksel sayfalandırma sistemlerinde bir sayfa biter. Kullanıcı devam etmek için bilinçli karar vermek zorunda kalır. Bu durma noktası, kullanıcıya “devam etmek istiyor muyum?” sorusunu sorma fırsatı tanır. Sonsuz kaydırma bu fırsatı tamamen ortadan kaldırır.
Monge Roffarello ve De Russis (2022), bu özelliğin kullanıcıyı uygulamada uzun tutmak amacıyla bilinçli olarak hayata geçirildiğini vurgular. Bhargava ve Velasquez (2021) ise bu mekanizmanın kullanıcının özerk karar verme kapasitesini zayıflattığını öne sürmektedir.
3.2. Otomatik Oynatma (Autoplay)
Otomatik oynatma, bir içerik bittiğinde kullanıcının herhangi bir eylemde bulunmasına gerek kalmadan bir sonraki içeriğin başlaması anlamına gelmektedir. YouTube gibi platformlarda standart hâle gelen bu özellik, durma kararını kullanıcıdan alır. Kullanıcı pasif kalmayı sürdürür. Bu nedenle içerik tüketimi otomatik olarak devam eder. Monge Roffarello ve De Russis (2022), bu özelliğin kesintisiz tüketimi teşvik ettiğini ve otomatik bağımlılık döngüleri oluşturduğunu belirtmektedir.
3.3. Yenileme-Çekme (Pull-to-Refresh)
Yenileme-çekme, kullanıcının ekranı aşağıya doğru çekerek akışı yenilemesini sağlayan tasarımdır. Bu hareket, davranışsal psikolojide “değişken ödül programı” (variable ratio reinforcement schedule) olarak adlandırılan mekanizmayla yakından ilişkilidir. Bir ödülün ne zaman geleceği belirsiz olduğunda, ödülü beklemek bağımlılık yaratıcı bir niteliğe bürünür. Akış yenilendiğinde ne görüleceği belirsizdir. Bu durum beynin dopamin sistemini harekete geçirir. Merak ile beklenti döngüsü oluşturur.
3.4. Sosyal Yatırım (Social Investment)
Sosyal yatırım, beğeni sayıları, görüntülenme rakamları ve bildirimler gibi geri bildirim mekanizmalarını kapsamaktadır. Monge Roffarello ve De Russis (2022), bu tasarım kalıbının kullanıcıların sosyal tanınma gereksinimini sömürdüğünü vurgular. Ayrıca bu durum platformlara tekrar tekrar dönmeyi tetikleyen bir pekiştirme döngüsü oluşturur. Bir gönderi paylaşan kullanıcının “kaç beğeni aldım?” sorusuyla platforma geri dönmesi tasarımsal olarak öngörülmüş bir davranıştır.
3.5. Öneri Sistemleri (Recommendations)
Öneri sistemleri, yapay zekâ destekli algoritmaların kullanıcıya kendi izleme geçmişine göre içerik sunmasıdır. TikTok’un “For You” akışı bu sistemin gelişmiş bir örneğidir. Kullanıcı bir sonraki içeriğe yönlendirilirken bilinçli kontrol çoğunlukla devre dışı bırakılır. Kullanıcı ne izlediğine değil, ne izlemekten kendini alıkoyamadığına odaklanır.
Bu beş teknik birbirinden yalıtılmış unsurlar olmayıp eş zamanlı ve uyumlu biçimde çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Bu teknikler bir araya geldiğinde kullanıcının bilinçli kontrolünü neredeyse tamamen devre dışı bırakır.
4. Sosyal Medya Bağımlılığının Etik Boyutu
Sosyal medya bağımlılığı kamuoyunda çoğunlukla bireysel öz-denetim sorunu olarak çerçevelenmektedir. Oysa Bhargava ve Velasquez’in (2021) çalışması bu yaklaşımın yetersiz kaldığını öne sürmektedir. Yazarlara göre bu tezin merkezinde iki temel argüman yer almaktadır.
Birincisi, bilinçli rıza eksikliğidir. Kullanıcılar platformları bağımlılık yaratan tasarım mekanizmalarından büyük ölçüde habersiz biçimde kullanır. Dikkatlerinin sistematik biçimde sömürüldüğünün farkına varamazlar. Bhargava ve Velasquez (2021), bu durumu “aşağılayıcı” (demeaning) olarak nitelendirmektedir. Kullanıcı, aktif bir seçim yapan birey olarak değil, ekonomik bir hammadde olarak konumlandırılır.
İkincisi, sömürücü zarardır. Sosyal medya şirketleri kullanıcıların psikolojik kırılganlıklarını bilinçli olarak hedef almaktadır. Bu iki argümanın birleşmesiyle sosyal medya bağımlılığı, etik açıdan kabul edilemez bir tasarım pratiği olarak tanımlanmaktadır.
Bu kavramsal çerçeve, sorumluluğun kime atfedileceğine dair önemli bir sonuç doğurmaktadır. Sosyal medya bağımlılığı bireysel bir irade meselesi olarak çerçevelendiğinde sorumluluk kullanıcıya yıkılır. Oysa asıl sorumluluk, tasarımcıların ve şirketlerin etik yükümlülüklerinde aranmalıdır.
“Sosyal medya şirketleri, platformlarını yaygın biçimde bağımlılık yaratacak şekilde tasarlamaktadır… Sosyal medya bağımlılığı, alkol ve sigara gibi daha tanıdık bağımlılık yapan ürünlerin gündeme getirmediği eşsiz etik kaygılar doğurmaktadır.” (Bhargava ve Velasquez, 2021, s. 321)
5. Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (FOMO) ve Sosyal Medya Kullanımı
Franchina ve diğerleri (2018), gelişmeleri kaçırma korkusu (fear of missing out, FOMO) ile sosyal medya kullanımı arasındaki ilişkiyi 2.663 Flaman ergen üzerinde incelemiştir. Araştırmacılar FOMO’yu, başkalarının yaşadığı ödüllendirici deneyimleri kaçırıyor olabileceğinin farkına varmaktan kaynaklanan ve insanları başkalarının ne yaptığından sürekli haberdar olmaya iten bir kaygı durumu olarak tanımlamaktadır.
FOMO, hem ergenlerin sosyal medya platformlarını ne sıklıkla kullandığının hem de aktif olarak kaç platform kullandığının pozitif yordayıcısıdır. Yani FOMO seviyesi yüksek olan bir ergen, hem sosyal medyaya daha sık girmekte hem de eş zamanlı olarak daha fazla sayıda platform kullanmaktadır. Bu bulgu, FOMO’nun sosyal medya bağımlılığının ardındaki temel psikolojik mekanizmalardan biri olduğunu kanıtlamaktadır.
Öte yandan FOMO etkisinin daha mahrem nitelikteki platformlarda (Facebook, Snapchat) daha kamusal nitelikteki platformlara (Twitter, YouTube) kıyasla anlamlı biçimde daha güçlü olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, yakın arkadaş çevresine ait paylaşımları kaçırma kaygısının daha geniş kamusal içerikleri kaçırma kaygısından nicel olarak daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu bulgular, önceki bölümde ele alınan tasarım kalıplarıyla doğrudan bağlantılıdır. Sosyal yatırım kalıpları, öneri algoritmaları ve anlık bildirimler, FOMO mekanizmasını tetikleyecek biçimde tasarlanmıştır. Şirketler, kullanıcının “bir şeyi kaçırma korkusu” duygusunu sistematik biçimde aktive ederek onu platforma geri çekmektedir.
6. Türkiye’de Sosyal Medya Bağımlılığı: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bulgular
Uluslararası literatürdeki bulguların Türkiye yansıması, Çağlayan ve Arslantaş’ın (2023) Bağımlılık Dergisi’nde yayımlanan araştırmasıyla incelenebilir. Yazarların üniversite öğrencileri üzerinde yürüttüğü çalışma, Türkiye’deki genç yetişkin nüfusta sosyal medya bağımlılığını etkileyen faktörleri ve bu bağımlılığın depresyon ile FOMO ile olan ilişkisini ele almaktadır.
Çalışmanın bulgularına göre Türkiye’de üniversite öğrencileri arasında sosyal medya bağımlılığı düzeyi ile depresyon ve FOMO arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Başka bir deyişle sosyal medya bağımlılığı arttıkça depresyon belirtileri ve FOMO seviyesi de artmaktadır. Çağlayan ve Arslantaş, bu ilişkinin önemli bir halk sağlığı meselesine işaret ettiğini ve üniversite öğrencileri arasında sosyal medya bağımlılığının ruh sağlığını etkileyen yapısal bir sorun olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Bu bulgular, Franchina ve diğerlerinin (2018) Belçika’daki ergenler üzerinde elde ettiği bulgularla yüksek tutarlılık göstermektedir. FOMO mekanizmasının kültürel ve coğrafi farklılıklara karşın benzer biçimde işlediği anlaşılmakta; bu durum sosyal medya bağımlılığının tasarımın evrensel mantığından kaynaklandığı tezini desteklemektedir.
7. Sistemik ve Bireysel Düzeyde Çözüm Önerileri
Sosyal medyada bağımlılık yaratan tasarım tekniklerine karşı geliştirilen çözümler hem yapısal hem de bireysel düzeyde ele alınmak zorundadır. Bhargava ve Velasquez’in (2021) işaret ettiği üzere, dikkat ekonomisi iş modeli şirketleri zarar verici tasarım kararlarına teşvik ettiği sürece sorunun kalıcı çözümü düzenleyici çerçeveler aracılığıyla mümkün olacaktır.
Avrupa Birliği’nin Şubat 2024 itibarıyla yürürlüğe giren Dijital Hizmetler Yasası (DSA), bu yönde atılmış en kapsamlı yasal adımdır. Yasa; küçüklerin profilinin reklamcılık amacıyla kullanılmasını yasaklamakta, büyük platformlara algoritmik risk değerlendirmesi yükümlülüğü getirmekte ve bağımlılık yaratan tasarım tekniklerine yönelik şeffaflık zorunlulukları öngörmektedir. Türkiye’de ise 2026 yılında açıklanan yeni sosyal medya düzenlemesi yaş doğrulama zorunluluğu ve algoritma denetimine ilişkin ilk adımları içermektedir. Bu düzenleme AB DSA modeliyle kıyaslandığında dark patterns karşıtı mekanizmalar açısından geliştirilmekte olan bir çerçeveye işaret etmektedir.
Yapısal çözümler beklenirken bireysel düzeyde geliştirilmiş araçlar da kullanıcılara somut faydalar sağlayabilmektedir. “Sürtünme” (friction) kavramı bu noktada belirleyici bir çerçeve sunmaktadır. Bağımlılık yaratan tasarımın temelinde dürtüsel davranış ile eylem arasındaki sürtünmenin ortadan kaldırılması yatıyorsa, bireysel araçların amacı bu sürtünmeyi yapay yollarla yeniden yaratmak olmalıdır.
8. Uygulama
Bu bölümde, bireysel düzeyde kullanılabilecek üç ücretsiz araç adım adım tanıtılmaktadır. Her araç için kurulum aşamaları, temel kullanım adımları ve hedef aldığı karanlık tasarım kalıbı ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
8.1. one sec

Şekil 1: one sec Uygulamasının İstatistik Paneli
one sec, hem mobil cihazlar için hem de ücretsiz bir tarayıcı eklentisi olarak kullanılabilmektedir. Bu uygulamanın temel mantığı; dürtü ile eylem arasına birkaç saniyelik bilinçli bir ara ekleyerek otomatik davranış döngüsünü kırmak ve kullanıcıyı bilinçli karar verici konumuna geri taşımaktır.
8.1.1. Kurulum ve Kullanım Adımları
Adım 1: Uygulamayı indirin.
iOS kullanıcıları App Store, Android kullanıcıları Google Play üzerinden “one sec” uygulamasını ücretsiz olarak indirir. Tarayıcı üzerinden kullanmak isteyenler Chrome Web Store veya Firefox Add-ons üzerinden “one sec” eklentisini kurar.
Adım 2: Hedef uygulamaları belirleyin.
Açılış ekranında engellemek istenilen uygulamalar (Instagram, YouTube, TikTok, X gibi) listeden seçilir. Birden fazla platform aynı anda eklenebilmektedir.
Adım 3: Kısayol veya odak modu izni verin.
iOS’ta one sec, Apple Kısayollar (Shortcuts) uygulaması üzerinden çalıştığı için kısayol izni istenir. Android’de erişilebilirlik izni, tarayıcı eklentisinde ise siteleri okuma izni onaylanır.
Adım 4: Engelleme tetikleyicisini test edin.
Seçilen uygulama (örneğin YouTube) açılmaya çalışıldığında one sec devreye girer. Kullanıcıya kısa bir nefes animasyonu sunulur. Animasyonun sonunda ekranda “Gerçekten açmak istiyor musun?” sorusu görüntülenir.
Adım 5: Kararı verin.
Kullanıcı bu noktada iki seçenekten birini tercih eder: “Devam et” seçeneği uygulamayı açar; “Vazgeç” seçeneği ise kullanıcıyı ana ekrana geri döndürür. Bu eşik, dürtüsel açma davranışını bilinçli bir karar adımına dönüştürür.
Adım 6: İstatistikleri izleyin.
Uygulama, kullanıcıya son 24 saatte kaç kez engelleme gerçekleştiğini ve bu sayede ne kadar zaman tasarrufu sağlandığını istatistiksel olarak raporlar. Bu geri bildirim mekanizması, dijital alışkanlıklara ilişkin farkındalığı artıran önemli bir işlev üstlenir.
8.2. News Feed Eradicator

Şekil 2: News Feed Eradicator Eklentisinin Ayar Paneli
News Feed Eradicator, Chrome Web Store ve Firefox Add-ons üzerinden ücretsiz indirilebilen bir tarayıcı eklentisidir. Ek yapılandırma gerektirmeksizin sosyal medya platformlarının akış (feed) bölümlerini otomatik olarak gizler. Böylece kullanıcı platforma yalnızca belirli bir amaç doğrultusunda erişebilir hâle gelir ve sonsuz kaydırma döngüsünden kurtulur.
8.2.1. Kurulum ve Kullanım Adımları
Adım 1: Eklentiyi mağazadan ekleyin.
Chrome kullanıcıları Chrome Web Store, Firefox kullanıcıları Firefox Add-ons mağazasında “News Feed Eradicator” aramasını yapar. “Add to Chrome” / “Add to Firefox” düğmesine tıklayarak eklentiyi kurun.
Adım 2: Eklenti simgesini sabitleyin.
Tarayıcının sağ üst köşesindeki bulmaca parçası simgesinden eklenti listesi açılır. News Feed Eradicator yanındaki raptiye simgesine tıklayın. Eklenti araç çubuğuna sabitlenir.
Adım 3: Desteklenen platformları açın.
Facebook, Instagram, Twitter/X, LinkedIn, YouTube, Reddit veya Threads platformlarından herhangi biri yeni bir sekmede açıldığında eklenti otomatik olarak devreye girer ve ana akış gizlenir.
Adım 4: Akış yerine motive edici alıntı görün.
Akışın yer aldığı bölgede artık ya boş bir alan ya da kullanıcının önceden tanımladığı motive edici bir alıntı görüntülenir. Bu sayede kullanıcı, dikkati dağıtıcı içeriklerden korunmuş olur.
Adım 5: Platform bazında ince ayar yapın.
Eklenti simgesine tıklanarak ayarlar panelinden her platform için hangi bölgelerin gizleneceği özelleştirilir. Örneğin Instagram’da ana akış, hikayeler ve “Sizin için önerilenler” bölümleri bağımsız olarak açılıp kapatılabilir.
Adım 6: Temel işlevlere erişimi koruyun.
Kullanıcının mesajlaşma, arama ve profil işlevlerine erişimi sürmektedir. Bu sayede platformu tamamen terk etmek istemeyen ancak sonsuz kaydırma alışkanlığını kırmak isteyen kullanıcılar için dengeli bir çözüm sunar.
8.3. Unhook

Şekil 3: Unhook Eklentisinin Ayar Paneli
Unhook, Chrome ve Firefox için ücretsiz olarak kurulabilen bir eklentidir. YouTube’un öneri algoritmasını, otomatik oynatma özelliğini ve dikkat dağıtıcı arayüz unsurlarını gizleyerek kullanıcının yalnızca aradığı içeriği izlemesine olanak tanır.
8.3.1. Kurulum ve Kullanım Adımları
Adım 1: Eklentiyi tarayıcınıza ekleyin.
Chrome Web Store veya Firefox Add-ons üzerinden “Unhook” aratılır ve “Add to Chrome” / “Add to Firefox” düğmesi ile kurulum tamamlanır.
Adım 2: YouTube’u açın ve eklentinin etkin olduğunu doğrulayın.
Yeni bir sekmede youtube.com açıldığında Unhook devreye girer. Buradan tarayıcı çubuğundaki eklenti simgesine tıklanarak ayarlar paneli görüntülenir.
Adım 3: Öneri algoritmasını gizleyin.
Ayarlar panelinden “Hide Home Feed”, “Hide Recommended Videos” ve “Hide Trending” gibi seçenekler etkinleştirilir. Bu sayede ana sayfa, kenar çubuğu ve trendler bölümündeki algoritmik öneriler kaldırılır.
Adım 4: Otomatik oynatmayı devre dışı bırakın.
“Disable Autoplay” seçeneği etkinleştirildiğinde bir video bittiğinde bir sonraki içeriğin otomatik başlaması engellenir. Böylece otomatik oynatma karanlık kalıbına doğrudan müdahale eder.
Adım 5: “Redirect to Subscriptions” seçeneğini açın.
Bu seçenek etkinleştirildiğinde kullanıcı YouTube’u açtığında algoritmik ana sayfa yerine doğrudan abone olduğu kanalların listesine yönlendirir. Böylece platforma girişin kendisi de amaç odaklı hâle gelir.
Adım 6: Aramaya odaklı kullanımı sürdürün.
Eklenti, arama çubuğunu ve abone olunan kanalları gizlemediği için kullanıcı belirli bir içeriği aramaya veya takip ettiği kanalları izlemeye devam eder. Böylece YouTube’u tamamen terk etmeden algoritmik bağımlılık döngüsünden çıkmayı mümkün kılar.
9. Sonuç
Bu çalışmada sosyal medya bağımlılığı, tasarım etiği penceresinden incelenmiştir. Sorunun dikkat ekonomisi iş modelinin yapısal mantığında yattığı ortaya konmuştur. Şirketler, kullanıcının dikkatini metalaştıran ve onu sömürücü biçimde işleme tabi tutan bir sistem inşa etmiştir.
Sosyal medya bağımlılığının çok katmanlı bir tasarım etiği meselesi olduğunu açıkça göstermektedir. Çözüm de tek katmanlı olamaz. Bireysel araçlar kısa vadede ölçülebilir fayda sağlayabilse de kalıcı çözüm yasal düzenlemeler ve insancıl tasarım (humane design) ilkelerinin yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır.
Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası bu yönde önemli bir adım oluşturmaktadır. Ancak Türkiye’de dark patterns’a doğrudan müdahale eden bir düzenleyici çerçeve henüz geliştirilme aşamasındadır. Yerel düzeyde yapılması gereken çalışmaların önemlidir. Tasarımcılar, politika yapıcılar ve kullanıcıların birlikte hareket ettiği bir ekosistem, dijital iyi oluşun gerçek anlamda sağlanabilmesinin ön koşuludur.
10. Kaynakça
Avrupa Parlamentosu ve Konseyi. (2022). Dijital Hizmetler Hakkında Yönetmelik (AB) 2022/2065 (Dijital Hizmetler Yasası). Avrupa Birliği Resmi Gazetesi. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/TR/TXT/?uri=CELEX%3A32022R2065
Bhargava, V. R. ve Velasquez, M. (2021). Ethics of the attention economy: The problem of social media addiction. Business Ethics Quarterly, 31(3), 321-359. https://doi.org/10.1017/beq.2020.32
Çağlayan, M. T. ve Arslantaş, H. (2023). Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığını etkileyen faktörler ve sosyal medya bağımlılığının depresyon ve gelişmeleri kaçırma korkusu ile ilişkisi. Bağımlılık Dergisi, 24(3), 334-348. https://doi.org/10.51982/bagimli.1191206
Franchina, V., Vanden Abeele, M., van Rooij, A. J., Lo Coco, G. ve De Marez, L. (2018). Fear of missing out as a predictor of problematic social media use and phubbing behavior among Flemish adolescents. International Journal of Environmental Research and Public Health, 15(10), 2319. https://doi.org/10.3390/ijerph15102319
Monge Roffarello, A. ve De Russis, L. (2022). Towards understanding the dark patterns that steal our attention. Extended Abstracts of the 2022 CHI Conference on Human Factors in Computing Systems, 274:1-274:7. https://doi.org/10.1145/3491101.3519829
News Feed Eradicator. (t.y.). News Feed Eradicator. https://chrome.google.com/webstore/detail/news-feed-eradicator/fjcldmjmjhkklehbacihaiopjklihlgg
one-sec.app. (t.y.). one sec: Stop mindless scrolling. https://one-sec.app
Unhook. (t.y.). Unhook – Remove YouTube recommended videos. https://unhook.app

Bu eser Ahmet Hakan Koca tarafından Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Makale 13.05.2026 tarihinde https://plagiarismdetector.net/ adresinde iki parça olarak benzerlik incelemesinden geçmiştir.
1: 0% Plagiarism – 100% Unique
2: 2% Plagiarism – 98% Unique
Makale 13.05.2026 tarihinde https://copyleaks.com/tr/ai-content-detector adresinde yapay zeka içerik incelemesinden geçmiştir.
1: 13.4% AI Text – %86.6 Human Text
Ben Ahmet Hakan Koca. Kahramanmaraş doğumluyum. Marmara Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü son sınıf öğrencisiyim. Akademik eğitimimi yazılım geliştirme ve öğretim tasarımı disiplinleriyle harmanlayan bağımsız bir yazılım geliştiriciyim. Pedagojik formasyon temelim ve öğretim tasarımı disipliniyle kazandığım analitik bakış açısını arayüz süreçlerine entegre ederek; teknolojiyi sadece teknik bir araç olarak değil, her seviyeden kullanıcının zorlanmadan etkileşim kurabileceği, kullanıcı deneyimi odaklı bütünsel bir yapı olarak ele alıyorum.
Yazılım dünyasına web geliştirme ile adım atmış olsam da son dört yıldır oyun geliştirme üzerine yoğunlaşıyorum. Katıldığım birçok global Game Jam sürecinde Unreal Engine, Godot Engine ve LÖVE2D gibi farklı oyun motorlarını deneyimleme ve çok yönlü bir teknik vizyon kazanma fırsatı buldum. Bu keşif sürecinin ardından, teknik derinliğimi ve uzmanlığımı Unity ekosistemi üzerinde inşa etmeye karar verdim. Unity’de özellikle Netcode for GameObjects kütüphanesini kullanarak çok oyunculu mekanikler, ağ sistemleri, Steam entegrasyonu ve mobil platform optimizasyonları üzerine uzmanlaşıyorum. Projelerimde SOLID prensipleri ve Clean Code standartlarını gözeterek, sürdürülebilir ve yüksek performanslı mimariler kurguluyorum.
Geliştirme süreçlerinde toplumsal fayda sağlayan ve spesifik teknik problemlere çözüm sunan projelere öncelik veriyorum. Bu doğrultuda, görme güçlüğü çeken öğrencilerin eğitim ortamındaki etkileşimlerini kolaylaştıracak erişilebilirlik yazılımları ve yerel ağlar üzerinde internet bağımlılığı olmadan çalışan WebSocket tabanlı ekran paylaşım uygulaması geliştiriyorum. Sürekli öğrenmeyi bir yaşam biçimi olarak benimseyerek, teknik becerilerimi analitik bir bakış açısıyla birleştirip dijital ekosistemlerde yenilikçi, verimlilik odaklı ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi hedefliyorum.


