İçindekiler

  1. Giriş
  2. Mahremiyet Kavramının Tanımı
  3. Mahremiyet ve gizlilik arasındaki fark
  4. Mahremiyet Nasıl Öğrenilir?
  5. Mahremiyet Eğitiminin Önemi Nedir?
  6. Mahrem Alan Nasıl Korunacak? Tehditler?
  7. Kuşakların Mahremiyet Algısı
  8. Medyanın Mahremiyeti Dönüştürmesi
  9. Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı Araştırması
  10. Sonuç
  11. Kaynakça

1.   Giriş

Belki de hayatımızda en önemli olan konulardan ve herkesin hassas olması gereken konulardan bir tanesi mahremiyettir. Bazı akademik çalışmalarda yalnız kalma hakkı olarak tanımlanır. Ama bundan kasıt kişinin yalnız olması değil daha çok bir şeylerin veya bazı bilgilerin sadece ve yalnız o kişide kalması ve başkaların bilmemesidir. Ne yazık ki teknolojinin hayatımıza girmesi ile birlikte mahremiyet algısı çok daha tehlike altına girmiştir. Bu web makalesinde bazı kaynaklardan okuduğum ve bulduğum bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

2.   Mahremiyet Kavramının Tanımı

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) resmî web sitesinde mahremiyetin sözlük anlamı “gizlilik” olarak belirtilmektedir. Ama mahremiyet aşağıda da belirteceğim gibi gizlilikten farklı bir şeydir.

Mahremiyet; bireyin soyut sahiplikleri de dâhil olmak üzere özerkliği kapsamında korunması gereken bir değer, bir hak, bir duygu olarak bireylerin birbirleriyle ve toplumla ilişkilerinde eylemlerine yön veren bir kavramdır. (Avaner, 2018).

Yapılan akademik çalışmalarda mahremiyet kavramını, Zengin ve Altunbaş (2015), “yalnız kalma hakkı”, “kişisel bilgileri diğerlerinden koruma hakkı” olarak ele almaktadır. Robison (2017) da benzer yaklaşımla mahremiyeti “yalnız/kendi halinde olma hakkı” olarak ifade eder. Çelikoğlu (2007) ise, “kişilerin yalnız başlarına kalabildikleri, başkalarıyla hangi koşullarda ilişki içerisine gireceklerine kendilerinin karar verebildikleri bir alan” olarak tanımlar. Mahremiyet, genel olarak bireylerin gizli kalması gerektiğine inandığı bilgileri içeren bir alandır.

İlgili alan yazından ulaşılan bu tanımlar “mahremiyet” kavramını açıklarken, “dijital mahremiyet” kavramı için geçerli fakat yetersizdir. Çünkü bireylerin hayatları, gerçek hayattan dijital hayata doğru yön almakta ve bu hayat bireysel olarak çok değişken barındırmaktadır. Bireylerin sahip olduğu dijital vatandaş kimliğinde herkesin bilmesi gereken bilgiler olduğu gibi saklanması gerekenler de mevcuttur. Hem BIT araçları hem de kullanıcılar bu bilgilere izinsiz erişimi engelleyecek özelliklere ve uygulamalara sahip olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, gerçek hayatta mahremiyet “kişinin tek yönlü olarak belirlediği alanlar” iken, dijital mahremiyet ise gerek teknolojiden gerekse onu üreten ve tüketenden ortaya çıkan çok yönlü bir durumdur. (Barkuş & Koç, 2019)

3.   Mahremiyet ve gizlilik arasındaki fark

Burada her ne kadar mahremiyet gizlilik anlamında kullansa da ikisi birbirinden farklı bir kavramdır. Gizlilik, bilinçli bir şekilde birinden veya birbirinden bazı bilgileri saklamak iken Mahremiyet ise başkalarının gözetiminden veya rahatsız etmesinden uzak olma durumudur. İzgi, gizliliğin yalnızca mahremiyetin aracı olduğunu belirtmektedir. (İzgi, 2014)

4.   Mahremiyet Nasıl Öğrenilir?

Bireyin mahremiyet algısı, içinde yaşadığı aileye, topluma göre şekillenir. Bu algının, bireyin sosyalleşmesine paralel olarak geliştiği düşünülmektedir. Bundan dolayı mahremiyet ilk olarak ailenin öğretmesi ile ve bilinçlendirmesi ile sonradan, kültürel ve sosyal kurallarla öğrenilir. (Diler, 2014). Mahremiyet sadece öğrenip konulması gereken bir konudan ziyade her zaman göz önünde bulundurmamız gereken bir konu. (Diler, 2014)

5.   Mahremiyet Eğitiminin Önemi Nedir?

Eğitimin en önemli görevlerinden biri, insanın tüm yeteneklerini ortaya çıkarmak, onu toplumun uyumlu, başarılı, erdemli bir ferdi olmasına katkıda bulunmaktır. Katkıları:

  • Mahremiyet eğitimi bireyin kendisini tanımasına katkıda bulunabilir. Çünkü kendini tanıyan insan başkalarının varlığını bilir ve onlara saygı gösterir.
  • Mahremiyet eğitimi bireyin kendisini tanımasına, sorumluluk bilinci geliştirmesine, vicdan gelişimine, cinsellik/mahremiyet ile ilgili sorularına cevap bulmasına, anlamlı öğrenmesine, cinsellikten kaynaklanabilecek ahlaki problemlerin engellenmesine katkıda bulunabileceği savunulmuştur. (Diler, 2014)
  • Bence empati kurma yeteneğini geliştirir. Çünkü bu eğitimi alan her kimse az da olsa kendi mahremiyet alanlarının farkında olarak başkalarınkine de hassasiyet gösterir.

Aynı şekilde mahremiyet konusunu sağlık etiği çerçevesinden ele aldığımızda hasta bilgilerinin saklanması, tıbbi uygulamalarda hasta mahremiyetine duyarlı olunması ve hekimin sır saklama ödevinin yerine getirmesi de mahremiyet hakkının korunmasını sağlamak için gerekliliktir. (Diler, 2014)

6.   Mahrem Alan Nasıl Korunacak? Tehditler?

Mahremiyet, insanın varoluşunun, özerkliğinin, kişiliğinin korunması gereken bir alanı, korunması gereken bir değer ise, bu alanın sınırları nasıl olmalı ve nasıl belirlenmelidir? Bu korunmanın araçları nelerdir? Kişinin mahrem alanı; bedeni, kişiliği, ailesi, fiziki yaşam alanı, kişisel verilerinin yer aldığı elektronik cihazları, kısaca somut ve soyut paylaşmak istemediği tüm sahiplikleri kadar geniş sınırları olan bu alan nasıl korunacak? O halde mahremiyeti bedensel mahremiyet, hane mahremiyeti, hane içi mahremiyet, bilgi-belge mahremiyeti, düşünsel mahremiyet, duygusal mahremiyet olarak sınıflandırmak ve her birini korumak, ahlaki değerini incelemek için kendine özgü ayrı ayrı yöntemler belirlemek daha doğrudur. Böylece bu sorunlar hem kavranabilir hem çözülebilir olacaktır. Mahremiyeti koruma yöntemlerini örneklerle açıklayacak olursak; bilgi-belge mahremiyetine kişisel verileri koruma politikaları ve uygulamaları, hane mahremiyetine mesken mimarisi tasarımı, bedensel mahremiyete poliklinik odalarındaki paravanlar ve hane içi mahremiyete her odanın kapısı olması örnek olarak düşünülebilir. (Avaner, 2018).

Mahremiyete yönelik tehditler: 1- kendini ifşa etme (self-revelation), 2- merak (curiosity) ve 3- gözetleme (surveillance)” olarak üç başlıkta sıralanmaktadır.

  • İlk tehdit aslında insanın kendisidir. Kendini teşhir etme, ifşa etme ile insanın kendi kendini ihlal etmesidir.
  • İkinci tehdit kaynağı insanın merakıdır. Merak doğuştan gelen ve önemli işlevi olan, birey ve kültürlere göre değişen bir eğilimdir.
  • Üçüncü tehdit kaynağı olan ve sosyal kontrol aracı olarak işlevlendirilen gözetleme ise, özgürlük tarihinde de önemli bir yeri bulunan gözetim altına alma ile ilişkilidir.

 

Tarihsel süreci, teknolojinin mahremiyetin aleyhine işlediği bugünlere kadar izlediğimizde, ortaya çıkan sorunlardan biri de kişisel verileri koruma sorunudur. Günümüzde internetin ve sosyal medyanın hızlı paylaşıma olanak sağlaması ve işlemlerin önemli bir kısmının elektronik olarak yapılması bu sorunun sebeplerindendir. Dijital ortamın kişinin kendisine ait düşünsel, duygusal ve durumsal, kısaca varoluşuna dair tüm bilgilerin denetimini kaybetme, özerkliğini yitirme ve bilgisel mahrem alanının ihlal edilme riskini artırdığı görülmektedir.

Mahremiyet kavramının zihinlerde doğru yerleşmesini sağlamak, uygulamaları mahremiyet ve özerklik değerini koruma üzerine inşa etmek; birey-toplum, hasta-hekim ilişkilerinde güveni tesis edecek ve toplum sağlığını korumaya yönelik önemli kazanımlar sağlayacaktır. Bunun için akılcı politikalar geliştirilmeli, elektronik sistemler optimal düzeyde güvenli olarak düzenlenmelidir. (Avaner, 2018).

7.   Kuşakların Mahremiyet Algısı

Mahremiyet kavramını toplum, zaman ve teknolojik gelişmeler etkilemektedir. Toplumların mahremiyet kavramına farklı zamanlarda farklı anlamlar yüklemesi algılarından kaynaklanmaktadır. Algı, idrak etmek, farkına varmak olarak ifade edilmektedir. Dijitalleşmekte olan hayatımızın gerek gerçekteki gerek sanaldaki mahremiyet algısı değişmektedir.

Bireylerin en çok haberleşme aracı olarak kullandıkları sosyal medya platformlarındaki davranışları incelenerek kuşakların dijital mahremiyet algısı konusunda geniş bilgilere ulaşılabilir. Çünkü bu ortamlarda açılan profiller ile bireyler artık dijital kimliklere sahip olmuşlardır. Kuşakların internetle tanışma yaşları ve kullanma amaçları da dijital mahremiyet algılarının nasıl değiştiği noktasında bilgilendirici olabilir. (Barkuş & Koç, 2019)

8.   Medyanın Mahremiyeti Dönüştürmesi

Birçok toplumsal faktörün de etkisiyle mahremiyet algısı zaman içerisinde değişim göstermeye devam etmektedir. Bu değişimde etkisi olan faktörler, Çelikoğlu’nun araştırmasında şu şekilde ifade edilmektedir (Çelikoğlu, 2008: 24):

  • Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yazılı ve görsel medya, telefon, İnternet, gözetleme araçları.
  • Sosyal ve kültürel alanlardaki gelişmeler. Sanayi devrimi ile birlikte iş ve aile yapısında görülen değişimler ile eğitim seviyesinin yükselmesi neticesinde daha açık ve özgür bireylerden oluşan bir toplum oluşturma çabaları.
  • Ekonomik alanlardaki gelişmeler, kişilerin alım güçlerinin ve ürün pazarlama tekniklerinin benzer şekilde artması neticesinde teknolojik gelişmeleri daha yakından takip edebilmeleri.
  • Siyasi alandaki gelişmeler, kamu yararını sağlamak üzere gözetleme tekniklerine başvurulması.

Medya araçlarının ve içeriklerinin artan çeşitliliğiyle birlikte kontrol mekanizmalarının etkinliği azalırken, toplumun mahremiyeti köklü bir değişim geçirmektedir. Hemen hemen her eve misafir olan televizyon yayınları, daha çok reyting kaygısıyla denetimden uzak bir yayıncılık anlayışı sergileyebilmekte, toplumsal değerler üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir.

            Diziler, magazin programları, evlilik ve yarışma programları gibi hassas içeriklere sahip yayınlardaki mahremiyet yaklaşımı toplumun sahip olduğu mahrem algısına dair sınırları zorlamaktadır. Bu yayınlar aracılığıyla gözler önüne serilen ve ifşa sınırları olmayan hayatlar bireye mal olmaktan çıkıp topluma mal olmaktadır. Bu tür yayınlar aracılığıyla yapılan birey ve aile mahremiyetinin ifşası, izler kitleye bir başkasının özel hayatının gözetlenebileceği ve benzeri mahrem konuların herkesle paylaşılabileceği mesajını vermektedir. Sıklıkla karşılaşılan olumsuz içerikler toplum üzerinde sistematik bir duyarsızlaşmayı da beraberinde getirmektedir. (Bostancı, 2019)

9.   Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı Araştırması

            Yay’a göre (2017: 7) dijital ebeveynlik kavramı, anne ve babaların çocuklarına dijital dünyada doğru rehberlik yapabilmeleri için öğrenmeleri gereken becerilerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Yurdakul ve arkadaşları (2013: 888) tarafından dijital ebeveynlik rollerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen çalışmada ise beş temel ebeveynlik rolüne vurgu yapılmaktadır. Bu roller:

  1. Dijital okuryazarlık
  2. Farkında olma
  3. Kontrol
  4. Etik ve
  5. Yenilikçilik

Olarak ifade edilmektedir. Bu roller arasında özellikle etik rolü, ebeveynlerin dijital mahremiyetle ilgili gerekli bilgiye sahip olmaları, çocuklarını bu konuda bilinçlendirmeleri ve eğitmeleri gerektiğine vurgu yapmaktadır. Ebeveynlerin sosyal medyada neyin mahrem olduğu, neyin mahrem olmadığına ilişkin algıları ve bu platformların mahremiyeti önceleyen bir şekilde nasıl kullanılacağını teknik olarak bilmeleri önem arz etmektedir. Sosyal medya platformlarını sık kullanan çocukların bu konuda ilk öğretmeni ise ebeveynleri olmaktadır. (Bostancı, 2019).

10.   Sonuç

Bazılar farkında olarak bazılar da farkında olmadan bizim için hayati önem taşıyan bilgilerimizi başkalarıyla paylaşmaktayız. Sosyal medyada paylaştığımız bilgiler bizim aldığımız tedbirlere rağmen çok büyük kitleye ulaşıyor ve her bilgi bazı ticari kurumlar için çok büyük önem taşımaktadır. Gerçek hayattaki mahremiyet yönetimi, dijital dünyada çok daha zor haline gelmiş durumda özellikle de sosyal medyanın etkisi ile birlikte mahremiyetin sınırları adeta yok gibi. O yüzden x ve y kuşağının mahremiyet anlayışı ile z kuşağının mahremiyet anlayışı farklılık göstermektedir. Kişisel bilgilerimizin ne kadar önemli olduğunun farkında olmak ve başkaların bilgilerine ve hayatlarına saygı göstermek bizim insani yükümlüğümüz bence. Bu yükümlülüğün bilincinde olmak içinde sosyal medyada mahremiyet, gizlilik ve güvenlik yönetimi gibi eğitimleri almamız gerekiyor.

Sanal ortamın esareti altında kalmamak(özgürlük) için bilgilerimize dikkat etmeliyiz.

11.   Kaynakça

Avaner, E. (2018). Mahremiyet Nedir? Mahremiyetin Sağlık Hizmetleri Penceresinden Görünürlüğü Nasıldır? Türkiye Biyoetik Dergisi, 110-116.

Barkuş, F., & Koç, M. (2019). Dijital Mahremiyet Kavramı ve İlgili Çalışmalar Üzerine Bir Derleme. Bilim, Eğitim, Sanat ve Teknoloji Dergisi, 35-44.

Bostancı, M. (2019). Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı. Online Academic Journal of Information Technology, 115-128.

Diler, R. (2014). Mahremiyet Eğitimi ve Önemi. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyet Fakültesi Dergisi, 69-98.

İzgi, M. (2014). Mahremiyet kavramı bağlamında kişisel sağlık verileri . Türkiye Biyoetik Dergisi, 2014 , 25-37.

Photo by Markus Spiske on Unsplash

 

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.