T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ
ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ
BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ BÖLÜMÜ
2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ
BİLİŞİM ETİĞİ DERSİ
MAKALE İNCELEME RAPORU
Hazırlayan: Umut Uzundal-100222020
İçindekiler
- Makale adı
- Yazar(lar)
- Yayımlandığı Sayı
- Makale Künyesi
- Makale Erişim Adresi
- Giriş
- Makalenin Yöntem ve Amacı
- Yöntem
- Uzman Değerlendirme ve Sonuç
1.MAKALE ADI
SİBER SAVAŞLARIN GÖLGESİNDE İSRAİL’İN TEKNOLOJİK GÜCÜ VE ETİK SORUNLAR
2.YAZAR(LAR)
Prof. Dr. Ali Murat Kırık MARMARA ÜNİVERSİTESİ
3.YAYIMLANDIĞI SAYI
Yıl 2024 Cilt: 15 Sayı: 2
4.MAKALE KÜNYESİ (APA STANDARDI)
Kırık, A. M. (2025). SİBER SAVAŞLARIN GÖLGESİNDE İSRAİL’İN TEKNOLOJİK GÜCÜ VE ETİK SORUNLAR. Avrasya Dosyası, 15(2), 1-23. https://izlik.org/JA28DF54TR
5.MAKALE ERİŞİM ADRESİ
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4459386
6.GİRİŞ
Günümüzde en hızlı gelişen ve fakat hızlı geliştiği gibi bir o kadar da hassas olan siber güvenlik teknolojisi, aslında insanlığın karşılaştığı ilk saldırı/savunma sıçraması değildi. Bir noktada geliştirilmesiyle dengeleri değiştirmiş pek çok teknoloji tarihimizde yer aldı. Atın evcilleştirilmesinden pulluğa, barutun icadından mitralyöze sayılamayacak kadar teknoloji ortaya çıkmış insanlık tarafından iyi veya kötü emellerle kullanılmış ve geliştirilmiştir. Görünen o ki tarih tekerrür etmiş ve siber güvenlik, bu ani sıçramayı yakalayan teknoloji olmuştur.
Geçtiğimiz 30 yılda hızla ilerleyen bu teknoloji ‘güvenlik’ adı altında pek çok kez ülkelerin birbirlerine diplomatik, askeri ve finansal zararlarında başrolü oynamış, özellikle İsrail’in failliğinde pek çok etik olmayan vakanın kaynağı ve erki haline gelmiştir.
7.Makalenin Yöntem ve Amacı
İsrail’in siber güvenlik eko sistemi ve etik boyutlarla ilgili akademik çalışmalar süzgeçten geçirilmiş. Resmi raporlar, hükümetlerin politika belgeleri ve uluslararası alanda kabul görmüş güvenilir haber kaynakları da incelemeye dahil edilmiştir. Literatür taraması modeliyle konunun farklı bakış açıları bir araya getirilerek sentezlenmiştir.
Makalenin araştırma amacı, İsrail’in siber güvenlik alanındaki teknolojik üstünlüğünü nasıl bir güç unsuru olarak kurguladığını ve bu gücü etik dışı faaliyetlerde nasıl kullandığını bilimsel bir çerçevede ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda geçmişteki ihlaller ifşa edilmiş ve potansiyel zararlar ortaya sunulmuştur.
Siber Güvenlikte Doktrin Değişimi
Makalenin en temel tespiti, ulusal güvenlik planlamacılarının artık sadece “saldırı geldiğinde kapıları kapatan” reaktif savunmadan vazgeçmiş olmalarıdır. Artık “stratejik siber savunma” dönemine girmiş bulunmaktayız. Bu, İsrail örneğinde gördüğümüz gibi, saldırıyı daha kaynağında boğmayı veya rakibin saldırma iradesini “dijital caydırıcılık” ile kırmayı hedefleyen bir yönelimi ifade eder.
8.YÖNTEM
Üç Katmanlı Strateji ve Kurumsal Hafıza
İsrail’in başarısının sırrı, makalede “Üç Katmanlı Çerçeve” olarak tanımlanan yapıdadır: Sağlamlık, Dayanıklılık ve Savunma. Sağlamlık, organizasyonun en baştan itibaren tehditlere dirençli tasarlanması. Dayanıklılık, bir saldırı başarılı olsa bile sistemin hızla ayağa kalkabilmesi. Savunma, Aktif koruma mekanizmaları.
Bu yapının arkasında, 2002 yılında kurulan Bilgi Güvenliği Otoritesi ve ardından gelen merkezi yapılar (INCD gibi) bulunuyor. İsrail, kritik altyapıları (elektrik, su, sağlık) koruma altına alan dünyadaki ilk ülke olarak siber güvenliği bir “yan dal” değil, bir “ulusal beka meselesi” olarak tescilledi.
Siber Savaşın Felsefi Anatomisi
Yazar, Clausewitz’in klasik savaş kuramını siber alana taşıyarak çok sofistike bir tartışma açıyor. Bir eylemin “savaş” sayılabilmesi için üç unsurun bir arada olması gerekir: Şiddet, Araçsallık ve Politik Doğa.
Şiddet Paradoksu: Siber saldırıların çoğu fiziksel bir yıkım (kanlı bir şiddet) yaratmadığı için metaforik kalabiliyor. Ancak yazar, 2010’daki Stuxnet vakasını hatırlatarak bu tabuyu yıkıyor: Sanal bir kodun, İran’daki nükleer santrifüjleri fiziksel olarak parçalaması, siberin artık “gerçek bir şiddet” doğurabileceğinin kanıtıdır.
Kitlesel Bozulma Silahları: Nükleer silahlar “kitlesel imha” yaparken, siber silahlar “kitlesel bozulma” (mass disruption) yaratır. Bir ülkenin bankacılık sistemini veya elektrik şebekesini çökertmek, bombadan daha az maliyetli ama toplumu felç etmede daha etkilidir.
Finansal Bir Yıkım Aracı
Makalede sunulan rakamlar, siber güvenliğin neden teknik bir konudan çıkıp ekonomi-politik bir başlığa dönüştüğünü özetliyor.
Maliyet Artışı: 2010’da firma başına yıllık kayıp 7,24 milyon dolar iken, 2028’de dünya çapındaki toplam maliyetin 15 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Süreç Uzaması: Saldırıdan kurtulma süresinin 14 günden 24 güne çıkması, sistem yöneticileri için operasyonel yükün ve maliyetin katlanarak arttığını gösteriyor.
İsrail bu noktada ilginç bir sentez yapıyor: Kendi siber güvenliğini sağlarken, bu alandaki araçlarını (sızma testi yazılımları, savunma sistemleri) Çin ve Rusya dahil tüm dünyaya pazarlayarak siber güvenliği devasa bir ekonomik sektöre dönüştürüyor.
Etik Çöküş ve İnsan Hakları İhlalleri
İsrail bu proaktif anlayışını kendine saldıran güçleri caydırmak veya savaşta etkin bir savunma sağlamak için değil; enerji, su, sağlık ve eğitim gibi askeri gücü değil sivil toplumu, halkı ilgilendiren altyapıları hedef almak, o toplumun psikolojisini, günlük yaşamını, sağlığını yerle bir etmek ve ekonomisini de doğrudan etkilemektedir.
Lavender AI
İsrail ordusunun kullandığı “Lavender” adlı yapay zekâ sistemi, insanları verilerine göre “hedef” olarak işaretliyor. Buradaki etik felaket şudur: Sistem, düşük rütbeli bir hedef için 15-20 sivilin öldürülmesini “kabul edilebilir hata” olarak kodlamış. Bu, savaş hukukunun “orantılılık” ilkesinin yazılım eliyle yok edilmesidir. Herhangi bir şekilde üzerine “etik mi değil mi?” tartışması yapılamayacak son derece distopik bir vaka örneği olarak lavender, teknolojinin tam anlamıyla karanlık yüzüdür.
Pegasus Yazılımı
NSO Group’un geliştirdiği Pegasus yazılımı, sadece suçluları değil; gazetecileri, politikacıları ve aktivistleri izlemek için kullanılan bir “mahremiyet katili” olarak tanımlanıyor. Telefonun kamerasını ve mikrofonunu hackleyen bu sistem, siber gücün bir devletin elinde nasıl bir “dijital tiranlık” aracına dönüşebileceğinin en net örneğidir. Egemenler kendi egemenliğini böylesine garanti almışken demokrasiden bahsedilmesi mümkün değildir. Bugün İsrail’in bu tutumu sadece dünya için değil kendi insanının istikbali için de bir etik ihlal sorunudur.
Mossad ve Orchard Operasyonu
Yazar, siber ve fiziksel gücün nasıl hibritleştiğini Orchard Operasyonu ile örneklendiriyor. Mossad’ın önce bir truva atı ile Suriyeli yetkilinin bilgisayarına sızması, ardından elektronik harp ile radar sistemlerini kör etmesi ve son olarak fiziksel jetlerle reaktörü bombalanır. Modern savaşın tam olarak bu olduğunu gösteriyor: Önce siber alan ele geçirilir, sonra fiziksel darbe vurulur.
9.Uzman Değerlendirme ve Sonuç
Bu makaleden çıkaracağımız en büyük ders şudur: Teknoloji tarafsız değildir. Biz bir sistem kurarken veya bir ağ yönetirken, o sistemin etik sınırlarını da biz çiziyoruz.
İsrail, siber bağımlılığı en yüksek ülke olduğu için aslında siber saldırılara en açık ülkedir. Makale, bu zafiyetin “Demir Kubbe” gibi sistemlerin hacklenme iddialarıyla (Malezyalı hacker Omar A vakası gibi) nasıl test edildiğini anlatıyor.
Siber güvenlik artık bir antivirüs programı kurmanın çok ötesinde; uluslararası hukuk, yapay zekâ etiği ve ekonomik savaşın tam merkezindedir. Geleceğin sistem yöneticileri olarak bizlerin, sadece “kod” değil, o kodun yol açabileceği “insani krizleri” de öngörmemiz gerekiyor.
Makale, İsrail’in etik ihlallerini çok başarılı bir şekilde belgelemiş; ancak bu teknolojilerin “denetlenmesi” için önerilen “uluslararası iş birliğinin” pratikte nasıl mümkün olacağı (özellikle devletlerin bu güçten vazgeçmek istemediği bir dünyada) biraz ütopik kalmış. Daha somut, teknik kısıtlama protokolleri (örneğin siber silahların yayılmasını önleyen uluslararası teknik standartlar) tartışılabilirdi.
Sonuç olarak gücü eline geçirmenin yozlaşmayı da beraberinde getirdiğini kabul edersek ki bu örnekte öyle görünüyor, teknoloji ne kadar hayatımızda pek çok olumlu etkiye sahip olsa da yine ancak ve ancak zalimlerce icat edilip geliştiriliyor. Günümüzde bizi öldürmeyen fakat geçmişte öldürebilecek basit bir grip hastalığının tedavi edilebiliyor olmasını bugün ikinci dünya savaşında, soğuk savaşta güce ve egemenliğe sahip olanların yaptığı akla ve vicdana sığmaz deneylere borçluyuz.
Hazırlayan: Umut Uzundal-100222020
——————-
Bu inceleme Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Makale lisansı hakkında ilgili yazar ya da yayıncıdan bilgi alınız.
Marmara Üniversitesi’nde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi 3. sınıf öğrencisi olarak, özellikle modern web ve mobil teknolojileri üzerine yoğunlaşan bir yazılım geliştiriciliğine odaklanıyorum. PHP, MySQL ve JavaScript (React, Vue) ekosistemlerinde yetkinlik kazanırken, Flutter ile mobil uygulama geliştirme süreçlerini aktif olarak yürütüyor; GDG on Campus Marmara’daki Teknik Ekip Liderliği görevim ve kurumsal düzeydeki staj tecrübelerimle teknik altyapımı sürekli güçlendiriyorum. Yazılım mimarisi, veritabanı yönetimi ve kullanıcı deneyimi odaklı çözümler üretmeyi merkeze alarak, sektörel standartlarda projeler geliştirmeye ve güncel teknoloji yığınlarını profesyonel süreçlere entegre etmeye devam ediyorum.
