T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ
ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ
BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ BÖLÜMÜ
2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ
BİLİŞİM ETİĞİ DERSİ
MAKALE İNCELEME RAPORU
Hazırlayan: Duygu ÖZTÜRK 100222017

İçindekiler

Makale Bilgileri 3

Makalenin Adı: 3

Yazarlar: 3

Makale Künyesi: 3

Erişim Adresi: 3

Giriş 3

Araştırmanın Amacı 3

Yöntem ve Araştırma Modeli 4

Yöntem 4

Araştırma Modeli 4

Evren Örneklem / Çalışma Grubu 4

Veri Toplama Aracı 4

Veri Toplanması, Çözümlenmesi ve Analizi 5

Bulgular 5

Tartışma ve Sonuç 5

İnceleme Sonuçları ve Öneriler 5

Kişisel Görüş 6

Makale Bilgileri

Makalenin Adı: Bilişim Felsefesi Bağlamında Bilişim Etiği ve Güncel Tartışmalar

Yazarlar: Nesibe KANTAR

Makale Künyesi: Kantar, N. (2024). “Bilişim Felsefesi Bağlamında Bilişim Etiği ve Güncel Tartışmalar”, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, (36): s. 112-133.

Erişim Adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/igdirsosbilder/article/1438547

 

Giriş

Bilişim dünyasındaki hızlı teknolojik gelişmeler (yapay zekâ, bilgisayarlar, internet vb.), insanın yaşantısını, değerlerini ve toplumsal ilişkilerini köklü bir biçimde dönüştürürken; alışverişten eğitime, sağlıktan evliliğe kadar pek çok temel ihtiyacı da yeni bir forma sokmaktadır. İnsan-teknoloji etkileşimi arttıkça sosyal, etik ve psikolojik sorunların çeşitlendiği; bu belirsizlikler karşısında sadece mevcut etik kuralların yeterli olup olmayacağının ciddi bir biçimde sorgulandığı görülmektedir. Çalışma, karşılaşılan bu karmaşık etik meseleleri çözmek adına öncelikle bilişim devrimini, bu devrimin felsefi temellerini ve ürettiği spesifik etik problemleri (fikri mülkiyet, mahremiyet, siber zorbalık vb.) derinlemesine tanımanın hayati bir gereklilik olduğunu vurgular.

 

Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın temel amacı, bilişim felsefesi ve bilişim etiği konularında okuyucunun genel ve bütüncül bir anlayışa sahip olmasını sağlamaktır. Makale, bilişim teknolojilerinin sosyal, ekonomik ve kültürel alanlara derinlemesine entegre olmasının, insanın anlamlı bir hayat sürebilmesi için “aksiyolojik edinimlere” (değer yargılarına) duyulan ihtiyacı artırdığını savunmaktadır. Bu genel amaç doğrultusunda yazarın makale içerisinde gerçekleştirmeyi hedeflediği özel amaçlar şunlardır:

 

  • Felsefi Konumlandırma: Bilişim etiğinin sadece teknik veya mesleki bir alan olmadığını, çağdaş felsefede bilişim felsefesinin aksiyoloji (değerler) alanı ile doğrudan ilgili olduğunu vurgulamak.
  • Tarihsel Perspektif: Tartışmalı etik konuların süreç içindeki evrimini ortaya koymak amacıyla, bilişim etiğinin bir disiplin olarak ortaya çıkışını 1940’lardan günümüze tarihsel bir kronoloji içinde açıklamak.
  • Sorun Analizi: Bilişim dünyasının temelini oluşturan; fikri mülkiyet, mahremiyet, siber zorbalık, yapay zekâ etiği, manipülasyon ve antropomorfizm gibi spesifik etik sorunları felsefi bir zeminde incelemek.
  • Literatüre Katkı: Bilişim etiği alanındaki teknik, bilimsel ve mesleki terimlerin (örneğin; agent, patient, infosfer) doğru kullanımına dikkat çekerek, bu yeni felsefi alanı ulusal literatüre dahil etmek.
  • Kültürel Sorgulama: Batı kültürü ve teknolojisi ile inşa edilen bilişim dünyası karşısında, Türkiye’nin kendi kültür ve değerleri ile şekillenen özgün bir bilişim etiği yaklaşımına sahip olup olmadığını sorgulamak.

Yöntem ve Araştırma Modeli

 

Yöntem

Makale, bilişim etiği alanındaki kavramsal belirsizlikleri gidermek ve tarihsel süreci aydınlatmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve kuramsal analiz yönteminin bir arada kullanıldığı bir çalışmadır. Bilişim etiğinin tarihsel gelişimi kronolojik bir sıra ile ele alınmış (1940’lardan günümüze); mevcut etik yaklaşımlar (Luciano Floridi’nin ontosentrik yaklaşımı, inşacı etik vb.) ve güncel tartışmalı konular felsefi bir perspektifle analiz edilmiştir.

 

Araştırma Modeli

Çalışma, betimsel ve tarihsel analiz modeline dayanmaktadır. Araştırma modeli şu aşamalardan oluşmaktadır:

 

  • Tarihsel Kronoloji: Bilişim etiğinin 1940’lardan günümüze kadar olan disipliner gelişimi kronolojik olarak sunulmuştur.
  • Kavramsal Çerçeve: Bilişim etiğine dair temel kavramlar (infosfer, ahlaki temsilci vb.) teorik düzlemde analiz edilmiştir.
  • Tematik Değerlendirme: Güncel etik tartışmalar (mahremiyet, yapay zekâ, antropomorfizm vb.) belirli temalar altında sınıflandırılarak incelenmiştir.

 

Evren Örneklem / Çalışma Grubu

Bu çalışma bir saha araştırması (anket, mülakat vb.) niteliği taşımadığı için fiziksel bir örneklem veya katılımcı grubu içermemektedir. Araştırmanın çalışma evrenini ve inceleme nesnelerini şunlar oluşturmaktadır:

 

  • Literatür Kaynakları: Bilişim etiği alanında öncü kabul edilen düşünürlerin (Norbert Wiener, James Moor, Deborah Johnson, Luciano Floridi vb.) temel eserleri.
  • Akademik Bildiriler: Uluslararası düzeyde gerçekleştirilen önemli bilişim etiği konferanslarının (ETHICOMP, CEPE vb.) çıktıları.
  • Teknolojik Olgular: Yapay zekâ algoritmaları, siber uzay uygulamaları, sosyal medya platformları ve bilgisayar oyunları gibi dijital dünyanın temel unsurları.

Veri Toplama ve Analiz Süreci

 

Veri Toplama Aracı

Çalışma kuramsal bir araştırma niteliği taşıdığından, veri toplama aracı olarak yazılı dokümanlar ve dijital akademik kaynaklar kullanılmıştır. Yazar, verileri elde etmek için şu araçlardan yararlanmıştır:

 

  • Birincil ve İkincil Kaynak Metinler: Bilişim etiği disiplininin kurucu babaları sayılan Norbert Wiener, James Moor ve Luciano Floridi gibi isimlerin temel eserleri.
  • Uluslararası Veri Tabanları: DergiPark, Google Akademik ve üniversite kütüphanelerinin dijital arşivleri.
  • Kurumsal Raporlar ve Sözleşmeler: İnternet kullanım sözleşmeleri, gizlilik politikaları ve uluslararası etik bildirileri.

 

Veri Toplanması, Çözümlenmesi ve Analizi

Toplanan bilgiler; tarihsel süreç (kronolojik), kavramsal çerçeve ve güncel etik meseleler (tematik) başlıkları altında nitel analiz yöntemiyle sınıflandırılmış ve yorumlanmıştır.

Bulgular 

Bu bölüm, makalede incelenen tarihsel veriler ile teorik yaklaşımların sentezini içermektedir. Yazar, bulgularını sunarken aynı zamanda bu bulguların felsefi yansımalarını tartışmaya açmıştır. Elde edilen temel bulgular şunlardır:

 

  • Tarihsel Dönüşüm: Bilişim etiğinin köklerinin 1940’larda Norbert Wiener ile atıldığı, 1980’lerde James Moor ve Deborah Johnson ile profesyonel bir disipline dönüştüğü saptanmıştır.
  • Fikri Mülkiyet: Dijital ortamda eserlerin korunması için patent ve telif hakkı uygulamalarının hem etik hem de ekonomik bir zorunluluk olduğu bulgulanmıştır.
  • Mahremiyet İhlalleri: Kişisel verilerin izinsiz toplanmasının ve manipüle edilmesinin bireyin onuruna ve sosyal gelişimine zarar verdiği görülmüştür.
  • Yapay Zekâ ve Manipülasyon: Algoritmalar aracılığıyla bireylerin karar verme zayıflıklarının hedef alındığı ve “çevrimiçi manipülasyon” yöntemlerinin dijital dünyada yaygınlaştığı tespit edilmiştir.
  • Antropomorfizm Riski: İnsanların yapay zekâ ve robotlara insani nitelikler yüklemesinin (insanbiçimcilik), özellikle düşük yaş gruplarında gerçeklik algısını bozabileceği ve psikolojik sorunlara yol açabileceği bulgulanmıştır.

 

Tartışma ve Sonuç

Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, bilişim teknolojilerinin sadece tarafsız birer araç olmadığı, aksine kendi bakış açısını ve belirli amaçlarını kullanıcıya dayatan bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, bilişim dünyasındaki etik belirsizliklerin ve risklerin giderilmesi için teknolojilerin henüz tasarım aşamasındayken etik odaklı (etik tasarım) bir yaklaşımla geliştirilmesi hayati bir zorunluluktur. Teorik düzlemde ise Luciano Floridi’nin sunduğu perspektif, etik değerlendirmelerin geleneksel insan merkezli bakıştan kurtarılarak; canlı-cansız tüm “bilgi nesnelerini” kapsayan “ontosentrik” ve “ekolojik” bir düzleme taşınması gerektiğini savunmaktadır. Sonuç olarak, Batı kültürü ve teknolojisi ile inşa edilen mevcut bilişim dünyası karşısında, Türkiye’nin kendi kültürel değerleriyle şekillenmiş özgün bir bilişim etiği yaklaşımı geliştirmesi bir tercih değil, milli bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.

İnceleme Sonuçları ve Öneriler

Bilişim etiğinin sadece profesyonel bir meslek etiği olmadığı, aksine bilişim felsefesinin bir parçası olarak toplumun tüm katmanlarını ilgilendiren bir disiplin olduğu saptanmıştır. 

 

  • Öneri 1: Bilişim teknolojilerinin, bireylerin gerçeklik algısını bozmayacak ve manipülasyona izin vermeyecek şekilde “etik tasarım” standartlarına göre üretilmesi sağlanmalıdır.
  • Öneri 2: Yapay zekâ uygulamalarında, adaletin ve empatinin tesisi için insan duyarlılığının son noktadaki denetleyici (human-in-the-loop) rolü yasal bir güvence ile korunmalıdır.
  • Öneri 3: Yerel bir bilişim etiği perspektifi geliştirmek adına akademik çalışmalara hız verilmeli ve bilişim etiği terimleri ulusal literatürde standardize edilmelidir.

Kişisel Görüş

Mezuniyet aşamasındaki bir BÖTE öğrencisi ve teknoloji dünyasına adım atmaya hazırlanan bir uzman adayı olarak bu çalışma, bilişim teknolojilerinin sadece “teknik işleyişi” ile değil, “etik sonuçları” ile ilgilenmenin de temel bir mesleki sorumluluk olduğunu daha derinden fark etmemi sağladı. Kariyer yolculuğumda ister eğitim alanında öğrencilerle çalışayım, ister teknoloji sektöründe farklı pozisyonlarda görev alayım; geliştirdiğim veya yönetiminde bulunduğum her dijital çözümde etik sorumluluk bilincini merkeze almayı hedefliyorum.

Öğretim materyallerinden iş dünyasındaki karmaşık algoritmalara kadar, makalede vurgulanan “antropomorfizm” ve “etik tasarım” gibi kavramların tüm sektörler için kritik eşikler olduğunun farkındayım. Teknolojiyi sadece verimlilik odaklı bir araç olarak gören değil; onun insan onuru, mahremiyeti ve toplumsal değerler üzerindeki dönüştürücü etkilerini de gözeterek alabilen çok yönlü bir uzman olma vizyonuna sahibim.

 

Hazırlayan: Duygu ÖZTÜRK 100222017

——————-   

Bu inceleme Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Makale lisansı hakkında ilgili yazar ya da yayıncıdan bilgi alınız.