Dijital Sömürgecilik: Küresel Veri Akışında Asimetri ve Mücadele Stratejileri

 İÇİNDEKİLER

1. Dijital Sömürgecilik Üzerine Bir Özet

2. Giriş: Küresel Veri Akışında Gözetim Modelleri ve Dijital Sömürgecilik

2.1. Küresel Süreçlerde Dijital Sömürgecilik ve Veri Üretimindeki Asimetrik Yapı

2.2. Modern Dünyada Dijital Sömürgecilik Süreçlerinde Kullanıcı Dezavantajları

3. Dijital Sömürgecilik ve Tehdit Oluşturan Kavramsal Çerçeve

3.1. Küresel Ağlarda Tarihsel Süreklilik ve Dijital Sömürgecilik Unsurları

3.2. Gözetim Kapitalizmi Kapsamında Dijital Sömürgecilik Riskleri

4. Dijital Sömürgeciliğin Yasal Boyutu ve Rıza Sorunu

4.1. Coğrafi Mevzuatlar Sınırında Dijital Sömürgecilik Karşıtı Yapılar

4.2. Dijital Sömürgecilik Odağında Hukuki Dil Çıkmazı ve Veri Aktarımı

5. Dijital Sömürgeciliğin Ekonomik Boyutu ve Yapısal Eşitsizlik

5.1. Görünmez Emek Çıkmazında Dijital Sömürgecilik ve Finansal Yapılar

5.2. Vergi Cennetleri Karşısında Dijital Sömürgecilik ve Hizmet Vergisi

6. Örnek Vakalar ile Dijital Sömürgecilik Süreçleri

6.1. Siyasi Manipülasyon Ekseninde Küresel Dijital Sömürgecilik Süreçleri

6.1.1. Seçim Süreçlerine Yönelik Müdahaleler ve Siyasi Profilleme

6.1.2. Hesap Verebilirlik Eksikliği ve Küresel Güney’deki Demokratik Riskler

6.2. Ağ Tarafsızlığı İhlali Çerçevesinde Dijital Sömürgecilik Girişimleri

6.3. Çifte Standart Söylemleri ve Türkiye’nin Dijital Sömürgecilik Deneyimi

7. Dijital Sömürgecilik Karşısında Çözüm Önerileri

7.1. Dijital Egemenliğin Güçlendirilmesi ve Bölgesel Birlikler

7.2. Dinamik Rıza Modelleri ve Ekonomik Dengeler

7.3. Müfredat Entegrasyonu ve Toplumsal Seferberlik

7.4. Uygulama

8. Sonuç

9. Kaynakça

10. İntihal Raporu

10.1. Yapay Zeka Analizi

1. Dijital Sömürgecilik Üzerine Bir Özet

Günümüzde dijital sömürgecilik, büyük teknoloji şirketlerinin insan davranışını bir hammadde gibi işlemesiyle ortaya çıkıyor. Özellikle küresel veri akışını kontrol eden bu şirketler, gelişmekte olan ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyor. Bu nedenle dijital ekonomi büyüdükçe, kişisel veriler çağımızın en kıymetli kaynağı oldu. Ne var ki verinin üretildiği yerlerle ondan elde edilen kazancın aktığı merkezler arasında dev bir uçurum var. Sonuç olarak bu dengesizlik, bambaşka bir eşitsizlik türü yaratıyor.

Bu yazıda teknoloji devlerinin veri toplama politikalarını masaya yatırıyoruz. Özellikle Küresel Güney’deki gelişmekte olan ülkeleri ve bu ekosistemin tam ortasında duran Türkiye’yi mercek altına alıyoruz. Çünkü buralarda veriler, yeterli yasal koruma ve gerçek bir bilinçli rıza olmadan toplanıyor. Üstelik ortaya çıkan ekonomik değer, verinin asıl sahibi olan toplumlarla adilce paylaşılmıyor.

Dijital sömürgecilik kavramına baktığımızda bunun aslında geçmişteki sömürgeciliğin yapısal bir devamı olduğunu görüyoruz (Couldry ve Mejias, 2019). Nitekim uluslararası düzenlemelerdeki coğrafi asimetri bu süreci daha da hızlandırmaktadır. Bu yüzden bilinçli rıza mekanizmaları pratikte işlemiyor. Ayrıca dijital değer zincirindeki Kuzey-Güney eşitsizliği de somut rakamlarla ortada (De Freitas, 2025). Bu amaçla yazıda Cambridge Analytica skandalını, Meta’nın Küresel Güney’deki uygulamalarını ve Türkiye’nin KVKK deneyimini örnek vaka olarak inceliyoruz. Son olarak dijital egemenlik, veri vergisi ve dijital okuryazarlık gibi konularda somut öneriler sunuyoruz.

Anahtar Kelimeler: dijital sömürgecilik, veri sömürgeciliği, kişisel veri, dijital egemenlik, gelişmekte olan ülkeler, gözetim kapitalizmi, bilinçli rıza, GDPR, KVKK.

2. Giriş: Küresel Veri Akışında Gözetim Modelleri ve Dijital Sömürgecilik

2.1. Küresel Süreçlerde Dijital Sömürgecilik ve Veri Üretimindeki Asimetrik Yapı

Başlangıç olarak küresel teknoloji devlerinin yepyeni bir düzen inşa ettiğini söyleyebiliriz: dijital sömürgecilik. Bu düzen insan davranışını doğrudan hammaddeye dönüştürüyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki veriler, neredeyse hiçbir maliyet ödenmeden toplanıyor. Ayrıca dijital platformlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, bu süreç daha da hızlandı. Böylece insanlık tarihinin en büyük veri üretim çağına tanıklık ediyoruz.

Düşünsenize: attığınız her arama motoru sorgusu, her sosyal medya beğenisi, her anlık mesaj ya da e-ticaret işlemi bir iz bırakıyor. Keza milyarlarca veri noktası üretiliyor, toplanıyor ve gelişmiş algoritmalarla işlenip ticarileştiriliyor (Zuboff, 2019). Ancak bu küresel veri akışının coğrafi dağılımı son derece çarpık. Çünkü küresel veri hacminin büyük kısmı Küresel Güney’de üretiliyor.

2.2. Modern Dünyada Dijital Sömürgecilik Süreçlerinde Kullanıcı Dezavantajları

Buna karşın veriden yaratılan ekonomik değer, Küresel Kuzey’deki teknoloji tekellerinde birikmektedir (Couldry ve Mejias, 2019). Dolayısıyla bu durum dijital dünyada yeni adaletsizlikler doğuruyor. Aslında bu tablo salt piyasanın doğal bir sonucu değil; aynı zamanda yasal boşlukların ve güç dengesizliklerinin bir ürünüdür.

Nitekim Türkiye, 85 milyonu aşan nüfusuyla küresel şirketler için dev bir veri üretim sahası. Dirier’e göre (2025) bu yapı, küresel teknoloji devlerinin bilinçli bir operasyonudur. Bu yaklaşıma göre gelişmekte olan ülkelerin ürettiği veriler neredeyse bedavaya toplanıyor. Şüphesiz bu süreç sadece bireysel mahremiyeti tehdit etmiyor; özellikle ekonomik kalkınmayı ve demokratik süreçleri de hedef almaktadır.

Buna ek olarak Türkiye gibi geçiş ekonomilerinde yerli yazılım ekosisteminin büyümesi yapısal olarak engelleniyor. Bu durum doğrudan veri tekelleşmesi nedeniyle büyük bir sorun oluşturmaktadır. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerdeki kullanıcılar çifte dezavantaj yaşıyor: Bir yanda zayıf veri koruma yasaları, öte yanda anlaşılması neredeyse imkânsız gizlilik politikaları (De Freitas, 2025).

Üstelik kazanılan para, verinin kaynağı olan toplumlara geri dönmüyor. Örneğin İstanbul’da tıklanan reklamlardan elde edilen gelir doğrudan California’daki hissedarlara gidiyor. Aynı şekilde Jakarta’daki e-ticaret komisyonları Kuzey Amerikalı platform sahiplerinin kasasına akmaktadır (De Freitas, 2025). İşte bu yüzden bu yazıda mevcut düzenlemelerin yapısal yetersizliğini ortaya koymayı amaçlıyoruz.

3. Dijital Sömürgecilik ve Tehdit Oluşturan Kavramsal Çerçeve

3.1. Küresel Ağlarda Tarihsel Süreklilik ve Dijital Sömürgecilik Unsurları

Couldry ve Mejias’a göre (2019) küresel veri çıkarma faaliyetleri, geleneksel emperyalizmin modern bir uzantısıdır. Onlara göre dijital sömürgecilik, küresel iktidar ilişkilerinin yeniden üretildiği tarihsel bir süreklilik taşır. Eski sömürgeciler toprakları, emeği ve doğal kaynakları sömürürken, bugünün dijital tekelleri ise insan davranışını ve sosyal ilişkileri hammadde olarak kullanır.

Esasen her iki sürecin işleyişi neredeyse aynıdır: Merkez çevreden hammadde alır, yüksek katma değerli ürüne dönüştürür ancak bu değeri adilce paylaşmaz. Geçmişte ham maddeler sömürge ülkelerinden alınıyor, işlenmiş ürün olarak geri satılıyordu. Bugün de veriler Küresel Güney’de üretiliyor, ne var ki nihai ekonomik değer yine Kuzey’deki tekel şirketlerde toplanmaktadır.

Kwet (2019) ise altyapısal bağımlılığa dikkat çeker. Özellikle ABD merkezli şirketlerin bulut bilişim altyapısı üzerindeki mutlak kontrolü, Küresel Güney ülkelerini kalıcı bir bağımlılığa iter. Bu bağımlılık Türkiye’de de açıkça görülüyor. Örneğin kamu, finans ve özel sektörün büyük kısmı yabancı bulut hizmetlerine dayanmaktadır. Ayrıca Türkiye’deki kurumsal bulut ve SaaS pazarının yaklaşık %78’i küresel sağlayıcıların kontrolündedir. Bu nedenle bu durum, veri güvenliği ve dijital egemenlik açısından ciddi riskler yaratmaktadır.

Tablo 1.

Büyük Teknoloji Şirketlerinin Bulut Altyapısı ve Pazar Payı

Bölge / Ülke Büyük Teknoloji Bulut Altyapısı Pazar Payı Temel Bağımlılık Alanı
Hindistan %87 Bulut Sağlayıcıları ve Kamu Altyapısı
Brezilya %71 Veri Depolama ve Kurumsal Çözümler
Türkiye %78 (Sektör Tahmini) Kurumsal Bulut, SaaS ve Sosyal Medya Veri Tabanı
Küresel Güney (Genel) %80+ Mobil İşletim Sistemleri (Android/iOS)

3.2. Gözetim Kapitalizmi Kapsamında Dijital Sömürgecilik Riskleri

Zuboff’a göre (2019) teknoloji devlerinin asıl amacı sadece reklam geliri elde etmek değildir. Aksine asıl hedef, insan davranışını büyük veriyle tahmin edip kitleleri yönlendirmektir. Dolayısıyla bu ekosistemde kullanıcılar tüketici değildir; bilakis davranış tahmin ürünlerinin hammaddesidir.

Teknoloji devleri sadece veri toplamıyor, aynı zamanda kendi yapay zeka çiplerini üretiyor, devasa veri merkezlerini beslemek için küresel enerji kaynaklarını kontrol altına alıyor. Böylece kapalı bir döngü oluşuyor: daha fazla kullanıcı, daha fazla veri, daha yüksek pazar hakimiyeti. Bu döngü her turda büyük şirketlerin lehine işlemektedir. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkeler ve yerli girişimler bu değer zincirinden pay almakta zorlanıyor.

4. Dijital Sömürgeciliğin Yasal Boyutu ve Rıza Sorunu

4.1. Coğrafi Mevzuatlar Sınırında Dijital Sömürgecilik Karşıtı Yapılar

Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) oldukça güçlü bir sistemdir. Bu yönetmelik veri işlemenin meşru zeminini ve kullanıcı haklarını güvence altına alır. Ne var ki bu güvenceler sadece AB vatandaşları için geçerlidir. Bu coğrafi sınır büyük şirketlere geniş bir hareket alanı bırakmaktadır. Öyle ki şirketler Sahra Altı Afrika, Latin Amerika ve AB dışındaki ülkelerde çok daha esnek koşullarda faaliyet gösterebiliyor (De Freitas, 2025).

Ancak bazı ülkeler önemli adımlar atıyor. Örneğin Güney Afrika’nın POPIA’sı, Brezilya’nın LGPD’si bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Benzer şekilde Türkiye de 2016’da 6698 sayılı KVKK’yı yürürlüğe koydu. Bu adımlar küresel dijital sömürgeciliğe karşı yasal birer kalkan işlevi görüyor. Buna rağmen uygulamada, özellikle Türkiye’de yerleşik olmayan sosyal medya devlerini denetlemek ve yaptırım uygulamak hâlâ büyük bir mücadele gerektirmektedir.

4.2. Dijital Sömürgecilik Odağında Hukuki Dil Çıkmazı ve Veri Aktarımı

Bilinçli rıza veri işlemenin temel meşruiyet şartıdır. Fakat pratikte bu şart neredeyse tamamen işlevsiz hale gelmiştir. Peki neden? Her şeyden önce onlarca sayfalık gizlilik politikaları, ağır bir hukuk diliyle yazılıyor. Ayrıca “Kabul et ya da hizmeti kullanma” dayatması gerçek bir seçim şansı tanımıyor. Özellikle dijital okuryazarlık düzeyinin düşük olduğu bölgelerde insanlar neye izin verdiklerini tam olarak anlamıyor. Üstelik yerel dile çevrilen metinler bile teknik kavramlar nedeniyle açıklayıcı olmaktan uzak kalıyor.

Bir de verilerin yabancı sunuculara aktarılması sorunu var. Bu durum ulusal denetim kurumlarının yetkisini ciddi şekilde sınırlamaktadır. Örneğin Türkiye’de KVKK’nın en çok tartışılan maddelerinden biri sınır ötesi veri aktarımıdır. Çünkü küresel bulut sağlayıcıları verileri Türkiye sınırlarında tutmayı reddedince, yapısal güvenlik krizleri kaçınılmaz oluyor.

5. Dijital Sömürgeciliğin Ekonomik Boyutu ve Yapısal Eşitsizlik

5.1. Görünmez Emek Çıkmazında Dijital Sömürgecilik ve Finansal Yapılar

Lagos’ta ya da İstanbul’da bir kullanıcının etkileşimiyle oluşan reklam geliri, doğrudan California’daki hissedarlara gidiyor. Bu nedenle yerel ekonomiler ve teknoloji girişimcileri finansman sıkıntısı çekmektedir (De Freitas, 2025). Sonuç olarak gelişmekte olan ülkeler kendi verilerinin ekonomik faydasını göremiyor; buna karşın teknoloji devleri bu verileri işleyerek milyarlarca dolar kazanıyor (Dirier, 2025).

Meta’nın 2023 dördüncü çeyrek verileri bu asimetriyi gözler önüne seriyor. Örneğin Facebook’un kullanıcı başına ortalama geliri (ARPU) Asya-Pasifik’te sadece 5,52 dolar iken, aynı dönemde ABD ve Kanada’da 68,44 dolardır (Meta Platforms, 2024). Bir başka deyişle Amerikalı bir kullanıcı, gelişmekte olan ülkelerdeki bir kullanıcıdan Meta’ya yaklaşık 12 kat daha fazla kazandırıyor. Bu asimetri yalnızca pazarlama koşullarıyla açıklanamaz; aynı zamanda verinin toplandığı coğrafyada işlenip değere dönüştürüldükten sonra gelirin Kuzey’de biriktirildiği yapısal bir sömürü döngüsüdür.

Ayrıca yapay zeka modellerinin eğitimi için büyük bir görünmez emek gücü gerekiyor. Keza veri etiketleme, içerik moderasyonu gibi mikro görevler genellikle gelişmekte olan ülkelerdeki düşük ücretli işçiler tarafından yapılmaktadır (Casilli, 2025). Son dönemde Türkiye’deki genç yazılımcılar ve üniversite öğrencileri de saatte 2-3 dolara küresel yapay zeka firmalarına çalışıyor. Bu durum da dijital sömürü zincirinin görünmeyen bir katmanını oluşturmaktadır.

5.2. Vergi Cennetleri Karşısında Dijital Sömürgecilik ve Hizmet Vergisi

Büyük teknoloji şirketleri kurumsal yapılarını birden çok ülkeye yayarak vergi yükümlülüklerini minimize ediyor. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye’de elde ettikleri reklam ve abonelik gelirlerini çeşitli finansal manevralarla vergi cennetlerine aktarıyorlar. Bu durum da yerel ekonomilere sağlanan katkıyı yapısal olarak sınırlamaktadır.

Türkiye’nin %7,5’lik Dijital Hizmet Vergisi bu kaçışı engellemek için atılmış önemli bir adımdır. Ne var ki bu vergi, dijital sömürgeciliğin ekonomik boyutunu tek başına dengelemeye yetmiyor. Bu yüzden OECD nezdinde küresel bir dijital vergi çerçevesi oluşturulmaya çalışılıyor; ancak Küresel Güney ülkelerinin taleplerinin daha güçlü bir şekilde savunulması gerekmektedir (De Freitas, 2025).

6. Örnek Vakalar ile Dijital Sömürgecilik Süreçleri

6.1. Siyasi Manipülasyon Ekseninde Küresel Dijital Sömürgecilik Süreçleri

6.1.1. Seçim Süreçlerine Yönelik Müdahaleler ve Siyasi Profilleme

Cambridge Analytica skandalı Facebook kullanıcılarına ait milyonlarca kişisel verinin izinsizce siyasi profilleme için kullanıldığını ortaya çıkardı. Özellikle bu veriler Kenya, Nijerya ve Trinidad-Tobago gibi ülkelerdeki seçim kampanyalarını etkilemek için işlenmiştir (De Freitas, 2025).

Nitekim AB vatandaşı olmayan bu kullanıcıların verileri, hiçbir hesap verebilirlik mekanizması olmadan doğrudan siyasi manipülasyon aracına dönüştü. Daha ayrıntılı incelendiğinde, Cambridge Analytica’nın Kenya’da Kenyatta’nın hem 2013 hem de 2017 cumhurbaşkanlığı kampanyalarında aktif görev aldığı görülmektedir. Aynı doğrultuda, şirketin Nijerya’da da 2015 seçimlerinde dönemin cumhurbaşkanı Goodluck Jonathan’ın kampanyasında yer aldığı bilinmektedir (CNN, 2018; Privacy International, 2018).

6.1.2. Hesap Verebilirlik Eksikliği ve Küresel Güney’deki Demokratik Riskler

Söz konusu müdahalelerin somut seçim sonuçlarını ne ölçüde etkilediği akademik çevrelerde hâlâ tartışmalı bir konudur. Nitekim bazı araştırmacılar şirketin etkisinin abartıldığını ileri sürmektedir; örneğin Nijerya’da Cambridge Analytica’nın destek verdiği aday seçimi kaybetmiştir (The Conversation, 2018).

Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde yeterli veri koruma mevzuatının yokluğunda milyonlarca kullanıcıya ait verilerin hesap verebilirlik olmaksızın kullanılması, dijital sömürgeciliğin demokratik süreçler üzerindeki yapısal riskini açıkça ortaya koymaktadır.

6.2. Ağ Tarafsızlığı İhlali Çerçevesinde Dijital Sömürgecilik Girişimleri

Meta’nın “Free Basics” girişimi gelişmekte olan ülkelerde ücretsiz internet vaadiyle başladı. Ne var ki bu model sadece Meta’nın kendi platformlarına ücretsiz erişim sağlıyor. Bu yüzden kullanıcılar açık internet yerine doğrudan Meta’nın ekosistemine hapsoluyor. Açıkçası bu durum, internetin en temel prensiplerinden olan ağ tarafsızlığı ilkesinin açık bir ihlalidir (De Freitas, 2025).

Hindistan’ın telekom düzenleyicisi TRAI 2016’da Free Basics’i ağ tarafsızlığını bozduğu gerekçesiyle yasakladı (Ars Technica, 2016). Buna karşın söz konusu uygulama, yasaklamaya rağmen genişlemeye devam etti ve 2019’a kadar Afrika’da 32 ülkeye ulaştı. Bu durum gösteriyor ki tek bir ülkenin yerel direnişi küresel dijital sömürgeciliği durdurmaya yetmiyor; bu nedenle bölgesel ve uluslararası koordinasyon şarttır.

6.3. Çifte Standart Söylemleri ve Türkiye’nin Dijital Sömürgecilik Deneyimi

2021’de Meta’nın WhatsApp’a getirdiği gizlilik sözleşmesi dayatması büyük bir kriz çıkardı. Dikkat çekici olan yön ise bu sözleşmenin AB ülkelerindeki kullanıcılara zorunlu tutulmamasıydı. Oysa Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki kullanıcılara “ya kabul et ya da uygulamayı sil” şeklinde bir dayatma yapıldı.

Rekabet Kurulu 11 Ocak 2021’de Facebook ve WhatsApp hakkında resen soruşturma başlattı ve 8 Şubat’ta yeni veri paylaşım koşullarının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verdi (Rekabet Kurumu, 2021). Ardından yürütülen soruşturma sonucunda Meta’ya toplam 18,6 milyon dolar idari para cezası kesildi (Lexology, 2022). Ayrıca bu süreçte yaklaşık 2 milyon Türk kullanıcı WhatsApp’ı bırakıp alternatif platformlara yöneldi. Kısacası bu örnek, yerel kurumların küresel teknoloji devlerine karşı nasıl direnebileceğini gösteren önemli bir kazanımdır.

7. Dijital Sömürgecilik Karşısında Çözüm Önerileri

7.1. Dijital Egemenliğin Güçlendirilmesi ve Bölgesel Birlikler

Dijital egemenlik devletlerin kendi dijital altyapısını denetleyebilmesi ve veri akışlarını kendi yargı alanında yönetebilmesi anlamına gelir (De Freitas, 2025). Bu stratejik hedefe ulaşmak için şu adımları atmak önem taşımaktadır:

  • Öncelikle ulusal mevzuatlar güçlendirilmeli, rıza koşulları ve cezalar küresel şirketlerin mali büyüklüğüyle orantılı hale getirilmeli.
  • İkinci olarak bölgesel paktlar kurulmalı. Örneğin Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde bir “Türk Devletleri Veri Güvenliği Paktı” oluşturulmasına öncülük edebilir.
  • Son olarak yabancı bulut altyapısına bağımlılığı azaltmak için yerli veri merkezleri ve açık kaynak yazılımlar devlet eliyle desteklenmelidir (De Freitas, 2025).

7.2. Dinamik Rıza Modelleri ve Ekonomik Dengeler

Mevcut rıza mekanizmaları tamamen şirketlerin lehine çalışıyor. Bunu düzeltmek amacıyla katmanlı gizlilik bildirimleri zorunlu olmalıdır: teknik detaylarla sade dilde yazılmış özetler birbirinden ayrılmalı. Ayrıca “varsayılan olarak gizlilik” ilkesi getirilmeli, kullanıcı onay vermedikçe veri toplama asgari düzeyde tutulmalıdır. Keza kullanıcıların verilerini tek tıkla silebildiği dinamik rıza sistemleri kurulmalıdır (Dirier, 2025).

Adil değer dağılımı için dijital hizmet vergileri etkin şekilde devreye sokulmalı. Örneğin Fransa ve Hindistan gibi ülkelerin modelleri referans alınabilir. Bunun yanında kullanıcıların verilerinin ticarileştirilmesinden pay aldığı “veri temettüsü” mekanizmaları küresel ölçekte tartışılmalıdır (De Freitas, 2025).

7.3. Müfredat Entegrasyonu ve Toplumsal Seferberlik

Teknik ve hukuki düzenlemeler ancak bilinçli bir toplumla kalıcı olur. Bu nedenle dijital okuryazarlık kamusal bir politika önceliği haline getirilmelidir. Özellikle Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına veri hakları, siber güvenlik ve dijital mahremiyet dersleri entegre edilmelidir. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşları yerel farkındalık programları yürüterek toplumsal seferberliği desteklemelidir (Dirier, 2025).

7.4.Uygulama

  • Uygulama Amacı: Her öğrenci, bir yapay zeka sistemine geçmiş tüm dijital ayak izlerini ve konuşma geçmişlerini girdiğinde sistemin nasıl bir “Kişilik Analizi” ve ardından buna aslına uygun bir “Avatar/Görsel Tasviri” üretebildiğini bireysel olarak deneyimler. Bu sayede verilerimizin ticari şirketler tarafından nasıl profillendiğini keşfeder.

  • Adım 1: Bireysel Komut (Prompt) Girişi: Öğrenciler, kullandıkları yapay zeka aracına sırasıyla aşağıdaki iki özgün komutu yazarak sistemi çalıştırır:

    • Komut Yönergesi 1 (Analiz): “Bu zamana kadarki konuşmalarımıza ve sana sağladığım tüm dijital ayak izlerime göre bana detaylı bir kişilik analizi yap; güçlü yönlerimi, ilgi alanlarımı ve karakteristik eğilimlerimi listele.”

    • Komut Yönergesi 2 (Görselleştirme): “Çıkan bu kişilik analizindeki tüm ayırt edici nitelikleri, sembolleri ve ruh halini içeren, beni en iyi yansıtacak detaylı bir fiziksel portre/görsel tasviri oluştur.”

8. Sonuç

Sonuç olarak büyük teknoloji şirketlerinin gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye’de kişisel verileri yeterli yasal koruma olmadan toplaması, çağımızın en derin dijital eşitsizliklerinden biridir. Veri sömürgeciliği ve gözetim kapitalizmi çerçevesinde incelediğimiz bu durum, tarihsel sömürgecilikle büyük yapısal benzerlikler taşımaktadır. Zira uluslararası yasal düzenlemelerin asimetrik yapısı ve rıza mekanizmaları, Küresel Güney’i bir ham veri sağlayıcısı konumuna indirgiyor (Couldry ve Mejias, 2019).

Ancak bu adaletsiz tablo değiştirilemez değildir. Nitekim WhatsApp davasında Türkiye’nin kazandığı 18,6 milyon dolarlık ceza ve Free Basics’e karşı Hindistan’ın aldığı yasak kararı, yerel kurumların küresel şirketlere karşı direnebileceğini kanıtlıyor. Kısacası dijital sömürgecilikle mücadele; bölgesel işbirlikleri, açık kaynak yatırımları, adil dijital vergilendirme ve toplumsal farkındalık programlarının bir arada yürütüldüğü bütünsel bir strateji gerektirmektedir (De Freitas, 2025).

9. Kaynakça

Ars Technica. (2016, February 8). Facebook’s free Internet app banned by India’s new net neutrality rulehttps://arstechnica.com/tech-policy/2016/02/facebooks-free-internet-app-banned-by-indias-new-net-neutrality-rule/

De Freitas, M. V. (2025). Digital sovereignty and data colonialism: Shaping a just digital order for the Global South (Policy Paper PP-38/25). Policy Center for the New South. https://www.policycenter.ma/publications/digital-sovereignty-and-data-colonialism-shaping-just-digital-order-global-south

Dirier, Ü. (2025, February 18). Yeni tehlike: Veri sömürgeciliği. Para Dergi. https://www.paradergi.com.tr/teknoloji/2025/02/18/yeni-tehlike-veri-somurgeciligi

Kwet, M. (2019). Digital colonialism: US empire and the new imperialism in the Global South. Race & Class, 60(4), 3–26. https://doi.org/10.1177/0306396818823172

Lexology. (2022, October 28). Turkish Competition Authority fines Meta Platforms USD 18.6 million. https://www.lexology.com/library/detail.aspx?g=1930cafd-ef6b-459f-bbbe-621482e05645

Meta Platforms. (2024). Facebook average revenue per user (ARPU) as of 4th quarter 2023, by region (in U.S. dollars) [Graph]. Statista. https://www.statista.com/statistics/251328/facebooks-average-revenue-per-user-by-region/

Rekabet Kurumu. (2021, January 11). Competition Board launched an investigation into Facebook and WhatsApp. https://www.rekabet.gov.tr/en/Guncel/competition-board-launched-an-investigat-c9382b8cb15ceb11812900505694b4c6 

British Library. (2019). Slaves cutting the sugar cane on the Island of Antigua, 1823 [Photograph]. Unsplash. https://unsplash.com/photos/people-harvesting-crops-painting-atIgjLlFryg

10. İntihal Raporu

Çalışmanın özgünlüğü smallseotools.com üzerinden 03.06.2026 tarihinde 16.00 saatin’de test edilmiştir. Sonuç %96 özgün (unique) olarak raporlandı.

10.1. Yapay Zeka Analizi

Metnin yapay zeka tarafından üretilip üretilmediği copyleaks.com üzerinden 03.06.2026 tarihinde 16.10 saatin’de test edilmiştir. Sonuç %7.3 yapay zeka oranı olarak raporlandı. Bu oran kabul edilebilir sınırın altındadır.

 

Creative Commons Lisansı
Bu eser Fatma Zehra Öztürk tarafından Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.