İÇİNDEKİLER

  • Özet
  • Toplum Bilimi
  • Toplumsal Sözleşme
  • Toplumsal Sözleşmenin Ortaya Çıkış Nedeni
  • Toplumsal Sözleşme Kuramları
    • Thomas Hobbes’un Toplumsal Sözleşme Kuramı
    • John Locke’un Toplumsal Sözleşme Kuramı
    • Jean-Jacques Rousseau’nun Toplumsal Sözleşme Kuramı
  • Sonuç
  • Kaynakça

 

Özet

Bu metinde siyaset felsefesinde de ele alınan toplum kavramından yola çıkarak toplum bilimi, toplumsal sözleşme ve toplumsal sözleşmenin ortaya çıkış nedenlerinden bahsedilmektedir. Aynı zamanda siyaset felsefesinde büyük öneme sahip olan toplumsal sözleşme kuramı ve bu kuramın temsilcileri olan Thomas Hobbes, Jean-Jacques Rousseau ve John Locke’un görüşleri de ele alınmıştır.

Toplum Bilimi

Toplum bilimi, içinde insanları ve insanların birbirleriyle olan etkileşimini barındırır. Aynı zamanda toplum bilimi, toplumu oluşturan insanların ahlak, din, bilim, tarih, hukuk gibi farklı açılardan ele alındığı ve bu alt alanların da araştırma konusunu oluşturan bir bilim dalıdır. Toplum bilimi, insanların bir arada olan yaşam koşullarını nesnel olarak ve toplumsal bütün içerisinde incelemekte olup toplumun konu olarak ele alındığı tüm öğreti alanlarına uygulanan bir yaklaşımdır (Ozankaya, 1994, s.11; Tan, 1981, s.7; Meray, 1982, s.9).

Toplum biliminin başlıca araştırma konuları arasında, bireyin toplum içindeki konumu, nüfusu, gelenekleri, görenekleri, inançları, davranışları ve bunlar arasındaki ilişkileri yer almaktadır.

Toplumsal Sözleşme

Toplum içinde bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek, yaşam koşullarını belirlemek vb. için uyulması gereken zorunlu kurallar bulunmaktadır. Bu kurallar, insanların birbirleriyle uzlaşmaları ve uyumlu bir hayat sürmeleri adına ihtiyacı gidermek için ortaya konulmuştur. Otoritenin oluşması için bireylerin ortak kabulü şarttır. Belirlenen bu kurallar toplumsal sözleşmeye dayanmaktadır.

Toplumsal sözleşmeden önce insanların birbirleriyle olan etkileşimini anlatan ve “doğa durumu” olarak kabul gören bu makamda bireylerin bir kısmı kötülük etme eğiliminde ve ceza yöntemlerine kendileri karar vermekteydi. Bazıları ise kendilerini savunamayacak kadar zayıftı. Bütün bunlar toplum içinde düzensizliğe yol açtığından toplumu oluşturan bu bireyler, siyasi topluluğa geçişte sahip oldukları haklarını rızaya dayalı bir anlaşmayla devlete bırakırlar.

Toplumsal sözleşme, bahsi geçen bu bireylerin devlet vasıtasıyla kendilerini koruma, doğal haklarına sahip çıkma vb. konuları devletin yaptırım gücüne bağlamış oldukları bir anlaşmadır. Toplumsal sözleşmenin görevi doğa durumunda bulunan bu karmaşıklığın önüne geçmektir (Çilingir, 2019, s.40). Toplumsal sözleşme yeni bir toplum arayışından ibarettir.

Toplumsal Sözleşmenin Ortaya Çıkış Nedeni

Sözleşme düşüncesi, tarihsel olarak Antik Yunan’ a kadar dayanır. Doğa durumu olarak kabul edilen makamda bireylere aklın gereklerini kabul ettirecek bir üst makam bulunmamaktaydı. Bu yüzden her birey kendi aklıyla yorumladıkları emirleri kabul etmekte ve bu emirleri birbirlerine karşı kullanmaktaydı. Böylesi bir risk faktörü göz ardı edilemeyeceğinden dolayı toplumsal sözleşmenin ortaya çıkması ertelenemez bir düşünce idi (Akipek, 1953, s.260).

Toplumsal Sözleşme Kuramları

Toplumsal sözleşme kuramcıları, toplumdaki insanların kendi yararları için kurduğu fakat artık belirledikleri bu kuralların kendilerine hizmet etmediği için söz konusu kuralları yıkıp yerine yenisini kurabilme düşüncesini savunurlar. Bu amaçla kuramcılar, toplumun temellerini, toplumsal sorunların kaynağını ve bu sorunların çözümünü araştırıp olanlar karşısında kendi tutumlarını dile getirmişlerdir (Hakyemez, 2006, s.9-10).

Thomas Hobbes, John Locke ve Jean-Jacques Rousseau toplumsal sözleşme kuramının en bilinen filozoflarıdır.

  • Thomas Hobbes’un Toplumsal Sözleşme Kuramı

Hobbes, “barışa kavuşmak için barış ara” ve “kendimizi korumak için bütün yolları kullanabiliriz” sözlerinden yola çıkarak ilk doğa yasasını oluşturmuştur (Brizon, 1977, s.126). Hobbes’a göre insanların davranışlarını çıkarları belirler bu nedenle her birey kendi özel çıkarı için her istediğini yapmakta özgür olursa bu savaş durumunun önüne geçilemeyeceğini bu yüzden her iradenin üstünde karar veren, yargılayan ve düzene koyan tek bir iradenin olması gerektiğini savunmuştur.

Bununla birlikte Hobbes, bireylerin asla bırakılamayacak temel hakları olduğunu savunmuştur. İnsan, kendi canına kastedenlerin karşısında kendini koruma hakkını bırakamaz. Hak bırakmak ancak yerine başka bir yarar sağlanacağı zaman geçerlidir. Hak bırakmak gönüllü bir iştir. Temelde insanların birçok hakkını terk etmesinin amacı zaten hayatını koruma ve yaşam güvenliğini sağlamaktan geçtiği için insanın kendi canını koruması yerine geçebilecek başka bir yarar yoktur (Brizon, 1977, s.127).

Aynı zamanda Hobbes’a göre söylediklerinden dönme ihtimalleri olduğu için insanların sözlerine güvenilmez. İnsanlarda güvenilebilecek tek duygunun korku olduğunu söyler.

Hobbes, burjuvazi karşısında soyluları ve kiliseyi savunmazken burjuvazinin temel görüşlerinin birçoğunu sahiplenmektedir. Bununla birlikte kral ve soyluların arasındaki ilişkinin bir kulluk ilişkisi olması gerektiğini savunmaktadır. Aynı zamanda soyluların kendi yönetimlerine ve askeri güçlere sahip olmalarına da karşıdır. Ona göre devletin himayesinde olan bir kişi özel savunma gücüne ihtiyaç duymaz.

İnsanların doğuştan eşit olduğunu, onlara belli başlı ayrıcalıkların yine insanlar tarafından verildiğini savunmakla birlikte bazı soyluluk unvanlarının kutsal ve evrensel olmadığını söylemiştir. Hobbes’un savunduğu krallık, 16. ve 17. yüzyıllarda kurulmuş merkezi yönetim olan modern mutlak krallıktır. Hobbes kraldan tüm özel çıkarları ve farklı iradeleri bastırması gerektiğine inanır.

Hobbes’un kilise karşısındaki tutumu da savunduğu krallık anlayışıyla eş değerdedir. Hristiyanlık imparatorluğundaki gibi kralların kiliseye bağlı olmadığını kiliselerin artık krala bağlı olduğunu savunur (Borot, 1996, s.319).

  • John Locke’un Toplumsal Sözleşme Kuramı

Locke, temelde Hobbes ile aynı görüşleri savunmaktadır. Bu görüşler kısaca soyluların sahip oldukları ayrıcalıkların kaldırılması ve mülkiyet hakkının korunmasıdır. Locke’a göre mülkiyet, insanın doğal bir parçasıdır ve kendi başına çatışmanın kaynağı değildir.

İnsanların ihtiyaçlarını karşılayan bir toplum kurulması gerektiğini savunmuştur. Ona göre önemli olan, insanların doğal haklarını koruması önündeki engelleri kaldırmaktır. Locke’a göre toplumda yaptıkları eylemler için hesap verme yükümlülüğü bulunmayan bireyler olduğu sürece doğal hakların ihlal edilmesi, dolayısıyla da savaş durumu olarak da adlandırılan bu durumun gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Öyleyse insanlar yargı hakkını bir sözleşmeyle herkesin üzerinde bulunacak olan tek bir iradeye devretmesi gerekir.

Doğanın kendi yasaları olduğunu ve bu yasalar sayesinde eşitliğin korunduğunu söyleyen Locke, eşitsizliğin kaynağı olarak parayı toplumun bir getirisi olarak görmektedir.

Locke, kralın yetkilerinin anayasa ile sınırlandırılması gerektiğini savunur. Böylece anayasa önünde herkes eşit olacak, özel çıkarlar engellenecek ve devlet özel çıkar gruplarından kurtulup herkesin devleti haline gelecektir (Locke, 1689, s.140).

  • Jean-Jacques Rousseau’nun Toplumsal Sözleşme Kuramı

Rousseau da Locke gibi yasaların egemenliğini ve devletin herkesin devleti olmasını ister. Hobbes’un savunduğu özel çıkarların güçle bastırılması çözümüne ve “Halkın onaylamadığı hiçbir yasa kabul edilemez.” görüşüyle yasama gücünün temsilcilere bırakılmasına karşı çıkmıştır.

Rousseau’nun savunduğu yönetim, bilge kişilerin yönetimidir. Bu bilge kişilerin, Locke’un temsilcilerinden farklı olarak özel çıkar yerine genel çıkarları gözetmesidir. “Bilge kişilerin halkı yönetmesi en iyi düzeni gerektirir. Bu da bilge kişilerin kendi çıkarları için değil, halkın yararını gözettiği sürece mümkün olacaktır.” (Rousseau, 1993, s.39)

Rousseau, yönetimde üç araç tanımlar: yasacı, egemen varlık ve hükümet. Bu üç araç genel çıkarı hâkim kılmalı ve denetleme işlevini de görmeli. Egemen varlığı oluşturan insanlar, doğruyu her zaman bulamazlar ama toplu olarak yanıldıkları pek az bir durumdur. Bu yüzden genel yasaların kabulü sürecinde egemen varlık tek güç sahibi olarak görülür. Bu nedenle yasama gücü yasacıya değil, halka ait olarak kabul görür.

Rousseau’nun amacı, insanları özgür olmaya zorunlu bırakmaktır (Brizon, 1977, s.29). Bununla, yönetimde özel çıkarların olmadığı bir ortam tasarlandıktan sonra toplumun içinde de bulunan özel çıkarların kaynağı olan bağımlılık duygusunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

Rousseau, küçük üreticilerin desteklenmesinden yana olduğu için vergilendirmenin tarım vb. gibi alanlara destek verecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. Rousseau’ya göre vergilerin büyük çoğunluğu sanayiden alınmalıdır. Böylece üretim sekteye uğramadan devam eder. Aynı zamanda insanların ekonomik açıdan tam eşit haklara sahip olmasından ziyade servet eşitsizliğinin azaltılması görüşündedir.

Sonuç

Hobbes, Locke ve Rousseau’nun birbirlerinden farklı olarak toplumsal beklentileri ve savaş durumundan kurtulma önerileri vardır. Hobbes mutlak krallığın, Locke kralın yetkilerinin anayasa ile sınırlandırılması gerektiğini, Rousseau ise halkın çıkarlarını yine halkın kendisinin gözettiği, halkın onaylamadığı hiçbir yasanın kabul edilmemesinin kurtarıcı olduğunu düşünür.

Üç düşünür de insanların doğuştan eşit olduğunu savunur. Bu yüzden insanlar, eşit haklara sahip olarak yaşayacakları bir toplum isterler. Aynı zamanda bu üç düşünür, özel mülkiyeti doğal hak olarak sayar ve bu hakkın terkedilmesinin mümkün olmadığını düşünürler. Mülkiyet hakkını koruma altına almayan bir toplum, insan doğasına aykırı bir toplum olma yolunda ilerler.

KAYNAKÇA

Akipek, İ. (1953). John Locke’un Siyasi Fikirleri. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1).

Borot, L. (1996). History in Hobbes’ Thought, The Cambridge Companion to Hobbes, yay. Tom Sorrell, Cambridge: Cambridge University Press

Brizon, P. (1977). Emeğin ve Emekçilerin Tarihi, çev. Cemal Süreyya, Ankara: Onur Yayınları

Çilingir, L. (2019). Locke’un Toplum Sözleşmesi Kuramı. Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi, (11), 31-43.

Hakyemez, A. D., & Arat, N. (2006). Tebaadan Yurttaşa Geçiş: Hobbes, Locke ve Rousseau’da Toplum Sözleşmesi Kuramları (Doctoral dissertation, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. İstanbul, Yüksek Öğretim Kurulu: Ulusal Tez Merkezi, (Tez No. 215016)).

Locke, J. (1689). Second Treatise. Web: http://www.constitution.org/jl/2ndtreat.htm adresinden 21.05.2021 tarihinde alınmıştır.

Meray, S.L. (1982). Toplum Bilim Üzerine. İstanbul: Hil Yayın.

Ozankaya, Ö. (1994). (8.bs.) İstanbul: Cem Yayınevi

Öne Çıkarılan Görsel. Web: https://unsplash.com/photos/EKy2OTRPXdw adresinden 21.05.2021 tarihinde alınmıştır.

Rousseau, J. (1993). Toplum Sözleşmesi, çev. Vedat Günyol, İstanbul: Adam Yayınları

Tan, E.M. (1981). Toplumbilimine Giriş: Temel Kavramlar. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi.

Bu makale smallseotools ve duplichecker sitesi üzerinden 21.05.2021 tarihinde kontrol edilmiştir.              Makale, benzerlik değeri ile kabul edilmiştir. Results Completed: 100% Plagiarism: %0 Unique: %100

Creative Commons Lisansı

Bu eser Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.