Kategoriler
Bilişim Etiği

Bilişim ve Bilişim Suçlarının Toplumsal Etkileri

İÇİNDEKİLER

  • Giriş
  • Bilişim kavramı ve bilişim devrimi
  • Bilişimin Toplumsal ve Yönetsel Alanlardaki Kriminal Etkileri
  • Bilişim suçları ve toplumsal etkilerini incelemek adına örnek olaylar.

                1) Dijital şiddet mağduru bir kadın anlatıyor!

                2) Bilişim suçları uzmanı bile dolandırıldı!

  • Sonuç
  • Kaynakça

Giriş

Bu yazıda ,Bilişim kavramı nedir ? Bilişim sektörünün hızla gelişmesiyle gerçekleşen bilişim devriminin , sonuçlarıyla beraber artan bilişim suçlarının toplum ve yönetsel alanlardaki kişileri etkileme düzeyi üzerinde durulmuştur. ve bu araştırma örnek olaylarla desteklenmiştir.

Bilişim Kavramı ve Bilişim Devrimi

Tüm dünyada belgeleme tekniğinin gelişmesiyle birlikte bilişim, ayrı bir disiplin olarak kabul görmüştür. Bu kabul ile birlikte bilişim kavramı, insanların teknik, ekonomik, mali, sosyal, kültürel, hukuksal veya toplumsal yaşamın benzeri birçok alanında sahip oldukları verilerin saklanması, saklanan verilerin elektronik olarak işlenmesi, organize edilmesi, değerlendirilmesi ve yüksek hızlı veri, ses veya görüntü taşıyan iletişim araçları ile aktarılması anlamında kullanılmaktadır (Erdağ,2010). Bu haliyle bilişim, insanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin, özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve rasyonel şekilde işlenmesi bilimi olarak da tanımlanabilir (Akarslan,2012). Sözlük anlamıyla devrim; belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişikliktir (TDK, Türk Dil Kurumu). Devrim bazen sadece onu yaratan toplumun içerisinde etkili olabileceği gibi bazen de küresel düzlemde radikal değişikliklere yol açar. Örneğin Fransız Devrimi, oluşturduğu felsefe ve düşünce sistematiği ile tüm dünyayı etkilemiş; yönetim, özgürlük ve insan hakları gibi alanlarda yeni boyutlar ortaya koymuştur. 1980’li yıllarda mikro bilgisayarların geliştirilmesi ve bilgisayar sistemlerinin internet ile birbirine bağlanıp kullanımlarının yaygınlaşmasıyla birlikte insanoğluna küresel bir iletişim kapısı açılmıştır. Bilgisayar ve internet ile birlikte gelişen bilişim alanının, toplumlara, bireylere ve ekonomi anlayışına kazandırdığı farklı boyut ve oluşturduğu radikal değişim sürecinin devrim niteliğinde olduğu söylenebilir. Bu sürece rahatlıkla “bilişim devrimi” denilebilir (Alaca,2008). Teknoloji devriminin somut olarak görüldüğü 1970 ve 1980’li yıllar iki kutuplu bir dünya düzenine şahit olmuştur. Bu dönemin önemli  ülkeleri silah sanayi ve uzay teknolojileri alanında yarışmışlardır. Bu yarışta kendine avantaj sağlamak isteyen ülkeler bilişim ve teknolojilerini kullanarak bu alanda hızlı bir ilerleme kaydetmişlerdir. Telekomünikasyon ve bilgi işlem teknolojilerindeki hızlı seyreden gelişmeler anında haberleşmeye ve verilerin anında iletimine imkân sağlamıştır. Oluşturulan iletişim ağı sayesinde sesli, görüntülü ve yazılı veriler her noktaya dijital olarak ulaştırılabilmiştir. Bugün kablosuz teknoloji ile daha ergonomik bir yapıda yararlanılabilen internet sistemi ile iletişim ağı tüm dünyaya yayılmıştır (Atasoy,2007). İnsanın, bilgiyi saklama, paylaşma ve ona kolayca ulaşma arzusu ve gereksiniminden ortaya çıkan internet, birçok bilgisayar sistemini TCP/IP protokolüyle birbirine bağlayan ve hızla büyüyen küresel bir iletişim ağıdır. Diğer bir ifadeyle, değişik bilgisayarların ortak bir dil çerçevesinde birbirlerine elektronik olarak bağlanması (Network) suretiyle, insanların bilgi paylaşımına imkân veren küresel bir ağdan ibarettir (İç İşleri Bakanlığı,2006). Bu küresel ağ bugün itibariyle dünyanın farklı pek çok yerindeki milyarlarca bilgisayarı birbirine bağlamaktadır (Tekeli,2011). Bilişim teknolojilerinden olan bilgisayar ve internet sayesinde insanlığın bilgiye ulaşması kolay, ucuz, hızlı ve güvenli bir hal almıştır (İç İşleri Bakanlığı,2006). Bilgi güçtür ilkesinden hareketle, bilgi ve bilgiye dayalı gelişmelerin tarihin her döneminde toplumları üstünlük sağlamıştır. Günümüzde, toplumlar, onları üstünlük anlamında ayıran nitelikli bilgi bilişim alanında yoğunlaşmamış ise o toplumun gelişmişliğinden söz edilememektedir. Bilişim teknolojilerini üreten az sayıdaki ülkenin üretemeyen toplumlara nazaran üstünlük sağladığı rahatlıkla söylenebilir (Ege,2008). Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve özellikle bilgisayar ile internet teknolojilerinin bulunup yaygın şekilde kullanılmaya başlamasıyla birlikte toplumların ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuksal yaşamlarında köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler çok hızlı, nitelikli ve devam eden değişikliklerdir. İnsanoğlu bilişim teknolojileri ile birlikte artık dünyanın öbür ucundaki herkesle iletişim kurabilmekte, dünyanın öbür ucundan mal ya da hizmet satın alabilmekte ve hatta eğitim, sağlık, adalet, güvenlik gibi alanlara dair hizmetleri bu kanaldan sağlayabilmektedir.

Bilişimin Toplumsal ve Yönetsel Alanlardaki Kriminal Etkileri

Bilişim devriminin bir parçası olan bilişim teknolojilerinin ve özellikle internetin yaygın kullanımı, bireysel ve toplumsal yaşamda büyük etkiler doğurmuştur. Bilişim teknolojileri bugün tıp, ekonomi, eğitim, iletişim, ticaret, adalet, güvenlik ve bunun gibi birçok alanda kullanılmakta ve yeni alışkanlıklar ortaya koymaktadır. Bu yeni yaşam şekli de kuşkusuz her alanda olumlu ve olumsuz olmak üzere etkilerini gün yüzüne çıkarmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin insanoğluna sağladığı birçok faydalarla birlikte yeni suç tipleri yarattığı ve suç işleme imkânı sağladığı hususu da unutulmamalıdır. Bu suçların tespiti ve engellenmesi bilişim sektöründeki sınırlılıkları oldukça kısıtlı olmasından dolayı zordur.  Bilgisayar teknolojisinin hızla gelişmesi, boyutunun küçülmesi ve maliyetinin azalmasıyla birlikte kullanıcı sayısında büyük bir artış yaşanmıştır. Bilişim teknolojilerinin gelişimine paralel olarak her geçen gün yeni suç işleme araç ve yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Yeni ortaya çıkan suç işleme yöntemlerine karşı önlemler alındığı anda, daha gelişmiş ve farklı birsuç işleme yöntemi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Teknolojide yaşanan gelişmeler suçun işleniş yöntemlerinin, araçlarının ve çeşitlerinin sürekli gelişimine ve değişimine neden olmaktadır. Özellikle internet; uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı ve terör gibi organize suç faaliyetleri açısından iletişim aracı olma, bilgi kaynağı sağlama, eleman kazanma, propaganda yapma ve finansal servis aracı olma gibi nitelikleriyle kolaylıklar sağlamaktadır. Kolluk güçlerinin tespitlerine karşı önlem olarak e-posta, anlık mesajlaşma, internet telefonu gibi internet iletişim araçlarının anonimlik sağladığının fark edilmesi, bu teknolojileri organize suç örgütlerinin kullanımına açmaktadır .İnternetin her kurum ve kuruluş için vazgeçilmez bir araç olmasıyla birlikte resmi kurum ve kuruluşların bilgisayarları bu ağa bağlanmış durumdadır. Bu sebeple suç işlemeye meyilli kişilerin hedefi haline gelmişlerdir. Örnek vermek gerekirse bugüne kadar güvenliği en üst seviyede tutan kurumlar arasında bilinen Amerika Bileşik Devletleri Savunma Bakanlığı (Pentagon), NATO, NASA ile bazı askeri ve endüstriyel araştırma laboratuvarlarının bilişim sistemleri bilgisayar korsanlığı eylemlerinin kurbanı olmuştur. Şirketin ana sunucularına girilmesi sonucu kullanıcılar iki gün boyunca Microsoft’un sitelerine giriş yapamamışlardır. Türkiye’de de 2010 yılında ortaya çıkan ÖSYM’nin yaptığı çeşitli sınavlarda soru ve cevaplarının bilişim sistemleri aracılığıyla elde edilip para karşılığı satıldığı iddiaları önemli bir örnek oluşturmaktadır  Bilişim suçlarının failleri açısından daha fazla koruma altında olan büyük şirketler ve sistemlerle uğraşmaktansa, bireysel kullanıcıların hedef alınması daha kolay gözükmektedir. Bir bilişim sisteminin etkisiz hale getirilmesi o teknolojiye hâkim olmayı gerektirmektedir. Dolayısıyla bu gereklilik, suçluları daha kolay olana yöneltmekte ve daha çok kullanıcılara yönelik tuzaklar hazırlatmaktadır. Depolama, işleme ve iletme imkânı veren bilişim sistemleri yoğun şekilde bilgi barındırmaktadır. Bu bilgi yoğunluğu birçok kolaylık sağlarken bir yandan da bilişim sistemlerinin zayıf yanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyük miktarda bilginin toplanması ve bilgi-işlem sırasında yapılan hatalar, bu bilgilere ulaşmak ve bu hatalardan istifade etmek isteyenler için bulunulmaz bir fırsat olmaktadır. Yine bilgi yoğunluğu, muhtemel saldırılara karşı riske edilen bilgi miktarı ve bilginin niteliği açısından da tehlike arz etmektedir. Bilişim sistemlerinin bilgi saklama kapasiteleri çok yüksektir. Bilgiyi saklama maliyeti çok düşük olmasına rağmen bilgiye erişim çok hızlı şekilde gerçekleştirilebilmektedir. İçeriğindeki veriler üzerinde hiçbir iz, silinti ve kazıntı bırakmadan değişiklik yapabilme olanağı bulunmaktadır. Bilişim sistemlerinde yoğun şekilde bilgi saklanabilmesi, bilgilerin yenidenderlenebilmesi ve bilgilerin elektronik ortamda iletilebilmesi gibi özellikler suç yaratıcı faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında bilişim sistemlerindeki kontrol mekanizmasındaki eksiklikler de suçun işlenmesini kolaylaştırmaktadır. Saklama, iletme ve işleyebilme noktasında elde edilen hız, saldırılara karşı her zaman avantaj sağlayamamaktadır. Bilişim sistemlerinin verilen komutları hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan uygulaması nedeniyle, mantık dışı ve dolandırıcılık içeren komutları fark edememektedir. Komutların insan yerine bilgisayardan geldiğinde bilgisayarın hata yapmayacağına olan inanç yüzünden bunlara daha fazla güvenilmesi, para transferlerinin çok uzak mesafelerde, çok kısa sürelerde ve çok büyük miktarlarda yapabilmesi de bilişim sistemlerinin zayıf yanları arasında gösterilebilir. Suçların anonim şekilde işlenmesine olanak tanıması hususu da bilişim sistemlerinin bir diğer zayıf yanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sistemlerde işlenen suçlarda mağdurun çoğu zaman belli olmaması, suçun sisteme karşı işlenmesi söz konusudur. Fail kimin malını aldığını bilmemekte, mağdur sistem olarak gözükmektedir. Bu durum ise failin tespitinde sorunlarla karşılaşılmasına neden olmaktadır. Bilişim suçlarının mağduru bazen bir kişi, bazen bir kurum, bazen ise toplumun tamamı olabilmektedir. Mağdurun belirlenmesi noktasındaki sıkıntılar da bilişim suçlarının anonim işlenme özelliğini güçlendirmektedir. Bilişim suçlarını diğer suçlardan ayıran kimi özellikler şu şekilde sıralanabilir; zaman veya yer ile sınırlı olmadan meydana gelmesi, kolayca tanımlanabilecek sınırlara sahip olmaması, ülke ve yargı sınırlarını aşması, kanunlaştırma ve delillendirmenin güç ve dikkate değer teknik bilgi gerektirmesi, bu alanda suç tanımlarının tam manasıyla yapılamamış olması. Bilişim suçlarını işleyenlerin genel olarak 20-30 yaşları arasındaki gençlerden oluştuğu gözlemlenmiştir. Bunun yanında faillerin genel itibariyle erkeklerden oluşan teknik bilgi düzeyi yüksek kişiler olduğu tespit edilmiştir. Bazı duygusal ve psikolojik sebeplerin de bu kişileri bilişim suçu işlemeye ittiği yapılan çalışmalarla ortaya çıkarılmıştır. Amerika’da yapılan çalışmalar bilişim suçları faillerinin normal insanlara nazaran daha uyanık, sabırsız, çabuk motive olan, cüretkâr, maceraperest ve teknolojik iddialaşma içinde bulunan kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Yakalanma riskinin çok az olması, bilişim suçunun sonucunda çok yüksek kazancın kolay ve risksiz olarak temin edilmesi, bilişim suçlarınınyeni suç tipleri olması nedeniyle gerekli kanun ve düzenlemelerin eksik ve yetersiz olması bilişim suçlarının faillerini cesaretlendiren hususlardır. Bazen fiillerinin deşifre olunmaması için ihbar edilmeyeceğinden, bazen ise bu fiilleri karşılayacak ceza normunun bulunmamasından cesaretle, bilişim suçlarının failleri eylemlerinin yaptırımsız kalacağına güvenle hareket etmektedir. Bilişim suçlarının failleri suç sayılan eylemlerinin haksızlık içeriğinin bulunmadığını düşünebilmektedirler. Örneğin Türkçe karşılığı bilgisayar korsanları olarak kullanılabilecek olan hackerlar; “Sistemlere, donanıma ve bilgisayarlara erişim kısıtlanamaz. Bireyler, bir sistemin, teknolojinin nasıl işlediğini öğrenmekte özgürdürler.” “Bilgi özgürdür. Bilginin üretilmesi, üretilen bilginin yaygınlaştırılması üzerinde bir kısıtlama kabul edilemez.” “Otoriteye güvenmeyin. Baskı her zaman otoriteden kaynaklanır. Güç tek bir noktada toplanmamalıdır.” “Eserleriniz, yaptıklarınız, başarınızı sizi değerli kılar. Her değerlendirme geçersizdir.” “Bilgisayarlar kullanılarak güzel ve iyi şeyler yapılabilir.” “Bilgisayarlar yaşamınızı olumlu yönde geliştirir.” şeklinde etik kurallar benimsemişlerdir. Bu etik değerlerden de anlaşılacağı üzere, bir bilgisayar korsanı için belli kurallar dâhilinde hack eyleminin haksızlık içeriği olamaz. Oysa hack eylemi çoğu ülkenin ceza mevzuatında suç olarak tanımlanmış durumdadır. Yapılan araştırmalar bilişim suçlarının faillerinin genel olarak; işten çıkarılma veya işteki çeşitli hoşnutsuzluklar, politik amaç gütmeleri, sadece eğlenmek istemeleri, cinsel tatmin isteği, ciddi psikolojik rahatsızlıklar, öfke ve intikam alma duygusu , mali zorluklar ve para sağlama isteği, bilgisayarı aşabilme duygusu (operatör makine ilişkisinden kaynaklanan sorunlar da dahil) sebepleriyle suç işlediklerini göstermektedir. İşlenen bilişim suçlarının %95’lere varan kısmı mağdurların kamuoyundan saklanmak istemeleri nedeniyle gün yüzüne çıkmamaktadır. Özellikle şirket seviyesinde işlenen bilişim suçları kolluk araştırması yüzünden ticari sırların ortaya çıkması ya da prestij kaygısı gibi sebeplerle kamuoyundan saklanmaktadır. Bunun yanında mağdur şirketlerin küçük zararları olağan olarak kabul eden ticari yaklaşımları da bilişim suçlarının açığa çıkmasını engelleyebilmektedir. Endüstriyel casusluktan terör eylemlerine kadar her alanda kullanılabilen bilişim araçları, kişilerin mahrem alanlarına dair de bir tehdit unsuru haline gelmiştir. Birçok ünlü siyasetçi, oyuncu, sporcu, sanatçı ya da sıradan insanın mahrem alanına dair görüntüler rahatlıkla internet ortamında milyonların önüne serilebilmektedir. Örneğin 2014 yılında birçok Hollywood yıldızının uygunsuz fotoğrafları bilgisayar korsanları tarafından“iCloud” isimli veri depolamaya yarayan bilişim sistemine girilerek elde edilmiş ve 4Chan sitesinde yayınlanmıştır. Bilişim suçlarının işlenmesi noktasında truva atı, bukalemun, yerine geçme, mantık bombaları, artık depolama, gizli dinleme, bilgi aldatmacası, salam tekniği, süper darbe, ağ solucanları, virüsler, spam iletiler ve phishing (kimlik avı) gibi yol ve yöntemler geliştirilmiştir. (Koçak,2017)

BİLİŞİM SUÇLARININ TOPLUMSAL ETKİLERİNİ İNCELEMEK ADINA ÖRNEK OLAYLAR

 

Dijital şiddet mağduru bir kadın anlatıyor: ‘Adıma 40 sosyal medya hesabı açıldı’

“Dijital şiddet (diğer şiddet türlerinden) daha kötü inanın. Ben o adamın beni dövdüğünü saklayabildim. İki gün odadan çıkmadım, yüzüm iyileşti. İnsanlar duymadı. Bir acıyı, bir rezilliği kendi kendinize yaşamak var, bir de toplumla yaşamak var. Dijital şiddette benimle beraber herkes dahil oldu, herkes acı çekti.”

Bunlar internet üzerinden hakaret, iftira ve tehditlere, yani dijital şiddete maruz kalan genç bir kadının sözleri.

Begüm (gerçek ismi değil), 20’li yaşlarının ortasında. Son 3 yıldır eski erkek arkadaşının dijital şiddetiyle yaşıyor. Davası sürüyor. (ŞİMŞEK, 2020) . (Şimşek,2020)

 

 

Bilişim suçları uzmanı bile dolandırıldı!

Ortam Sanal Suç Gerçek’ isimli kitabın yazarı Bilişim Suçları Uzmanı İsa A.’nın ATM’ye koyulan düzenekle kredi kartı bilgilerini ele geçiren kişiler, A.’nın hesabından 3 bin 450 TL çekerek kayıplara karıştı.

Bir bankadan işlem yapmak için ATM’ye giden İsa A.’nın kredi kartı, dolandırıcılar tarafından ATM’ye yerleştirilen sahte düzenekle kopyalandı i.A.’nın şube çalışanlarına, neden kartına el konulduğunu sorması üzerine gerçeğin ortaya çıktığı öğrenildi. 4 Ekim 2015 günü dolandırıcıların i.A.’nın hesabından 2 defa bin 500 TL’yi kendi hesaplarına havale ettikleri, 450 TL’yi de nakit çekerek ortadan kayboldukları bankaca tespit edildi. Bunun üzerine davacı ve şikayetçi olan İsa A.’nın ,yaşanan mağduriyet karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.İ. A.’nın bankanın “Hesabınızdan çekilen ücreti birkaç gün içinde tekrar hesaba yatıracağız” beyanıyla bankadan ayrıldı. İ.A.’nın, “Bankada görevlilerin yaptığı açıklamaya göre, Pazar günü şubenin ATM’sine sahte düzenek kurulmuş. Onlarca insanın kredi kartı kopyalanmış. Banka yetkileri bile profesyonelce gerçekleştirilen bu sahtecilik karşısında hayretler içindeler. Kim olsa fark edemezdi. Olayla ilgili savcılığa suç duyurusu yapıldı” dedi.

BEN BİLE BÖYLE BİR MAĞDURİYET YAŞAYABİLİYORUM

İsa A, “Girdiğim duruşmalarda kredi kartı kopyalayan binlerce dolandırıcının ifadesini aldım. Adalete teslim ettim. Binlerce sanayici ve iş adamına siber suçlar konusunda eğitimler verdim. Sahte düzenek kurulmuş bir ATM’yi anında fark ederim. Buna rağmen ben bile böyle bir mağduriyet yaşayabiliyorum. Her seminerimde belirtiyorum. Günümüzde hırsızlar evlere artık kapı, pencere yerine ekrandan giriş yapıyorlar. Profesyonelce davranıyorlar. Hiç kimse kendini yüzde yüz güvende hissetmesin. Bankalar da bir banka işlem hareketinde müşterilerine kısa mesaj çekerek anında bilgi vermeli. Olaydan 3 gün sonra tesadüf eseri haberim oldu. Bu yaşanan olay aslında başlı başına bir ders niteliğinde. Antalya Kitap fuarında ‘Ortam Sanal Suç Gerçek’ isimli eserimin imza gününe gidecekken böyle bir olayın yaşanması bir trajedi” diye konuştu. (İHA,2015)

Sonuç

Bilişim teknolojilerini,dünyaya yön veren lokomotif devletlerin savunma sanayisinde ve haberleşme teknolojilerinde sık sık kullanmasıyla beraber hızla gelişim gösteren bir sektördür. Bu gelişmenin hızı bilişim devrimini başlatmıştır bilişim devrimiyle beraber hızla yayılan bilgisayarlar hemen hemen herkesin kolayca eriş sağlayabileceği teknolojik cihazlar haline gelmiştir . Bu durum bilgisayarların kötü niyetli kişilerin elin  geçmesiyle yeni bir suç işleme ortamı ortaya çıkarmıştır. ve bu ortamda işlenen suçların genelde anonim kişiler tarafından işlenmesi ve hatta mağdur kişininde anonim olması bilişim sektörüne toplum tarafından kaygıyla yaklaşılmaya  başlanmıştır. Bu suç ortamında mağdur durma düşmemek için oldukça dikkatli davranılmalı kişisel bilgilerinizi dikkatli bir şekilde korumalısınız.

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

  1. Erdağ, Ali İhsan. 2010. “Bilişim Alanında Suçlar (Türk ve Alman Hukukunda)”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S: 2, s.275-303.
  2. Akarslan, Hüseyin. 2012. Bilişim Suçları, Seçkin Yayıncılık, Ankara.
  3. tdk.com.tr (TÜRK DİL KURUMU web sitesi)
  4. Alaca, Bahaddin. 2008. Ülkemizde Bilişim Suçları ve İnternetin Suça Etkisi (Antropolojik ve Hukuki Boyutları ile), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.
  5. Atasoy, Fahri. 2007. “Kültürler Üzerinde Bilişim Devriminin Etkileri”, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, C: 4, S: 2, s. 163-178.
  6. İçişleri Bakanlığı. 2006. wwwe…, Arem Yayınları, Ankara. İsmail Tulum. 2006. Bilişim Suçları ile Mücadele, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.
  7. Tekeli, Ömer. 2011. “Bilişim Suçlarıyla Mücadelede Polisin Yeri”, Sayder Dış Denetim Dergisi, S. 2011 Temmuz-Ağustos-Eylül, s.183-192.
  8. İçişleri Bakanlığı. 2006. wwwe…, Arem Yayınları, Ankara. İsmail Tulum. 2006. Bilişim Suçları ile Mücadele, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.
  9. Ege, Göknur Bostancı. 2008. “Dijital Ayrım”, Ege Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, S: 19, s. 43-57.
  10. Koçak, Hüseyin Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / Cilt: 19, Sayı: 1, Haziran 2017, 137- 152(Toplumsal ve Yönetsel Alanda Bilişim Teknolojilerinin Kriminal Etkileri) Hüseyin KOÇAK – Ali Nazmi DANDİN DOI NO: 10.5578/jss.57198 Kabul Tarihi:16.05.2017
  11. BBC Türkçe (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52834286) Berza Şimşek 28 mayıs 2020
  12. İHA (https://www.iha.com.tr/haber-bilisim-suclari-uzmani-bile-dolandirildi-501940/) 08 ekim 2015
  13. öne çıkan görsel= Photo by Selim GAYRETLİ with photo creator applications


Bu eser Creative Commons Atıf-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Kategoriler
Bilişim Etiği

Mahremiyet

 

İçindekiler

  1. Giriş
  2. Mahremiyet Kavramının Tanımı
  3. Mahremiyet ve gizlilik arasındaki fark
  4. Mahremiyet Nasıl Öğrenilir?
  5. Mahremiyet Eğitiminin Önemi Nedir?
  6. Mahrem Alan Nasıl Korunacak? Tehditler?
  7. Kuşakların Mahremiyet Algısı
  8. Medyanın Mahremiyeti Dönüştürmesi
  9. Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı Araştırması
  10. Sonuç
  11. Kaynakça

1.   Giriş

Belki de hayatımızda en önemli olan konulardan ve herkesin hassas olması gereken konulardan bir tanesi mahremiyettir. Bazı akademik çalışmalarda yalnız kalma hakkı olarak tanımlanır. Ama bundan kasıt kişinin yalnız olması değil daha çok bir şeylerin veya bazı bilgilerin sadece ve yalnız o kişide kalması ve başkaların bilmemesidir. Ne yazık ki teknolojinin hayatımıza girmesi ile birlikte mahremiyet algısı çok daha tehlike altına girmiştir. Bu web makalesinde bazı kaynaklardan okuduğum ve bulduğum bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

2.   Mahremiyet Kavramının Tanımı

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) resmî web sitesinde mahremiyetin sözlük anlamı “gizlilik” olarak belirtilmektedir. Ama mahremiyet aşağıda da belirteceğim gibi gizlilikten farklı bir şeydir.

Mahremiyet; bireyin soyut sahiplikleri de dâhil olmak üzere özerkliği kapsamında korunması gereken bir değer, bir hak, bir duygu olarak bireylerin birbirleriyle ve toplumla ilişkilerinde eylemlerine yön veren bir kavramdır. (Avaner, 2018).

Yapılan akademik çalışmalarda mahremiyet kavramını, Zengin ve Altunbaş (2015), “yalnız kalma hakkı”, “kişisel bilgileri diğerlerinden koruma hakkı” olarak ele almaktadır. Robison (2017) da benzer yaklaşımla mahremiyeti “yalnız/kendi halinde olma hakkı” olarak ifade eder. Çelikoğlu (2007) ise, “kişilerin yalnız başlarına kalabildikleri, başkalarıyla hangi koşullarda ilişki içerisine gireceklerine kendilerinin karar verebildikleri bir alan” olarak tanımlar. Mahremiyet, genel olarak bireylerin gizli kalması gerektiğine inandığı bilgileri içeren bir alandır.

İlgili alan yazından ulaşılan bu tanımlar “mahremiyet” kavramını açıklarken, “dijital mahremiyet” kavramı için geçerli fakat yetersizdir. Çünkü bireylerin hayatları, gerçek hayattan dijital hayata doğru yön almakta ve bu hayat bireysel olarak çok değişken barındırmaktadır. Bireylerin sahip olduğu dijital vatandaş kimliğinde herkesin bilmesi gereken bilgiler olduğu gibi saklanması gerekenler de mevcuttur. Hem BIT araçları hem de kullanıcılar bu bilgilere izinsiz erişimi engelleyecek özelliklere ve uygulamalara sahip olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, gerçek hayatta mahremiyet “kişinin tek yönlü olarak belirlediği alanlar” iken, dijital mahremiyet ise gerek teknolojiden gerekse onu üreten ve tüketenden ortaya çıkan çok yönlü bir durumdur. (Barkuş & Koç, 2019)

3.   Mahremiyet ve gizlilik arasındaki fark

Burada her ne kadar mahremiyet gizlilik anlamında kullansa da ikisi birbirinden farklı bir kavramdır. Gizlilik, bilinçli bir şekilde birinden veya birbirinden bazı bilgileri saklamak iken Mahremiyet ise başkalarının gözetiminden veya rahatsız etmesinden uzak olma durumudur. İzgi, gizliliğin yalnızca mahremiyetin aracı olduğunu belirtmektedir. (İzgi, 2014)

4.   Mahremiyet Nasıl Öğrenilir?

Bireyin mahremiyet algısı, içinde yaşadığı aileye, topluma göre şekillenir. Bu algının, bireyin sosyalleşmesine paralel olarak geliştiği düşünülmektedir. Bundan dolayı mahremiyet ilk olarak ailenin öğretmesi ile ve bilinçlendirmesi ile sonradan, kültürel ve sosyal kurallarla öğrenilir. (Diler, 2014). Mahremiyet sadece öğrenip konulması gereken bir konudan ziyade her zaman göz önünde bulundurmamız gereken bir konu. (Diler, 2014)

5.   Mahremiyet Eğitiminin Önemi Nedir?

Eğitimin en önemli görevlerinden biri, insanın tüm yeteneklerini ortaya çıkarmak, onu toplumun uyumlu, başarılı, erdemli bir ferdi olmasına katkıda bulunmaktır. Katkıları:

  • Mahremiyet eğitimi bireyin kendisini tanımasına katkıda bulunabilir. Çünkü kendini tanıyan insan başkalarının varlığını bilir ve onlara saygı gösterir.
  • Mahremiyet eğitimi bireyin kendisini tanımasına, sorumluluk bilinci geliştirmesine, vicdan gelişimine, cinsellik/mahremiyet ile ilgili sorularına cevap bulmasına, anlamlı öğrenmesine, cinsellikten kaynaklanabilecek ahlaki problemlerin engellenmesine katkıda bulunabileceği savunulmuştur. (Diler, 2014)
  • Bence empati kurma yeteneğini geliştirir. Çünkü bu eğitimi alan her kimse az da olsa kendi mahremiyet alanlarının farkında olarak başkalarınkine de hassasiyet gösterir.

Aynı şekilde mahremiyet konusunu sağlık etiği çerçevesinden ele aldığımızda hasta bilgilerinin saklanması, tıbbi uygulamalarda hasta mahremiyetine duyarlı olunması ve hekimin sır saklama ödevinin yerine getirmesi de mahremiyet hakkının korunmasını sağlamak için gerekliliktir. (Diler, 2014)

6.   Mahrem Alan Nasıl Korunacak? Tehditler?

Mahremiyet, insanın varoluşunun, özerkliğinin, kişiliğinin korunması gereken bir alanı, korunması gereken bir değer ise, bu alanın sınırları nasıl olmalı ve nasıl belirlenmelidir? Bu korunmanın araçları nelerdir? Kişinin mahrem alanı; bedeni, kişiliği, ailesi, fiziki yaşam alanı, kişisel verilerinin yer aldığı elektronik cihazları, kısaca somut ve soyut paylaşmak istemediği tüm sahiplikleri kadar geniş sınırları olan bu alan nasıl korunacak? O halde mahremiyeti bedensel mahremiyet, hane mahremiyeti, hane içi mahremiyet, bilgi-belge mahremiyeti, düşünsel mahremiyet, duygusal mahremiyet olarak sınıflandırmak ve her birini korumak, ahlaki değerini incelemek için kendine özgü ayrı ayrı yöntemler belirlemek daha doğrudur. Böylece bu sorunlar hem kavranabilir hem çözülebilir olacaktır. Mahremiyeti koruma yöntemlerini örneklerle açıklayacak olursak; bilgi-belge mahremiyetine kişisel verileri koruma politikaları ve uygulamaları, hane mahremiyetine mesken mimarisi tasarımı, bedensel mahremiyete poliklinik odalarındaki paravanlar ve hane içi mahremiyete her odanın kapısı olması örnek olarak düşünülebilir. (Avaner, 2018).

Mahremiyete yönelik tehditler: 1- kendini ifşa etme (self-revelation), 2- merak (curiosity) ve 3- gözetleme (surveillance)” olarak üç başlıkta sıralanmaktadır.

  • İlk tehdit aslında insanın kendisidir. Kendini teşhir etme, ifşa etme ile insanın kendi kendini ihlal etmesidir.
  • İkinci tehdit kaynağı insanın merakıdır. Merak doğuştan gelen ve önemli işlevi olan, birey ve kültürlere göre değişen bir eğilimdir.
  • Üçüncü tehdit kaynağı olan ve sosyal kontrol aracı olarak işlevlendirilen gözetleme ise, özgürlük tarihinde de önemli bir yeri bulunan gözetim altına alma ile ilişkilidir.

 

Tarihsel süreci, teknolojinin mahremiyetin aleyhine işlediği bugünlere kadar izlediğimizde, ortaya çıkan sorunlardan biri de kişisel verileri koruma sorunudur. Günümüzde internetin ve sosyal medyanın hızlı paylaşıma olanak sağlaması ve işlemlerin önemli bir kısmının elektronik olarak yapılması bu sorunun sebeplerindendir. Dijital ortamın kişinin kendisine ait düşünsel, duygusal ve durumsal, kısaca varoluşuna dair tüm bilgilerin denetimini kaybetme, özerkliğini yitirme ve bilgisel mahrem alanının ihlal edilme riskini artırdığı görülmektedir.

Mahremiyet kavramının zihinlerde doğru yerleşmesini sağlamak, uygulamaları mahremiyet ve özerklik değerini koruma üzerine inşa etmek; birey-toplum, hasta-hekim ilişkilerinde güveni tesis edecek ve toplum sağlığını korumaya yönelik önemli kazanımlar sağlayacaktır. Bunun için akılcı politikalar geliştirilmeli, elektronik sistemler optimal düzeyde güvenli olarak düzenlenmelidir. (Avaner, 2018).

7.   Kuşakların Mahremiyet Algısı

Mahremiyet kavramını toplum, zaman ve teknolojik gelişmeler etkilemektedir. Toplumların mahremiyet kavramına farklı zamanlarda farklı anlamlar yüklemesi algılarından kaynaklanmaktadır. Algı, idrak etmek, farkına varmak olarak ifade edilmektedir. Dijitalleşmekte olan hayatımızın gerek gerçekteki gerek sanaldaki mahremiyet algısı değişmektedir.

Bireylerin en çok haberleşme aracı olarak kullandıkları sosyal medya platformlarındaki davranışları incelenerek kuşakların dijital mahremiyet algısı konusunda geniş bilgilere ulaşılabilir. Çünkü bu ortamlarda açılan profiller ile bireyler artık dijital kimliklere sahip olmuşlardır. Kuşakların internetle tanışma yaşları ve kullanma amaçları da dijital mahremiyet algılarının nasıl değiştiği noktasında bilgilendirici olabilir. (Barkuş & Koç, 2019)

8.   Medyanın Mahremiyeti Dönüştürmesi

Birçok toplumsal faktörün de etkisiyle mahremiyet algısı zaman içerisinde değişim göstermeye devam etmektedir. Bu değişimde etkisi olan faktörler, Çelikoğlu’nun araştırmasında şu şekilde ifade edilmektedir (Çelikoğlu, 2008: 24): 

  • Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yazılı ve görsel medya, telefon, İnternet, gözetleme araçları.
  • Sosyal ve kültürel alanlardaki gelişmeler. Sanayi devrimi ile birlikte iş ve aile yapısında görülen değişimler ile eğitim seviyesinin yükselmesi neticesinde daha açık ve özgür bireylerden oluşan bir toplum oluşturma çabaları. 
  • Ekonomik alanlardaki gelişmeler, kişilerin alım güçlerinin ve ürün pazarlama tekniklerinin benzer şekilde artması neticesinde teknolojik gelişmeleri daha yakından takip edebilmeleri.
  • Siyasi alandaki gelişmeler, kamu yararını sağlamak üzere gözetleme tekniklerine başvurulması.

Medya araçlarının ve içeriklerinin artan çeşitliliğiyle birlikte kontrol mekanizmalarının etkinliği azalırken, toplumun mahremiyeti köklü bir değişim geçirmektedir. Hemen hemen her eve misafir olan televizyon yayınları, daha çok reyting kaygısıyla denetimden uzak bir yayıncılık anlayışı sergileyebilmekte, toplumsal değerler üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir.

            Diziler, magazin programları, evlilik ve yarışma programları gibi hassas içeriklere sahip yayınlardaki mahremiyet yaklaşımı toplumun sahip olduğu mahrem algısına dair sınırları zorlamaktadır. Bu yayınlar aracılığıyla gözler önüne serilen ve ifşa sınırları olmayan hayatlar bireye mal olmaktan çıkıp topluma mal olmaktadır. Bu tür yayınlar aracılığıyla yapılan birey ve aile mahremiyetinin ifşası, izler kitleye bir başkasının özel hayatının gözetlenebileceği ve benzeri mahrem konuların herkesle paylaşılabileceği mesajını vermektedir. Sıklıkla karşılaşılan olumsuz içerikler toplum üzerinde sistematik bir duyarsızlaşmayı da beraberinde getirmektedir. (Bostancı, 2019)

9.   Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı Araştırması

            Yay’a göre (2017: 7) dijital ebeveynlik kavramı, anne ve babaların çocuklarına dijital dünyada doğru rehberlik yapabilmeleri için öğrenmeleri gereken becerilerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Yurdakul ve arkadaşları (2013: 888) tarafından dijital ebeveynlik rollerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen çalışmada ise beş temel ebeveynlik rolüne vurgu yapılmaktadır. Bu roller:

  1. Dijital okuryazarlık
  2. Farkında olma
  3. Kontrol
  4. Etik ve
  5. Yenilikçilik

Olarak ifade edilmektedir. Bu roller arasında özellikle etik rolü, ebeveynlerin dijital mahremiyetle ilgili gerekli bilgiye sahip olmaları, çocuklarını bu konuda bilinçlendirmeleri ve eğitmeleri gerektiğine vurgu yapmaktadır. Ebeveynlerin sosyal medyada neyin mahrem olduğu, neyin mahrem olmadığına ilişkin algıları ve bu platformların mahremiyeti önceleyen bir şekilde nasıl kullanılacağını teknik olarak bilmeleri önem arz etmektedir. Sosyal medya platformlarını sık kullanan çocukların bu konuda ilk öğretmeni ise ebeveynleri olmaktadır. (Bostancı, 2019).

10.   Sonuç

Bazılar farkında olarak bazılar da farkında olmadan bizim için hayati önem taşıyan bilgilerimizi başkalarıyla paylaşmaktayız. Sosyal medyada paylaştığımız bilgiler bizim aldığımız tedbirlere rağmen çok büyük kitleye ulaşıyor ve her bilgi bazı ticari kurumlar için çok büyük önem taşımaktadır. Gerçek hayattaki mahremiyet yönetimi, dijital dünyada çok daha zor haline gelmiş durumda özellikle de sosyal medyanın etkisi ile birlikte mahremiyetin sınırları adeta yok gibi. O yüzden x ve y kuşağının mahremiyet anlayışı ile z kuşağının mahremiyet anlayışı farklılık göstermektedir. Kişisel bilgilerimizin ne kadar önemli olduğunun farkında olmak ve başkaların bilgilerine ve hayatlarına saygı göstermek bizim insani yükümlüğümüz bence. Bu yükümlülüğün bilincinde olmak içinde sosyal medyada mahremiyet, gizlilik ve güvenlik yönetimi gibi eğitimleri almamız gerekiyor. 

Sanal ortamın esareti altında kalmamak(özgürlük) için bilgilerimize dikkat etmeliyiz.

11.   Kaynakça

Avaner, E. (2018). Mahremiyet Nedir? Mahremiyetin Sağlık Hizmetleri Penceresinden Görünürlüğü Nasıldır? Türkiye Biyoetik Dergisi, 110-116.

Barkuş, F., & Koç, M. (2019). Dijital Mahremiyet Kavramı ve İlgili Çalışmalar Üzerine Bir Derleme. Bilim, Eğitim, Sanat ve Teknoloji Dergisi, 35-44.

Bostancı, M. (2019). Dijital Ebeveynlerin Sosyal Medyada Mahremiyet Algısı. Online Academic Journal of Information Technology, 115-128.

Diler, R. (2014). Mahremiyet Eğitimi ve Önemi. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyet Fakültesi Dergisi, 69-98.

İzgi, M. (2014). Mahremiyet kavramı bağlamında kişisel sağlık verileri . Türkiye Biyoetik Dergisi, 2014 , 25-37.

Photo by Markus Spiske on Unsplash

 


This work is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.

 

Kategoriler
Bilişim Etiği

Mahremiyet Kavramı ve Bilişim Üzerindeki Etkisi

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

Mahremiyet

Teknolojik Gelişmelerin Mahremiyet Üzerindeki Etkileri

İnternet’te Mahremiyet

Facebook ve Mahremiyet

Mahremiyeti Koruma

Sosyal Medyada Mahremiyetin Korunması İçin Alınan Önlemler

SONUÇ

KAYNAKÇA

GİRİŞ

Günümüzde özellikle sosyal medya uygulamaları ve bu uygulamaların kullanılabildiği mobil cihazların toplum içinde yaygınlaşması ile birlikte herkes her yerde bir şeyler paylaşabilmektedir. Yaşamımıza giren bu teknolojik gelişmeler aynı zamanda beraberinde etik ve sosyal sorunların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu sorunların en önemli konularından birisi de mahremiyettir. Sosyal ağ sitelerindeki paylaşımlar kullanıcıların kişisel mahremiyetini tehdit edebilmekte ve telafisi zor sonuçlara neden olabilmektedir.

Mahremiyet

Mahremiyet; “Bireylerin, devletin ve diğer kişilerin müdahalesinden muaf olarak hareket edebileceği, yaşamsal faaliyetlerini sürdürebileceği bir alanın ve kişilik haklarına bağlı olan tüm unsurların bütününe verilen addır.” Bu tanımdan hareketle mahremiyetin, kişilik haklarını, iletişim özgürlüğünü ve özel hayata saygıyı içine alan geniş bir kavram olduğunu söyleyebiliriz. (Beceni, 2004)

Mahremiyetin bir insan hakkı olduğu, genel kabul görmüş bir anlayıştır. İnsanlar kendileri hakkındaki bilgilerin adil bir şekilde işleneceği ve muamele göreceğinden emin olmalıdır. (Tataroğlu, 2013)

Mahremiyet kavramı üç özelliğe sahiptir. Bunlar mekânsal mahremiyet, kişi mahremiyeti ve bilgi mahremiyetidirler. Birincisi, kişiyi çevreleyen yakın fiziksel alanı korumayı, ikincisi kişiyi haksız müdahalelere karşı korumayı, üçüncüsü kişisel verilerin toplanma, saklanma, işlenme ve dağıtımının nasıl yapılacağını veya yapılmayacağını kontrol etmeyi gerektirir. (Fischer-Hubner, 2000)

Mahremiyet olgusu incelendiğinde, bu kavramın neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğu görülmekte olup mahremiyetin alanı, kültürden kültüre ve aynı toplum içerisinde zamandan zamana değişiklik göstermektedir (Korkmaz, 2013). Bu durum, mahremiyet kavramının tanımlanmasını ve sınırlarının belirlenmesini zorlaştırmaktadır (Korkmaz, 2013).

Teknolojik Gelişmelerin Mahremiyet Üzerindeki Etkileri

“Evden çıkıp işine giden herhangi bir metropol sahibinin ortalama kaç bin kamera tarafından izlendiğine dair rakamlar sürekli artıyor. Market koridorlarında dolaşırken hangi raf yüksekliğine yerleştirilmiş ürünlerin dikkatimizi çektiğine ilişkin kayıtlar, dünyanın öbür ucundaki şirketlere satılıyor. (…) Bilişim suçları hakkındaki kitaplar, yazımından yayınlanmasına kadar geçen zaman içinde demode oluyorken, sosyal medya hesaplarımızda mahfuz olduğunu zannettiğimiz bilgiler başkasının eline geçmesin diye naif tedbirler alıyoruz. (…) Offline hayatını ağyarın gözlerinin hemen 29 önünde yaşamaya alışkın site insanları, otobüslerde, AVM’lerde kimseyle göz göze gelmeden, ama herkesin göreceği şekilde yemek yiyen, eşiyle tartışan, iç çamaşırı satın alanlar, online hayatlarında mahrem bir hayatın peşindeler” (Kaya, 2016, s. 34).

Yeni iletişim teknolojilerinin en önemli özelliklerinden birisi, mekân ve zaman sınırlılıklarından bağımsız olmasıdır. Özellikle bilgisayar ve internetin yaygınlaşması ile birlikte birey, hareketli (mobil) bir kimliğe bürünmüştür. Bir akıllı cihaza sahip olan herkes, tabir yerindeyse her zaman her yerde bulunabilmektedir. Poster’a göre internet sadece yeni bir iletişim teknolojisi değil, aynı zamanda toplumsal bir mekândır ve bu mekânda yeni iletişim ve sosyalleşme biçimleri ortaya çıkmaktadır. Görüntü, ses, yazı gibi tüm analog içeriğin dijital ortamda yeniden üretimi ile genişleyen bu yeni toplumsal mekân, aynı zamanda yeni bir kültürü de doğurmuştur (Karagülle, 2015, s. 72).

Bu kültür, bir yönüyle hiçbir şeyin ve hiç kimsenin gizli kalma hakkına sahip olmadığı, her şeyin görünür olmak zorunda olduğu bir kültürdür. Her şeyin kayıt altına alındığı ve kitle iletişim araçlarında anında yayınlanabildiği günümüzde, neyin mahrem ve neyin kamusal olduğu konusu da belirsizlik kazanmaktadır. Eskiden açığa vurulmayan her şey gizli kabul edilirken, günümüzde gizlemek için özellikle çaba harcanmayan her şey kamusal olarak tanımlanabilmektedir. Alan yazında mahremiyet hâlâ benliğin inşası ve bireysel özgürlüğün korunması açısından önemli bulunsa da, yaşanan teknolojik ve toplumsal gelişmelerin bir sonucu olarak mahremiyet, korunması ve muhafaza edilmesi gereken bir değer olarak değil, şöhret ve bilinirlik karşısında kolayca verilebilecek bir bedel olarak görülebilmektedir. Bunun somut kanıtı, eskiden istihbaratçıların büyük emekler vererek elde edebildikleri bilgilerin, bugün bireyin sosyal medya hesabında, hem de kendisi tarafından kolaylıkla paylaşılabiliyor olmasıdır. (Şişman, 2016b, s. 20-21)

İnternet’te Mahremiyet

Kullanımının dünya genelinde yaygınlaşması ve bilgisayarlardan, cep telefonu gibi taşınabilir cihazlara kadar erişimin kolaylaşması sonucu İnternet, eğitimden eğlenceye, sağlıktan turizme, iletişimden iş hayatına günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Toplumsal dinamikler, iş modelleri ve kişisel ilişkiler, İnternet başta olmak üzere yeni iletişim ortamlarının çevresinde toplanmaya başlamıştır (Dilmen & Öğüt, 2010).

Günümüz modern yaşantısının vazgeçilmez bir parçası haline gelen İnternet, kişisel mahremiyetin korunmasının oldukça zor olduğu bir ortam sunmaktadır. İnternet’te bulunan bir belgeye kolaylıkla erişilebilir, iletilebilir, üzerinde değişiklik yapılabilir olması, İnternet kullanıcıları için mahremiyeti açık bir sorun haline getirmiştir (Saeri ve diğerleri, 2014).

Modern bilgisayar teknolojileri ile geçmişten oldukça farklı ölçekte ve farklı bir biçimde detaylı kişisel bilgilerin kullanılması, kaydedilmesi, korunması, düzenlenmesi ve tekrar oluşturulması olanaklı hale gelmiştir (Sparck-Jones, 2003).

İnternet’te mahremiyet ihlalleri insanların önemli sosyal, finansal ve psikolojik zarar görmelerine neden olabilmektedir. İnternet’te insanları zor duruma düşürebilecek fotoğraflar veya mahrem olan kişisel görüşmeler, başkalarına yayılabilir veya kimlik bilgileri dolandırıcılık için çalınabilir (Saeri ve diğerleri, 2014).

Bir kişi sosyal ağ profilinde yüzlerce kişi ile arkadaş olarak, binlerce kişi ile de sosyal ağ bağlantıları ile bağlantılı olabilir ve bu bağlantılı kişilerin çoğu gerçek hayatta arkadaş değil belki tamamen yabancı olabilmesine rağmen, kişisel ve çoğu zaman hassas bilgiler hiç çekinmeden herkese sunulabilmektedir (Gross & Acquisti, 2005).

Facebook ve Mahremiyet

Facebook, insanların İnternet’te kendileri hakkında fotoğraf, kişisel bilgi ve haberleri paylaşabileceği, çeşitli derecelerde başkaları tarafından da erişilebilen bir alan sunan popüler bir sosyal ağ sitesi olup, bir üyenin profilindeki kayıtlı arkadaşlarıyla (Facebook’ta binlerce olabilir) paylaştığı bir bilgi veya resim onların ilişkide olduğu üyelerle de paylaşabilmekte ve sonuçta bir üyenin bilgisi, paylaşımı kısa bir süre içerisinde binlerce belki milyonlarca kişiye ulaşabilmektedir (Saeri ve diğerleri, 2014).

Paylaşılan bir fotoğrafın alakalı olmayan kişilerce de paylaşılabilmesi kişisel ilişkilerde sorunlara sebep olabilmektedir. Ayrıca, Facebook’ta bir üyenin paylaştığı bilgi veya resim, arkadaş grubu için uygun olabilirken başkaları için (örneğin işveren) uygun olmayabilmektedir. Bu ortamda paylaşılanlar artık üyenin kontrolünden çıkmaktadır (Raynes-Goldie, 2010).

Bu durumların sonuçları, mahremiyet ve gizlilik algısının araştırılmasını gerekli kılmıştır.

Gross ve Acquisti (2005) Amerika’da Facebook kullanan 4.540 üniversite öğrencisinin profilleri üzerinde yapmış olduğu çalışma sonucu öğrencilerin hiç çekinmeden birçok kişisel bilgi paylaştığını ve mahremiyet tercihlerinin sınırlandırılmasının nadiren kullanıldığını saptamıştır. Fogel ve Nehmad (2009) sosyal ağ sitelerinde profilleri olan öğrencilerin olmayanlara göre riske girme tutumlarının daha fazla olduğunu ve bayanlarda genel mahremiyet kaygısının erkeklerden daha fazla olduğunu saptamıştır.

Saeri ve diğerleri (2014) tarafından Facebook kullanan öğrencilerle yapılan çalışmada, araştırmaya katılanların büyük bir risk algıladığı zaman, İnternet’te mahremiyetlerini korumak için daha pozitif bir niyet ortaya koyduklarını ve ayrıca bayanların diğer Facebook kullanıcılarına erkeklerden daha az güvendiğini saptamışlardır.

Yapılan bu çalışmalarda, Facebook kullanan üniversite öğrencilerinin mahremiyet kaygılarının, Facebook kullanmayan üniversite öğrencilerine göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Facebook, kişilerin kendini dışa vurabileceği; fotoğraf, bilgi, video yayınları, resim gibi birçok paylaşıma olanak sağlamaktadır. Özellikle mobil cihazların yaygınlaşması ile kişiler her yerde ve her zaman paylaşıma geçebilmektedir. Oz (2014) yaptığı çalışmada, Facebook ile mahremiyetle ilgili farkındalık azaldığında kişilerin sosyal medyada kendilerinden daha fazla bilgiyi İnternet’e koyduğunu göstermiştir (Oz, 2014).

De Wolf, Willaert & Pierson (2014), Facebook kullanıcılarının mahremiyetle ilgili farkındalıkları artınca, kendileriyle ilgili bilgilerini kısıtladıklarını belirtmişlerdir. Mahremiyet açısından burada üzerinde durulması gereken bir husus bulunmaktadır. Spark-Jones (2003)’e göre, İnternet’e koyulan bilgi sonsuza kadar İnternet’te kalabilir ve bunun yayılması kişinin bilgisi dışında gerçekleşebilir (Sparck-Jones, 2003).

Bu nedenle, İnternet ve sosyal ağ sitesi kullanıcılarının kendileriyle ilgili hangi bilgileri ve bunların ne kadarını İnternet ortamında paylaşabileceğini bilmesi önemlidir. Yapılan araştırmada da, İnternet kullanımında mahremiyet kaygısı değerlendirmesinde, Facebook kullanmayanlar en çok “İnternette verdiğim bilgilerin kötüye kullanılabileceğinden (istismar edilebileceğinden) endişe duyuyorum” maddesine katıldıkları görülmektedir.

Facebook kullananlar ile kullanmayan öğrenciler arasında mahremiyet kaygısı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Facebook kullanmayanların mahremiyet kaygısının kullananlara göre daha fazla olduğu saptanmıştır.

Facebook kullanım özellikleriyle, mahremiyet kaygısı arasındaki ilişki incelendiğinde ise, Facebook kullanım sıklığı, Facebook’ta bir günde geçirilen ortalama süre ve Facebook profilindeki arkadaş sayısı ile Facebook kullanıcılarının mahremiyet kaygıları arasında negatif bir ilişki saptanmıştır. Facebook’ta geçirilen süre arttığı zaman kullanıcıların mahremiyete daha fazla dikkat ettikleri saptanmıştır.

Mahremiyeti Koruma

Mahremiyet özgürlüğü ülkemizde de diğer ülkelerde de bir takım yasalarla koruma altına alınmaya çalışılmıştır. Çünkü mahremiyet temelde insan özgürlüğünün de bir parçasıdır. Bu sebeple mahremiyetin korunmadığı yerde birey özgürlüğünden de bahsetmek oldukça zordur. Bundan dolayı mahremiyet, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde temel bir insan hakkı olarak nitelendirilmiş olup birçok Avrupa ülkesinde yasalarla koruma altına alınmıştır. Türkiye’de Anayasanın 20. Maddesi ile herkesin özel hayatına ve aile haklarına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğunu ve özel hayatın gizliliğine dokunulmayacağını belirtmektedir. Türk Ceza Kanununun ( TCK)  “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığını taşıyan bölümü bu hakkın korunması ile ilgili hükümler de getirmiştir.

Türkiye’de bireylerin özel hayatlarının gizliliğini ihlal eden kişilere altı aydan iki yıla kadar hapis veyahut adli para cezası uygulanmaktadır. Özel hayatın gizliliği ses ve görüntülerin kayda alınması suretiyle kesintiye uğrarsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Diğer yandan kanunda belirttiği süre içinde yok edilmesi gereken verileri ortadan kaldırmayanlara altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmektedir. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kimseye de altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Sosyal Medyada Mahremiyetin Korunması İçin Alınan Önlemler

Özelde sosyal medyada, genelse internet ortamında paylaşılan kişisel bilgilerin gizliliği günümüzde önemli bir konudur. Bu bilgilerin güvenliğini sağlamak adına bazı yöntemler kullanılarak önlemler alınabilmektedir. EFF (Electronic Frontier Foundation) tarafından geliştirilen Privacy Badger eklentisi, kullanıcının internet üzerinde hangi siteleri dolaştığını ve ne tür içerikler paylaştığını takip eden reklam verenleri engelleyen bir uygulamadır. Reklam verenler, farklı internet sitelerine “script” denilen küçük kodlar sunarlar ve bu kodlar sayesinde internet sitelerinde reklamları yer alır. Kullanıcının ziyaret ettiği sayfalar ve burada girdiği etkileşimler, kullanıcının alışkanlıkları ve ilgileri konusunda reklam verene bilgi toplayan kodlar aracılığıyla elde edilir. Privacy Badger uygulaması sayesinde reklam verenler kullanıcının tarayıcısına bilgi yükleyecek olursa, internet sitesi ile bağlantı kesilir ve içerik yüklemesi durur. Dolayısıyla üçüncü taraflar, tarayıcı üzerinden kullanıcı bilgilerine erişemez. Benzer şekilde çalışan Adblock Plus ve Ghostery adlı uygulamalar da bu konuda alınan önlemler arasındadır.

Arama motorları da kullanıcının girdiği anahtar kelimeleri listeleyerek, kullanıcının internette yaptığı gezintilerle ilgili veriler elde etmektedir. DuckDuckGo ve Startpage gibi arama motorları, kullanıcıların arama geçmişini izlemediği ve arşivlemediği söylemiyle, popüler arama motorlarına alternatif oluşturmaktadır.

SONUÇ

İnternet ve bilgisayar, modern toplumun vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Fakat bu teknolojiler ayrıca mahremiyet gibi bazı etik sorunların da ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Günümüzde İnternet ve sosyal ağ sitelerinin kullanımı toplumun hemen her kesiminde, özellikle gençler arasında artmıştır. Yaşamımıza giren bu teknolojik gelişmeler aynı zamanda beraberinde etik ve sosyal sorunların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu sorunların en önemli konularından birisi de mahremiyettir. Sosyal ağ sitelerindeki paylaşımlar kullanıcıların kişisel mahremiyetini tehdit edebilmekte ve telafisi zor sonuçlara neden olabilmektedir.

Teknolojinin geliştiği, dünyanın dijitalleştiği, medyanın da yeni ortamları barındırdığı günümüzde bireyin karşısına bir takım yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların bir kısmı bu çalışmada da değinilen kişisel mahremiyet ihlalleri, fikri mülkiyet hakkı ihlalleri ve siber suçlardır. Suç sayılan bu eylemleri çoğaltmak mümkündür. Bu sorunların temelinde yatan sebep ise teknik ve eğitim altyapısının henüz tamamlanmadan yeni teknolojik çağa geçilmesidir. Yaşanılan bu teknolojik çağ karşısında, hukuk rejimleri de yetersiz kalmaktadır. Hem birey bazlı hem de toplum bazlı meydana gelen bu sorunların yaratacağı yıkımlar okullarda verilecek medya okuryazarlığı, bilişim okuryazarlığı tarzı dersler ile en aza indirgenebilir.

KAYNAKÇA

  1. Acılar A. , Mersin S. (2015) Üniversite Öğrencilerinin Facebook Kullanımı İle Mahremiyet Kaygısı Arasındaki İlişki. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Bilecik
  2. Beceni, Y. (2004). “Siber Uzayda Mahremiyet”, II.Türkiye Bilişim Şurası Hukuk Çalışma Grubu. İstanbul.
  3. Dilmen, N. E., & Öğüt, S. (2010). Sosyalleşmenin yeni yüzü: Sosyal paylaşım ağları. İkinci Yeni İletişim Ortamları ve Etkileşim Uluslararası Konferansı, İstanbul, Türkiye.
  4. Fischer-Hubner, S. (2000). Privacy and Security at Risk in the Global Information Society, London.
  5. Fogel J., & Nehmad E. (2009). Internet social network communities: Risk taking, trust, and privacy concerns. Computers in Human Behavior, 25, 153-160.
  6. Gross, R., & Acquisti, A. (2005). Information revelation and privacy in online social networks.ProceedingsofWPES’05
  7. Kaplan İ. (2017) Üniversite Öğrencisi Sosyal Medya Kullanıcılarının Mahremiyet Algısı Yüksek Lisans Tezi ,Eskişehir
  8. Karagülle, A. E. (2015). Günümüzde Değişen Mahremiyet Algısının Sosyal Ağlar Bağlamında İncelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Ticaret Üniversitesi
  9. Kaya, E. S. (2016). Sosyal Medyanın Avret Mahalli. Nihayet(14), 34-35.
  10. Korkmaz, İ. (2013). Facebook ve mahremiyet: Görmek ve gözetle(n)mek. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, 3:5, 107-122.
  11. Oz, M. (2014). Sosyal medya kullanımı ve mahremiyet algısı: Facebook kullanıcılarının mahremiyet endişeleri ve farkındalıkları, Journal of Yasar University, 9(35), 6099-6260.
  12. Raynes-Goldie, K. (2010). Aliases, creeping and wall cleaning: Understanding privacy in the age of Facebook. First Monday Peer-Reviewed Journal On The Internet, 15:1.
  13. Saeri, A. K., Ogilvie, C., La Macchia, S.T., Smith, J. R., & Louis, W. R. (2014). Predicting Facebook users’ online privacy protection: Risk, trust, norm focus theory, and the theory of planned behavior. The Journal of Social Psychology, 154(4), 352–369.
  14. Sparck-Jones, K. (2003). Privacy: What’s different now? Interdisciplinary Science Reviews.   28:4, 287-292.
  15. Şişman, N. (2016b). Yeni Medya Yeni İlmihal. Nihayet(14), 20-23. Tataroğlu, M. (2013). “Mahremiyet Sorunlarının Önlenmesinde Mahremiyet Etki Değerlendirmesi”. Yönetim ve Ekonomi.
  16. Photo by Glen Carrie on Unsplash

Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Kategoriler
Bilişim Etiği

BİLİŞİM ETİĞİ VE MAHREMİYET

Marmara Üniversitesi, AEF, Mehtap DEMİR,
Marmara Üniversitesi, AEF, Emine AKDENİZ,

ÖZET

Telif hakları veya fikri haklar, bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını ve komşu haklarını ifade eder. Fikri mülkiyet, bir kişiye veya kuruluşa ait olan bir fikir ürünüdür; söz konusu kişi ya da kuruluş, sonradan, bunu serbestçe paylaşmayı veya kullanımını belirli biçimlerde kontrol etmeyi tercih edebilir.

Telif hakları, eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar. Buna karşılık patent, faydalı model, marka ve tasarım gibi sınaî mülkiyet kategorisinde yer alan haklar Türk Patent Enstitüsü (TPE) gibi bir idari kurumda tescil ettirilmelidir.

Marmara Üniversitesi BÖTE bölümü öğrencileri, Bilişim Etiği dersi kapsamında, “BİLİŞİM ETİĞİ VE MAHREMİYET” adlı bu yazıyı, ilgili kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlamışlardır.

İçindekiler
  • Fikri Mülkiyet
  • Telif Hakları
  • Patent
  • Marka
  • Faydalı Model
  • Endüstriyel Tasarım
  • Ticaret unvanları
  • Internet Alan Adları
  • Ticari Sırlar

Fikri Mülkiyet

Fikri Mülkiyet, fikri ve sınaî hakları kapsar. Fikri Mülkiyet nedir? sorusuna verilecek en genel cevap “fikir ve sanat eserleri üzerindeki düşünsel hakları; fikir ve sanat eserleri üzerindeki hakları konu edinen hukuk dalıdır.”

Fikri mülkiyet hukukunun kapsadığı haklardan bazıları:

  • Telif hakları
  • Patentler
  • Faydalı modeller
  • Tasarımlar
  • Markalar
  • Coğrafi işaretler
  • Yeni bitki çeşitleri
  • Entegre devre topografyaları
  • Biyoteknoloji
  • Gen teknolojisi
  • Bilgisayar programları
  • Veri tabanları
  • Ticari sırlar

Fikri mülkiyet haklarının topluma sağladığı yararlar şunlardır:

* Adil bir rekabetin sürdürülmesi ve geniş bir yelpazeye yayılan kaliteli ürün ve hizmetlerin üretiminin teşvik edilmesi;

* Ekonomik büyümenin ve istihdamın desteklenmesi;

* İnovasyon ve yaratıcılığın sürdürülmesi;

* Teknolojik ve kültürel ilerlemelerin ve ifadenin desteklenmesi;

* Kamusal bilgi ve kültür hazinesinin zenginleşmesi

Telif Hakları

Bu haklar kişinin ortaya koyduğu eseri bizzat kullanabilme, satışını yapma ve kiralama; izinsiz olarak kullanılmasını, çoğaltılmasını ve dağıtılmasını mahkeme kararı ile önleme gibi haklardır. Özel kanun, yönetmelik ve tüzükler ile korunur. Fikir patenti eseri veren kişinin düşünce gücü, yaratıcılık ve emekle ortaya koyduğu ürünü koruma altına alır. Telifin sembolü “©” şeklindedir. Bu “©” sembolü İngilizce “Copyright” sözcüğünden gelir. Telifli eserlerin üzerinde bu sözcüğe ya da Türkçe olarak “Her hakkı mahfuzdur”, “Tüm hakları saklıdır” gibi ibarelere yer verilir.

Türkiye’de bu hakkın tescilinden sorumlu yetkili kurum, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ‘TELİF HAKLARI VE SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ dür. İsteğe bağlı olarak yürütülen kayıt işlemleri elden veya posta yoluyla yapılabilir. www.telifhaklari.gov.tr adresindeki otomasyon üzerinden istenen bilgiler kayıt altına alınır. Verilen başvuru numarası ve talep edilen belgelerle birlikte genel müdürlüğe başvurulur. Başvuru sahibine ilgili esere ilişkin olarak kayıt-tescil belgesi düzenlenerek verilir.

Patent

Bir buluş patent tescili ile korunur. Buluş ise teknik bir problemi çözen ve yenilik özelliği taşıyan insan fikridir. O zaman patent, hem buluş üzerindeki tekel niteliğindeki hakkı, hem de bu hakkı ispatlayan belgeyi ifade eder diyebiliriz.

Patent, teknik yönü olan buluşlara verilir. Teknik saha dışında kalan buluşlara ise patent verilmez. Bir buluşun patent ile korunabilmesi için o buluşun;

  • Yeni,
  • Buluş basamağına sahip,
  • Sanayiye uygulanabilir,

niteliklerine sahip olması gerekmektedir. Aksi takdirde bu üç şartı taşımayan buluşlar patent korumasından faydalanamazlar.

Yenilik: Başvuruya konu olan buluş, başvuru yapılmadan önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise yenidir.

Buluş Basamağı: Buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılmıyorsa, tekniğin biline durumunun aşıldığı kabul görür.

Sanayiye Uygulanabilirlik:  Buluşun tümüyle teorik olmak yerine pratiğe uygulanabilir özellik taşıması demektir. Patent, teknik yönü olan buluşlara verilmektedir. Buluş, tarım dâhil sanayinin herhangi bir alanında üretilebilir veya kullanılabilir nitelik taşıyorsa, sanayiye uygulanabilirlik kabul edilir.

Patent Araştırma Linkleri
Yaklaşık 100 milyon verinin bulunduğu bu veri tabanlarının büyük bölümüne internet ortamında online (çevrimiçi) erişim sağlanmaktadır. Patent araştırmasını anahtar sözcükler kullanarak konu veya firma bazında yapmak mümkündür.
Patent başvuruları, başvuru tarihinden
itibaren 18 ay sonra yayınlanır. Bu nedenle, yapılacak araştırmalarda geriye doğru 18 ay içinde yapılan patent başvurularını görmek mümkün değildir.

İncelemeli Patent ve İncelemesiz Patent

  • İncelemeli patent, Ulusal ofise yapılan müracaat neticesinde uluslararası anlamda araştırması yapılmış, araştırmadan sonra tekniğin bilinen durumunun aşılması yönünden incelemesi yapılmış, yeni, sanayiye uygulanabilir buluşlara verilen koruma belgesidir. İnceleme ücrete tabi olup, incelemeli patentin koruma süresi 20 yıldır.
  • İncelemesiz patent, nitelik olarak patent sayılır ancak; tescil konusunun gerçekliği ve yararlılığı devlet tarafından garanti edilmez. İncelemesiz patentin koruması süresi 7 yıl olup, bu süre içerisinde inceleme talebinde bulunularak tescilin incelemeli patent’e dönüştürülebilmesi mümkündür.
Bir Patent Hikayesi

Fasılalı Cam Silecekler ve Robert Kearns

Robert Kearns 1964 yılında, “Fasılalı(zaman ayarlı) Cam Silecekleri” adlı ürünün patentini aldı. Ürünü, Ford firmasına götürdüğünde,
Ford bu fikri ve ürünü çok beğendi.
1969 yılında, Ford’un bütün modellerinde, bu silecekler izinsiz kullanılmaya başlandı. Crysler firması da yine Kearns’ın izni olmadan, silecekleri kullanmaya başladı. Robert Kearns bu olay üzerine, 1978 yılında, Ford ve Chrysler’e dava açtı.Her iki şirkette Kearns’e, tam 10
milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldılar. Amerika’ da patente verilen önem bu davadan sonra başlamıştır. 2008 yılında bu davayı anlatan, “Flash of Genius” isimli bir film çekilmiştir.

Marka

Bir işletmenin mal veya hizmetini diğer işletmenin mal veya hizmetinden ayıran her türlü işarete marka denir.
Kişilerin isimleri, sloganlar, şekiller, sayılar ve her türlü işaret marka tesciline konu olabilir.

Marka nedir dendiğinde verilebilecek cevaplar :

  1. Kaynak gösteren işarettir.
  2. Garantinizi veren işarettir.
  3. Reklamınızdır.
  4. Bilinirliğinizdir.
  5. Tüketicinin seçimidir.
  6. Firmanızın değeridir.
  7. Prestijinizdir.
  8. Saygınlığınızdır.
  9. Bir işletmenin her şeyidir.

Marka Tescil Başvurusuna ilişkin olarak öncelikle marka olarak tescili düşünülen ibarenin, başvurusu yapılmış mevcut markalar ile benzer olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Aynı marka sınıfından daha önce benzer bir marka başvurusu yapılmış ise, marka başvurusu ayırt edici olmadığı için ret edilebilmektedir. Bu nedenle www.tpe.gov.tr linki üzerinden marka yeniliği araştırılmalıdır.

Marka tescilinde en önemli unsur markaya konu olan işaretin ayırt ediciliğidir. Ayırt edicilik; marka tesciline konu olan isim, işaret veya şeklin diğer mal ve hizmetlerden bariz bir şekilde farklı olması kriteridir.

Marka koruması başvuru yaptığımız tarih itibariyle başlamaktadır. Tüm süreç 10-14 ay sürmektedir.

Marka Örnekleri
1.RedBull

RedBull, insanları ve fikirleri kanatlandıran, enerji veren içecek olarak akla gelen ilk markadır. Logosunda kullanmış olduğu kırmızı renk, tüketicilerin enerji ihtiyacının ne seviyede olduğunu düşünmesine sebep olur. Aynı zamanda sportif faaliyetlerde sponsorluk örneği gösteren RedBull, markasına yüklemiş olduğu ”enerji” misyonunu hakkıyla yerine getirmek ve tüketiciyi teşvik etmek anlamında başarı sağlar.

2.Nestle

Nestle, kahvaltı kültürünün bir ögesi haline gelen markadır. Günümüzde hafif ve gevrek kahvaltı yapmak ya da sportif bir görünüm kazanmak isteyen tüketiciler tarafında ”doyurucu kırıntı” olarak tanımlanır. Markanın logosunda yer alan kırıntılar ise, tüketicinin tanımladığı şekle bürünmeye göz kırpar.

3.Starbucks

Starbucks, dünyanın her yerinde ”kahve” denildiğinde akla gelen ilk markadır. Günümüzün devleşen sayılı markalarından biri olma başarısını elde etmiştir. Tüketicilerin kahve severliğini kendine bağlı kahve içicisi olmayı sağlayan marka, logosuyla çağrışımın ötesinde tüketim isteği uyandıracak başarıyı sağlamaktadır.

Faydalı Model

Faydalı Model, Türkiye’de ve dünyada yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine belirli bir süre (10 yıl), bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır. Faydalı model belgesi verilmesi işlemleri, patent verilmesine oranla, hem zaman hem de masraf açısından daha elverişlidir.

Daha önce kimse tarafından bilinmeyen bir ürün ortaya çıkaran, var olan bir üründe geliştirme ortaya koyarak üretimde veya işleyişte yenilik sağlayan, bulan icat eden kişiye, icada konu ürünü belirli bir süre ile üretme, kullanma, satma, ihraç veya ithal etme hakkını elde etme sürecine faydalı model denir. Bu hak ayrıca belge ile sabitlenir. Faydalı model tescili alınan eşyanın, faydalı modele konu ürün veya sistemin bütün hakları başvuru sahibi olan kişiye veya şirkete aittir. Faydalı model tescili alınan ürün veya buluş, başvuru sahibinin izni olmadan kullanılamaz ve üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Aksine hareket edilen durumlar yasal yükümlülükler doğurur.

Endüstriyel Tasarım

Günlük dilde endüstriyel tasarım bir ürünün genel şeklini ve işlevinin anlatmakta kullanılır. Fikri mülkiyet hukuku penceresinden bakıldığında bir endüstriyel tasarım sadece ürünün estetik veya dekoratif yönlerini kasteder. Bir ürün tasarımı teknik yada işlevsel özelliklere sahip olabiliyorsa da, fikri mülkiyet haklarının bir kategorisi olarak endüstriyel tasarım sadece nihai ürünün estetik yapısıyla ilgili olup, tüm teknik yada işlevsel boyutlardan ayrıdır.

Endüstriye Tasarımlar Neden Korunmalıdır?

  • Bir endüstriyel tasarımın tescil edilerek korunması ile hak sahibi tasarımın izinsiz çoğaltılması ve taklit edilmesini önlemek için inhisari haklara sahip olur.
  • Değerli tasarımların tescil ettirilmesi ilgili ürünün geliştirilmesi ve pazarlanması için yapılmış olan yatırımdan iyi kazanç elde etmeye yardımcı olur ve bu suretle karı arttırır.
  • Koruma altındaki bir tasarım başkalarına ücret karşılığında lisans verilebilir.

Endüstriyel Tasarım ile Neler Korunamaz?

  • Yenilik, orijinallik ve/veya ayırt edici nitelik şartlarını karşılamayan tasarımlar
  • Resmi semboller ya da amblemler
  • Kamu düzenine veya ahlaka aykırı olduğu düşünülen tasarımlar

Tasarımın Tescil Ettirme ve Korunma Süresi

Her ulusal sınai mülkiyet (IP) bürosuna bağlı olarak endüstriyel tasarımın tescil ettirilme süresi genellikle altıdan on iki aya kadar veya itiraz seçeneğinin olması durumunda daha uzun sürer.

Ülkemizde tescilli tasarımlar için koruma süresi 5 yıldır. Bu süre 5’er yıllık yenileme ile toplam 25 yıla kadar uzatılabilir. Koruma süreleri, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte genellikle en az 10 yıldır .

Uluslararası Sınıflandırma Sistemi

Endüstriyel tasarımlar, düzenleme kolaylığı amacıyla genellikle sınıflara ayrılır ya da gruplandırılırlar. Endüstriyel tasarımların sınıflandırılmasına ilişkin Locarno Antlaşması sınıflandırmasını kullanır.

Tasarımların Yurt Dışında Korunması

Kendi ülkenizde tasarımınız için sahip olduğunuz haklardan yurt dışında da yararlanmak için bu ülkelerde de tasarımlarınızı koruma altına almalısınız.

Endüstriyel tasarım koruması bölgeseldir. Bu endüstriyel tasarım korumasının genellikle tasarımınızı tescil ettirdiğiniz ülke veya bölgeyle sınırlı olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, eğer tasarımınızın ihracat piyasalarında korumak istiyorsanız, bu belirli ülkelerde endüstriyel tasarım koruması başvurusu yapmanız gerekmektedir.

Ticaret Ünvanları

Ticaret unvanı, tacirin ticarî işletmesi dolayısıyla kullandığı isimdir.

Ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeye yarayan tanıtma vasıtası olması sebebiyle sadece tacirler tarafından kullanılabilir. Tacir, seçtiği ve usulüne uygun olarak tescil ettirdiği ticaret unvanını ticarî işletmesiyle ilgili işlemleri yaparken kullanmak zorundadır (TTK m. 41)1.

Ticaret Kanununa göre tacir, işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içerisinde ticarî işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek mecburiyetindedir (TTK m. 41/I, 42/I, TST m. 13)2 . Tescil talebi bir dilekçe ile sicil memurluğuna iletilir. Bu başvuruda, kullanılacak ticaret unvanı ve bunun altına atılacak imzanın önceden notere tasdik ettirilmiş olması gerekir. Tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanının tescilinde ise tüzel kişiyi temsile yetkili olanların imzalarının notere tasdik ettirilmiş olması gerekir. Tescil talebi sicil memurluğuna iletildikten sonra sicil memuru gerekli incelemeyi yaparak ya tescil talebinin kabulüne ya da reddine karar verir. Talebin kabul edilmesi halinde tescil edilen hususlar ilan için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine gönderilir.

Değişik Tacir türleri bakımından ticaret ünvanları değişiklik gösterir bu ticaret ünvanları türleri şunlardır;

A.Gerçek Kişi Tacirlerin Ticaret Unvanı

B.Tüzel Kişi Tacirlerin Ticaret Unvanı

  1. Şahıs Şirketlerinin Ticaret Unvanı
  2. Sermaye Şirketlerinin Ticaret Unvanı
  3. Ticarî İşletme İşleten Dernek ve Vakıfların Ticaret Unvanı
  4. Ticarî İşletme İşleten Diğer Tüzel Kişiler Açısından Ticaret Unvanı
  5. Donatma İştirakinin Ticaret Unvanı

Ticaret Ünvanının Korunması

Sahibine kullanma ve başkalarının izinsiz kullanımını engelleme hakkı sağlayan ticaret unvanı, çeşitli düzenlemelere göre korunur. Unvanın korunmasında yararlanılan temel düzenleme Türk Ticaret Kanunudur. Burada yer alan özel koruma hükümlerinin yanı sıra genel hüküm niteliğinde olan haksız rekabetten de yararlanılabilir.

Internet Alan Adları

Alan Adı Hakkının Korunması

1. Alan Adı Sahibinin Özel Hukuktan Kaynaklanan Korunma İmkanları

Tanıtma fonksiyonuna bağlı olarak alan adı üzerinde, malvarlığı hakkının yanı sıra ihmal edilmeyecek bir şahsiyet hakkı da mevzuu bahistir. Alan adı üzerindeki hakkın karma mahiyet taşımasının sonuçlarından birisi de tanıttığı kişi ile alan adı arasındaki bağın medeni ada nazaran daha zayıf olmasıdır. Bu yönüyle, bir taciri tanıtan alan adının tescil edilmeden kullanılan ticaret unvanına benzediği söylenebilir.

2. Alan Adı Sahibin Açabileceği Davalar ve Talepleri

Bir kişi veya işletmeyi tanıtma fonksiyonu kazandırma sürecinde alan adına, harcanan emeğin korumasız bırakılması düşünülemez3. Ancak, korumanın ne şekilde yapılacağı sorusu akla gelebilir. Hemen ifade edilmelidir ki hukukumuzda malvarlığı hakları, şahıs varlığı haklarına nazaran daha güçlü korunmaktadır.4 Bu itibarla, alan adının şahıs varlığı unsurları taşıyan mameleki yönü kuvvetli hak olduğundan yola çıkarak gayrimaddi malvarlığı haklarını koruyan davalarla korunması gerekir.

Ticari Sır

Patent belgesinde tüm buluşun en ince detaylarına kadar açıklanması ve bu açıklamanın 20 yıl koruma ile sınırlı olması dolayısı ile 20 yıl sonra tamamen ifşa edilecek olması bazı şirketlerce stratejik açıdan uygun görülmemektedir. Buluşların patent belgesi ile tescillenmesi en güvenilir koruma yöntemi olmasına rağmen, patente konu bilgileri açıklamanın işletmenin faydasına olmaması ve 20 yıllık patent koruma süresinin yeterli olmaması nedeni ile bazı bilgilerin ticari sır olarak korunması daha uygun olmaktadır. Ticari sırlar da işletmenin ve teknolojinin gelişimine uygun olarak sürekli yenilenebilmekte ve her eklenen yenilik de yine ticari sır olarak değerlendirilebilmektedir.

Bilginin Ticari Sır Olarak Nitelenebilmesi İçin Taşıması Gereken Unsurlar

  1. Ticari Bir Değer İfade Etmesi
  2. Genel Olarak Bilinmemesi
  3. Gizli Tutulması İradesi
  4. Rekabet Üstünlüğü Sağlaması
  5. Kolay Ulaşılabilir Olmaması
Ticari Sır Örnekleri
1.Kentuck Fried Chicken

Kentucky Fried Chicken’ın, Colonel Harland Sanders tarafından el yazısı ile yazılmış 11 baharattan oluşan özel formülü iki kopya olarak merkez binalarında tutulmaktadır. Sadece iki yöneticinin bildiği özel formülün saklandığı kasanın şifresini ise Sanders dışında sadece bir kişi daha bilmektedir.

2.Google

Google da başarısının kaynağı olan araştırma motoru algoritmasını ticari sır olarak saklamaktadır ve sürekli teknolojinin gelişimine bağlı olarak geliştirmektedir.

Dipnotlar

1 Bu hüküm Ticaret Kanunu taslağında da (m. 39/I) aynen muhafaza edilmiştir.

2 Tescil işleminin ayrıntıları için bkz. Bilge, Mehmet Emin; Ticaret Sicili, İstanbul 1999, s. 85.

 

KAYNAKÇA

https://www.yildiztto.com/pdf/fikri-haklar.pdf

https://ggm.ticaret.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/ticari/fikri-mulkiyet-haklari

https://tto.medipol.edu.tr/wpcontent/uploads/2018/01/Mulkiyet_Hakki_Brosuru_2018.pdf

https://www.markatescilsorgulama.net/telif-hakki

http://www.muhasebedersleri.com/ekonomi/patent.html

https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/temp/522B990B-E529-4378-8287-66E77494B4FA.pdf

http://www.mondaq.com/turkey/x/773214/Trade+Secrets/irketlerin+Fikri+Mlkiyet+Stratejisi+Olarak+Ticari+Sirlar

http://www.itunovatto.com.tr/fsmh/PDF.pdf

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/262672

http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/2577/281003.pdf?sequence=1

https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/temp/F4526FF8-CFD1-4116-BF86-C50C02BE51BD.pdf

https://www.kararpatent.com/patent-tescili/faydali-model-nedir/


Bu eser Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.