T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ
ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ
BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ BÖLÜMÜ
2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ
BİLİŞİM ETİĞİ DERSİ
MAKALE İNCELEME RAPORU
Hazırlayan: Bahar Işıklı 100223012
İçindekiler
- MAKALE ADI 2
- YAZARLAR 2
- MAKALE KÜNYESİ
- MAKALE ERİŞİM ADRESİ 2
- MAKALE ÖZETİ 2
- GİRİŞ 2
- ARAŞTIRMANIN AMACI 3
- YÖNTEM 3
- BULGULAR 4
- TARTIŞMA VE SONUÇ 4
- İNCELEME SONUÇLARI VE ÖNERİLER 5
1. MAKALE ADI
DİJİTAL YOĞUNLUK VE ETİK YÖNELİM: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL MEDYA KULLANIM ALIŞKANLIKLARI ÜZERİNDEN BİR ANALİZ
2. YAZARLAR
Emrah BOZKURT
3. MAKALE KÜNYESİ
Bozkurt, E. (2026). DİJİTAL YOĞUNLUK VE ETİK YÖNELİM: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL MEDYA KULLANIM ALIŞKANLIKLARI ÜZERİNDEN BİR ANALİZ. Kocatepe Sanat, Tasarım Ve İletişim Dergisi, 2(1), 17-34. https://izlik.org/JA68PM95HB
Anahtar Kelimeler: Dijital Etik, Siber Psikoloji, Sosyal Medya Bağımlılığı4. MAKALE ERİŞİM ADRESİ
4.MAKALE ERİŞİM ADRESİ
https://dergipark.org.tr/en/pub/jcode/article/764526
5. MAKALE ÖZETİ
Dijital iletişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme, bireyler arasındaki etkileşimi yoğunlaştırırken sosyal medya ortamlarında etik sorunları da görünür ve tartışılır hale getirmiştir. Günümüz dünyasında sosyal medya etkisini hızla göstermiştir. Sosyal medya kullanımının her geçen günde daha da yaygınlaştığı görülmektedir. Sosyal medyada paylaşılan içeriklerin kontrolü ve denetlenebilirliği oldukça güçtür. Bu sebepten dolayı günümüz dünyasında sosyal medyanın etik duyarlılığı oldukça güçlü bir talep ve gereksinim olarak kendini göstermektedir. Dolayısıyla sosyal medya kullanıcılarının etik duyarlılık düzeyini irdelemeye yönelik çalışmalar hem akademik hem de toplumsal açıdan önemlidir. Bu çalışma sosyal medya kullanıcılarının etik duyarlılığı Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri örneğinde incelenmiştir. Ayrıca belli değişkenler arasında sosyal medya etik duyarlılığının çeşitli değişkenler arasında farklılaşıp farklılaşmadığı analiz edilmiştir. Yöntem olarak saha araştırmasının kullanıldığı çalışmada 207 öğrenciye online anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin sosyal medya etik duyarlılığının iyi derecede olduğu ancak sosyal medyada geçirilen süre arttıkça duyarlılık düzeyinin düştüğü sonucuna varılmıştır.
6. GİRİŞ
İnsanlık tarihinin köklü bir disiplini olan etik, sanayi devrimlerinden günümüzün dijital çağına kadar teknolojik ilerlemelerle paralel olarak sürekli bir dönüşüm yaşamıştır. Özellikle IV. Sanayi Devrimi ve yeni medya araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan dijitalleşme süreci; mahremiyet, veri güvenliği, yapay zekâ algoritmaları ve dezenformasyon gibi yeni etik sorunları beraberinde getirmiştir. Dijital etik sadece teknik bir mesele olmamakta, aksine bireylerin ahlaki olgunlukları, değer temelli karar alma süreçleri ve etik duyarlılıklarıyla doğrudan ilişkili olmaktadır. Sosyal medya platformlarının sunduğu kontrolü zor, etkileşimli yapının bireyleri etik ikilemlerle karşı karşıya bıraktığı belirtilirken; Forsyth’ün Etik Durum Ölçeği gibi bilimsel yaklaşımlarla bu sürecin sistematik olarak analiz edilmesinin, hem bireysel farkındalık hem de toplumsal dijital vatandaşlık eğitimi açısından kritik önem taşır.
6.1. Forsyth’ün Etik Durum Ölçeği
Don Forsyth tarafından 1980 yılında geliştirilen Etik Durum Ölçeği (EDÖ), bireylerin ahlaki yargılara varırken ve etik ikilemleri çözerken benimsedikleri kişisel felsefeleri ölçmeyi amaçlayan psikolojik bir araçtır. Bu ölçek, etik düşünceyi iki temel boyuta indirger: İdealizm (başkalarına zarar vermekten kaçınma ve mutlak doğruya inanma derecesi) ve Relativizm (ahlaki kuralların duruma veya kişiye göre değişebileceğine duyulan inanç). Bireylerin bu iki boyuttaki puanlarına dayanarak, etik yaklaşımları dört temel grupta sınıflandırılır: Durumcular (yüksek idealizm, yüksek relativizm), Mutlakçılar (yüksek idealizm, düşük relativizm), Öznelciler (düşük idealizm, yüksek relativizm) ve İstisnacılar (düşük idealizm, düşük relativizm). Özellikle sosyal medya ve dijital ortamlardaki kullanıcı davranışlarını analiz etmek için sıkça başvurulan bu model, bireyin davranışının sonuçlarına mı yoksa evrensel kurallara mı daha çok önem verdiğini anlamamıza yardımcı olur.
7. ARAŞTIRMANIN AMACI
Araştırma , Afyon Kocatepe Üniversitesi Sandıklı Yunus Emre Yerleşkesi’nde okuyan öğrencilerin sosyal medya kullanırken etik duyarlılık düzeylerini belirlemek ve çeşitli değişkenlerle arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla tasarlanmıştır. Farklı demografik ölçütlerin, ailevi durumların, sosyal medya kullanma durumunun ve kullanım alışkanlıklarının kişilerin etik duyarlılıkları üzerindeki etkisinin ölçülmesi hedeflenmiştir.
8. YÖNTEM
Araştırma sürecinde toplam 31 sorudan oluşan ,3 bölümlük bir anket kullanılmış. formun ilk bölümünde katılımcıların sosyodemografik özellikleri , ikinci bölümünde sosyal medya alışkanlıkları ve üçüncü bölümde EDÖ kullanılarak etik duyarlılıkları ölçülmüştür. Ölçek, beşli Likert tipi derecelendirme esasına göre geliştirilmiş olup, idealist etik ve görelilik (rölativizm) olmak üzere iki temel boyuttan oluşmaktadır. Alan araştırması ile elde edilen veriler, istatistiksel analiz programı kullanılarak dijital ortamda işlenmiştir.
8.1. ARAŞTIRMA SORULARI VE HİPOTEZLER
S1: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri nedir?
H1: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri anlamlı bir düzeydedir.
S2: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri sosyal medya kullanım alışkanlıklarına göre farklılaşmakta mıdır?
H2: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri, sosyal medya kullanım alışkanlıklarına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır.
S3: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri demografik özelliklere göre nasıl farklılaşmaktadır?
H3: Katılımcıların etik duyarlılık düzeyleri, demografik özelliklerine göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır.
H4: Sosyal medya kullanım süresi arttıkça etik duyarlılık azalmaktadır.
9. BULGULAR
Araştırmaya katılan katılımcıların sosyal medya platformlarına üyelik durumları incelendiğinde, Instagram’ın neredeyse tüm katılımcılar tarafından kullanıldığı; YouTube, X (Twitter) ve Facebook’un ise görece yüksek kullanım oranlarına sahip olduğu görülmektedir. Buna karşılık LinkedIn üyeliğinin sınırlı düzeyde kaldığı anlaşılmaktadır.
Aynı zamanda internette geçirilen sürenin, sosyal medyada geçirilen süreden görece daha yüksek olduğu; ancak sosyal medyanın çevrimiçi zaman kullanımında merkezi bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır.
- Etik Duyarlılık Düzeyi ile Çeşitli Değişkenler Arasındaki İlişki
Bulgular öğrencilerin etik duyarlılık düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Fakat Katılımcıların anne eğitim durumuna göre etik duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı farklılığa rastlanmaktadır. Ortalama değerler incelendiğinde, annesi ilkokul mezunu olan katılımcıların etik duyarlılık düzeylerinin , annesi ortaokul mezunu olan katılımcılara kıyasla daha yüksek olduğu görülmektedir. Babanın eğitim düzeyi ise etik duyarlılığı etkilememektedir.
- Sosyal Medya ile Etik Duyarlılık Arasındaki İlişki
Araştırma sonucuna göre , sosyal medyayı aktif kullanan katılımcıların , sosyal medyayı kullanmayan katılımcılara göre etik duyarlılık seviyeleri daha yüksek çıkmıştır.
Fakat aynı zamanda sosyal medyayı aktif olarak kullanan katılımcılar arasında, sosyal medyada geçirilen zaman arttıkça etik duyarlılık düzeyleri düşmektedir.
10. TARTIŞMA VE SONUÇ
Araştırmadan elde edilen bulgular, katılımcıların dijital alışkanlıkları ile etik duyarlılık düzeyleri arasında dikkat çekici bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Katılımcıların sosyal medya kullanım tercihleri incelendiğinde, Instagram, YouTube ve X (Twitter) gibi platformların baskınlığı göze çarparken, profesyonel ağ platformu olan LinkedIn kullanımının sınırlı kalması, örneklemin sosyal medya kullanım motivasyonunun daha çok eğlence ve kişisel etkileşim odaklı olduğunu düşündürmektedir. İnternette geçirilen toplam sürenin sosyal medyadan fazla olması, kullanıcıların dijital dünyada yalnızca içerik tüketmediğini, aynı zamanda farklı çevrimiçi faaliyetlerde de bulunduğunu; ancak sosyal medyanın bu zaman diliminde merkezi bir “çapa” görevi gördüğünü kanıtlamaktadır.
Etik duyarlılık düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermemesi, modern etik eğitiminde ve toplumsal değer yargılarında cinsiyetler arası makasın daraldığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak aile yapısına dair bulgular literatürdeki bazı alışılagelmiş verilerle ters düşmektedir. Araştırmada baba eğitim düzeyinin etik duyarlılık üzerinde bir etkisi saptanmazken, anne eğitim durumuna göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Özellikle annesi ilkokul mezunu olan katılımcıların, annesi ortaokul mezunu olanlara göre daha yüksek etik duyarlılığa sahip olması, etik değerlerin aktarımında akademik eğitim düzeyinden ziyade, aile içi dinamiklerin ve kuşaklar arası aktarılan pratik ahlaki değerlerin daha etkili olabileceğine işaret etmektedir.
- Sosyal Medyanın Etik Duyarlılığa Etkisi Hakkında Bulgulardan Varılan Sonuçlar
Araştırmanın en çarpıcı sonucu, sosyal medya kullanımı ile etik duyarlılık arasındaki çelişkili (paradoksal) ilişkidir. Bulgular, sosyal medyayı aktif kullanan bireylerin, hiç kullanmayanlara oranla daha yüksek etik duyarlılığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, sosyal medyanın küresel sorunlara dair farkındalık yaratma, farklı bakış açılarını sunma ve etik ikilemlerle karşılaşma alanı sağlama potansiyeliyle açıklanabilir.
Buna karşın, sosyal medyada geçirilen süre arttıkça etik duyarlılık düzeyinin düşmesi, dijital mecralarda “duyarsızlaşma” ve “normalleştirme” olgusunun bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Ekranda kalınan sürenin artması; içeriklerin hızla tüketilmesi, dezenformasyonun yoğunluğu ve sanal ortamın yarattığı anonimlik duygusu nedeniyle bireylerin etik meselelere karşı bilişsel bir yorgunluk yaşamasına yol açıyor olabilir.
Sonuç olarak; sosyal medya bir farkındalık aracı olarak etik gelişimi desteklese de, kontrolsüz ve aşırı kullanımın etik bilinci körelttiği görülmektedir.
11. İNCELEME SONUÇLARI VE ÖNERİLER
- İnceleme Sonuçlarının Değerlendirilmesi
Araştırma verileri, dijital dünyada var olmanın etik duyarlılığı beslediğini ancak kontrolsüz dijital maruziyetin bu duyarlılığı aşındırdığını göstermektedir. Bilişim etiği bağlamında, sosyal medya platformlarının (Instagram, YouTube, X) yüksek kullanım oranları, bireylerin sürekli bir “veri akışı” ve “etik karar alma süreci” içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.
Özellikle sosyal medyada geçirilen süre arttıkça etik duyarlılığın düşmesi, literatürde “Dijital Duyarsızlaşma” olarak adlandırılan durumla örtüşmektedir. Kullanıcılar; siber zorbalık, dezenformasyon ve mahremiyet ihlalleri gibi etik dışı durumlara çok sık maruz kaldıklarında, bu durumları normalleştirme eğilimine girmektedirler.
- Bilişim Etiği Eksenli Öneriler
Sadece interneti kullanma becerisi (dijital okuryazarlık) yeterli değildir. Sosyal medya platformlarının merkezi konumu göz önüne alındığında, kullanıcılara fikri mülkiyet, veri gizliliği ve dijital nezaket gibi bilişim etiği konularında derinlemesine eğitimler verilmelidir.
Sosyal medya platformlarında geçirilen sürenin “nitelikli” hale getirilmesi için etik farkındalık yaratan kamu spotları ve interaktif içerikler artırılabilir.
Araştırmada görülen “süre arttıkça duyarlılığın azalması” durumu, platformların kullanıcıyı içeride tutmak için kullandığı algoritmalarla ilişkilendirilebilir. Bilişim profesyonelleri ve yazılım geliştiriciler, kullanıcıyı manipüle eden veya etik dışı içerikleri öne çıkaran algoritmalar yerine, “Etik Tasarım” (Ethical Design) ilkelerini benimsemelidir.
Hazırlayan: Bahar Işıklı 100223012



